Cuma sayfasını okudunuz mu?

19 Rebi'ül- Ahir 1437

29 Ocak 2016 Cuma 10:01

EY İNSANLAR!

Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Size gökten ve yerden rızık veren Allah’tan başka bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde nasıl (olup da imandan) çevriliyor (başka varlıklara tapıyor)sunuz?  (Fatır/3)

OKUNMAMIŞ 3 MESAJINIZ VAR

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

·      Kitab’a sımsıkı sarılan (Kur’an’ın hükümlerine göre hareket eden) ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz böyle iyiliğe çalışanların mükâfatını zâyi etmeyiz. (Araf/170)

·      Ey insanlar! Rabbinizin emrine uygun yaşayın, babanın çocuğuna fayda veremeyeceği, çocuğun da babasına fayda veremeyeceği bir günden korkun! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı, sizi asla aldatmasın. O çok aldatıcı (şeytan ve dostları) da sizi Allah(’ın affı) ile sakın aldatmasın (günaha daldırmasın ve ibadetten alıkoymasın!) (Lokman/33)

·      Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik. (İbrahim/1)

 

 

 

 

 

 

 

   YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Eğer yerdeki ağaçlar (birer) kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), ardından yedi deniz ona (katılıp) yardım etse yine (bunlar tükenir de) Allah’ın kelimeleri tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak galip, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. ( Lokman /27)

         HÂMDUN KASSAR (RA) BUYURMUŞLAR Kİ:

 “Kişiyi önce ilim, sonra hikmet, sonra da tevhid meydanında ararlar. Şayet bu üç meydanda bulunmazsa onun dindarlığından ümidini kes!”

 

“Kulu ahretten alıkoyan neyse dünya odur. Buna göre kiminin dünyası saray ve mesken, kiminin dünyası ticaret, kimininki izzet ve galebe, kimininki ilim ve onunla iftihar etme, kimininki meclis kurup konuşma, kimininki de nefs ve arzudur. Halktan herkesin himmeti kendi haddine göredir. Her ne hadde ve istidatta iseler onunla bağlıdırlar.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Allahım! Beni ,sana şükredenlerden, seni zikredenlerden, senden korkanlardan, sana itaat edenlerden, mütevazi olanlardan ve sana yönelenlerden eyle…” ( İbn Mace, Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel)

YAŞAYAN KUR’AN: Hz. MUHAMMED(SAV)

O’NDAN (SAV) BİZE

 

 

 

Ali b. Ebî Tâlib (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kim Kur’ân-ı okur ve ezberler, helal kıldıklarını helal sayar, haram kıldıklarını haram kabul edip uzak durursa Allah O Kur’ân sebebiyle onu cennete koyar ve ailesinden cehennemlik olan on kişiye de şefaatçi kılar.” (Tirmizi,İbn-i Mâce)


 Cübeyr b. Nüfeyr (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Siz Allah’a Kur’ân’ın emirlerini yerine getirerek yaptığınız iyiliklerden daha değerli bir şeyle Allah’ın huzuruna dönemezsiniz.” (Tirmizi)
 Enes bin İyaz (ra)’den rivayete göre Ashab-ı Kiramdan birkaç kişi oturup Kur'ân'dan bir âyet üzerinde farklı görüşler ve yorumlar ortaya koyarak tartışmaya başlamışlardı ki, Resulullah (A.S.) Efendimiz çıkageldi ve onların bu halini görünce yüzü kıpkırmızı kesildi ve yerden biraz toprak alıp onlara doğru atarak : “Durun bakalım, ne oluyor size? Sizden önceki ümmetler, Peygamberlerine karşı ihtilafa düştükleri ve Allah'ın indirdiği Kitabın bir kısmını bir kısmına karış­tırıp (yanlış yorumlarda bulundukları) için helak olmuşlardır. Şüphesiz ki, bu Kur'ân, bir kısmı bir kısmını yalanlayacak biçim ve anlamda indirilmemiştir; ancak bir kısmı bir kısmını doğrular mahiyette inmiştir. “Ondan anladığınızla amel edin, bilmediğiniz ve anlayamadığınızı bilenlerden sorun.” (Ahmed bin Hanbel)

 

 


              

 

 

EFENDİMİZ (SAV) BUYURDULAR:

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“(Mutlaka olacağına dair ) Vade olunan gün, kıyamet günü, me­leklerin hazır bulunduğu gün arafe günü, kendisine saygı gösteren mü'minlere şahitlik edecek gün cuma günüdür. Güneşin doğup batmakla ortaya koyduğu cuma gününden daha üstün bir gün yoktur. Zira cuma gününde öylesine bir saat vardır ki, o zamana rastlayan her müslümanın hayırlı duası kabul edilir. Allah'a sığındığı her kötülüğün acı akıbetinden kurtulur.” (Beyhaki, İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir)

 

KUR’AN’I ANLAMAK VE YAŞAMAK

 “…  Gerçekten biz, derin anlayış sahibi bir kavim için ayetleri geniş geniş açıkladık.” (En’am; 98)

Kur’an, ilahi iradeyi insana taşıyan eşsiz bir kitaptır. O, Al­lah’tan (cc) gelmedir. Allah’ın (cc) bildirisi ve İslam dininin kavramlaşmış biçimidir. İslam’ın asıl şekli ve ideal resmi, Kur’an’dadır.

