Türkiye'de teröre karşı eylem planları

Dr Ömer Uluçay yazdı

03 Şubat 2016 Çarşamba 06:10

Türkiye, 1925 yılından beri terörle/eşkıyalıkla mücadele etmekte ve bunun için günün koşullarına göre mücadele planları uygulamaktadır. Biri-diğerinin devamı olan ve özellikle Doğu-Güneydoğuda, Kürtlerde devam edegelen direnişler "terör" olarak algılanmış ve devletten olan siyasi istekler gözardı edilmiş, konu ekonomik gelişmişlik derecesi ile ifade edilmeğe ve yatırımlarla çözülmeğe çalışılmıştır.

Bunlar da göstermektedir ki sorunun asıl nedenine göre bir algılama resmen dile getirilmemiştir. Ancak yakın zamanda bu direnişlerin "Kürt Sorunu"ndan kaynaklandığı kabul ile adı konulmuş, görüşmeler yapılmış ve fakat sonra bunlar inkâr edilmiştir. Bu nedenle de arada bir güvensizlik de doğmuştur.

Ortadoğu'daki gelişmeler ve savaş hali, Kürt Sorununu öne çıkarmış ve Kürtlerin vatandaşı oldukları devletlerin iç-işleri olmaktan çıkmış uluslar arası sorun olmuştur. AB Parlamentosu Brüksel'de kendi salonlarında 12. Kürt Konferansını yapmaktadır.

Bu Konferansta, “Türkiye’de Modelden Soruna” başlıklı oturumda konuşan, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş[1], şunları söylemektedir:

“Skyes-Picot’un yüzüncü yılı dolmak üzere, yüzyıl boyunca dünya, bölge değişti, demokrasi, devlet yönetim biçimleri değişti, Kürtler değişti, bölgedeki aktörler değişti, ekonomik modeller, ticaret anlayışı değişti. Birçok alanda değişim yaşandı. Dünya bu kadar değişirken, Türkiye değişmedi. Bölgedeki dengeler alt üst olurken, yüz yıl önceki statüler yıkılırken, Türkiye buna hazırlık yapamadığı için, düşünsel anlamda, ideolojik anlamda, yönetim modeli, dış politika anlamında hazırlık yapamadığı için kriz Türkiye’nin krizi haline geldi. Çünkü Kürtler artık bu sorunu aştılar, 21. Yüzyıla uyarlanabilecek değişimi yakalayabilecek bir anlayışa geldi. Kürtler, kendi Kürt sorununu çözdüler.”

Türkiye önündeki sorunu doğru ve tam olarak görmeli, adını koymalı ve bunun esasına yönelik bir çözüm modeli geliştirmelidir. Sınırları içindeki Kürtler üzerinde aktif ve etkili rol oynamanın ötesinde, Milli Mücadelede olduğu gibi bir dayanışma içinde olmalıdır.

İsmet İnönü Lozan'da Lord Curzon'a karşı diyordu ki "ben Türklerin ve Kürtlerin temsilcisiyim". O günün Kürtleri konuşmadılar. Ama bugünün Kürtleri konuşuyor, nerdeyse bir asır sonra tarih sahnesindedirler, ölüyorlar, siyasal, bölgesel, sınırlar içinde, demokratik düzende hak istemektedirler. Dünyada örnekleri vardır.

Buna göre ve kendi toplumsal özelliklerimiz de dikkate alınarak bir çözüm yoluna girilmelidir.

Psikolojik eylemlerle, operasyonlarla sonuç almak mümkün olmuyor. Zaman zaman Diyarbakır'da Hükümet toplantıları yapıldı, Kürtler için ekonomik paketler açıldı, ama hiçbiri etkili ve yeterli olmadı. Şehir savaşları ile sonuç almak imkânsız.

Topla, tankla yıkılmış binalar, sokakta kalmış, buzdolaplarında saklanmış cenazeler, helikopterle bombalanmış mezarlar, bodrum katlarında ölüme yatırılmış insanlar nasıl olacak bunun sonu? Birlikte yaşamanın zincirlerini kırmamalı, iplerini koparmamalıdır. Bu işlemler haklı-haksız ikilemini aşmıştır. Yapılacak yeni beton binalar, kırık kalpleri onarmayacaktır.