Apaçık bir Kitap olan Kur’an’ın muhatabı, insandır. O, insa­nın kendisini okumasını ve ayetleri üzerinde düşünmesini ister. Kur’an’ı anlayarak okuyan ve düşünen insan, iman değerine ula­şır. Onun hükümlerini iradeli, bilgili ve şuurlu biçimde uygula­yarak da İslami bir kişilik kazanır. İnsanın yapması gereken ön­celikli iş, Allah’ın (cc) kitabını anlamak ve Kur’an’a göre yaşama farzını yerine getirmektir. Bu gayreti göstermemek, İslam’ı ciddiye almamak anlamına gelir. Kur’an’ı anlamayan, İslam’ı ciddiye almayan kişi ise, onun hükmünden hayatına bir şey katamaz. Böyle olunca da hükmünü çiğnediği Kur’an’dan sevap, hayatının dışında tuttuğu İslam’dan da feyz alamaz.

 Bağlantı            Müslümanlar, Kur’an’ı anlama konusunda yeterli ciddiyeti göstermedikleri için, zamanla birçok sorunla yüz yüze geldiler. Bu sorunların, genelde şu temel yanlışlardan kaynaklandığı söylenebilir:

a) Bilgisiz inanç: Kendini “Müslüman” olarak tanımla­yanların büyük bir kısmı, Kur’an’dan çok, kişisel görüşleri kabul etmenin iman olduğunu sanmaktadır. Kur’an ve hadisten, ilim ve irfandan yüz çevirmiş, sadece mevki, servet ve şöhret peşin­de koşan çok sayıda insan, yanlış inanç, kısır bilgi ve cahilce ictihadlarla hayatını sürdürmektedir. Bu temel yanlıştan dolayı, çağımızda saadet devri Müslümanlığından çok, cehalet devri anlayışı sergilenmektedir.

b) Gönülsüz teslimiyet: İnanç dünyası ile pratik hayat ara­sında ayırım yapan pek çok insan, sahte değerler içinde dejenere olmuş bir hayatın aldanışı içinde, İslami hayat tarzına bağlı kalmaktan rahatsızlık duyuyor. Şeklen inanmış görünen bu in­sanlar, dünya çıkarlarını ve konumlarını korumak için İslam’ı benimsemiş görünürler. Ama onlar günlük hayatta dini ciddiye alınacak bir değer olarak görmezler. Hatta hayata müdahalenin, dini işi olmadığını iddia ederler. Kur’an, böyle kimselerin durumunu, şu çarpıcı sözlerle dile getirir:

Çöldeki (bedevî) Araplar (gelip): “İman ettik.” dediler. De ki: “Siz (gönülden) iman etmediniz. (Fakat:) ‘Müslüman olduk/teslim olduk’ deyin. Henüz iman kalplerinize (tam) girmedi… (Hucurat; 14).

c) Çarpık zihniyet: Müslümanlar, büyük ölçüde İslam birliğini ve şuurunu yitirdi­ler. İslam dışı sistemlerin yol açtığı yıkım sonucu, İslami öğreti ve idealler çarpıtıldı. İslam, sadece törensel örflere dayanan ve kaba kuvveti savunan ürkütücü bir “imajla” zihinlere sokuldu. İslam nesillere böyle sunulunca ona yüzeysel bağlanan, ama di­nin öngördüğü ilkeleri ayakta tutmak için hiç bir çaba göstermeyen bilinçsiz yığınlar ortaya çıktı.

d) Ahlaki zafiyet: İslam’ı ciddiye almanın en bariz belirtisi, Kur’an ahlakını, hayatın ekseni haline getirmektir. Kur’an, İslam’ın ilkelerini hayata geçirmekte iddialı olduklarını söyle­yip sonra bu sözlerinde zaaf gösteren kimseleri şöyle uyarır:

Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah yanında ne kadar çirkindir! (Saff Suresi; 2-3).

Bu uyarı bize, ahlaki zaaf ve çöküşün, boş sözlerle değil, samimi davranış ve ciddi tavırlarla düzeltilebileceği me­sajını vermektedir.

İslam’ın ciddiye alınması, onun hayata taşınması için kararlı ve isabetli çabaların ortaya konulması anlamına gelir. Şu halde yapılması gereken şey, Kur’an’ın ilke ve ideallerini hayata yeni­den katmak olmalıdır. Şunu unutmayalım ki, inan­cımız, yaşadığımız hayatla ne kadar bütünleşirse Rabbimiz bi­ze o kadar yakın olur.

Anlamıyla Buluşmak Platformu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Makaleye

 

Bulamaca yerine bu görselleri kullanıyoruz.

 

 

 

 

 

       DÜNYA HADİS YILI

Ufka Yolculuk Kültür Yarışması heyeti, modern çağda iç huzuru arayan insanlığın sünneti seniyye ile yeniden samimi şekilde buluşması ihtiyacını göz önünde bulundurarak 1437-2016 yılını “Dünya Hadis Yılı” ilan etti. 

Hadis yılında, büyük bir kampanya düzenleyerek, Son Peygamber’in, insanların dünya ve ahiret saadetine vesile olacak mesajlarıyla buluşmasına aracılık edilecek.  Kampanyanın amacı okuma alışkanlığının istenilen düzeyde olmadığı günümüzde; okuyan, düşünen ve okuduklarıyla hayatına yön veren bireylerin yetişmesine katkı sağlamak, halkımızın özellikle gençlerimizin sahih kaynaklarla buluşmasına destek olmaktır. 

Bu vesile ile dört yıldır sürdürülen Ufkayolculuk yarışmasının bu yılki konusu Hadis-i Şerifler

Yarışma başvuruları ve detaylı bilgi için www.ufkayolculuk.com adresi ziyaret edebilirsiniz.

        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu köşenin içeriği  SON PEYGAMBER PLATFORMU’ nun katkılarıyla, KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK  PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin  Feyizli'nin  Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuran.global  ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.