Şark Islahat Planları, Mecburi İskân Kanunu ve Yönetmelikleri uygulamalarından sonra devreye konulan yeni planlarla beklenen sonuç maalesef alınamamıştır. Hükümetimiz şimdi yeni bir düzenlemenin içindedir. Soruna etkene göre yaklaşılmazsa çözüm gerçekleşmiyor.

Tıpkı hekimlikte olduğu gibi: Etkene göre ilaç verilmezse, ateş düşmez, hasta iyileşmez. Geçici tedbirle (Aspirin; operasyon, top, tank, savaş uçağı, bombalama, göç, tutuklama ve işkence, gaz-cop, yayın toplama ve yasaklama-kapatma, infaz, taciz, mali kontrol, korucu, muhbir, devşirme) ateş düşer, fakat hasta iyileşmez, ateş tekrarlar.

Çıkmayan candan umut kesilmez, fakat böyle tedavi de olmaz.

*

Hükümetin Terörle mücadelede yeni "eylem planı"  

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş[2] hükümetin Güneydoğu'daki çatışmalara karşı "eylem planı"nı açıkladı. Sorulara verdiği cevapta Öcalan la görüşmelerin olmayacağını söylemedi.

"Çok kapsamlı bir terörle mücadele devam ediyor. Terörü bütün imkânlarıyla yok edecek sürecin sahibi de milletin kendisidir. STK’lar, kanaat önderleri, bölgedeki ve Türkiye’deki bütün çevrelerin bu sürece dâhil olması ve bu anlamda bizatihi milletimizle sürecin yönetilmesi esastır."

"Esas amacımız sivil halkın maddi ve manevi zararlarının giderilmesidir. Bütün bu süreçte Türkiye’de duygusal kopuşun olmasını isteyebilirler. Hızlı bir şekilde uygulamaya koyacağımız, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla terörle mücadelenin yapılacağı eylem planını paylaşacağız".

Buna örnek olarak bazı illerde öğrenci eğitimini tamamlamak üzere bir düzenlemenin ve psikolojik danışma merkezlerinin kurulduğu açıklandı.

 "PKK iç güvenlik tehdidi olmaktan çıkarılmış değildir. Eylem planı çerçevesinde söz sahibi olanların, herkesin, halkın nabzını tutacağız, dinleyeceğiz. Sur’daki, Silopi’deki, Nusaybin’deki insan işin sahibi, inşallah terör bitirilerek milli birlik ve kardeşliğin sağlanması mümkün olacak.

Siviller de 'terörle mücadele'ye katılacak[3]

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanan güvenlik zirvesinde alınan kararlar kapsamında bütün kamu kurumlarının içinde yer alacağı ‘terörle mücadele master planı’ oluşturulacak.

Planın yürürlüğe girmesiyle tüm kamu kurumları ve sivil örgütler 'terörle mücadele'nin içinde olacak. Buna göre kurumlar, plan ve programlarını kendileri uygulamak yerine master plan çerçevesinde hareket edecek. Her kentin ve yerleşim biriminin kendisine göre bir profili oluşturulacak, ihtiyaçları bu profile göre belirlenecek.

Başbakan A.Davutoğlu[4]: "Sur'u öyle inşa edeceğiz ki Toledo gibi olacak"

Başbakan Ahmet Davutoğlu Suudi Arabistan dönüşü, uçakta bulunan gazetecilere konuştu:

"Yeni bir güvenlik yapılanmasına ihtiyaç var. Klasik güvenlik yöntemleriyle başarılı olmanız çok zor. Sur, Silopi, Nusaybin ve benzer yerlere insanca yaşanabilecek konutlar yapılabilecek. Özellikle Sur’da bir taş üzerine taş konsa haberim olacak dedim. Tescilli Diyarbakır evleri, camiler, kiliseler, hanlar Diyarbakır’ın mimari dokusuna hiçbir zarar vermeden restore edilecek. Diyarbakır Sur’u öyle inşa edeceğiz ki aynen Toledo (İspanya) gibi mimari dokusuyla herkesin görmek istediği bir yer haline gelecek.”

Önce yıkıldı, halk göç etti, mekân boşaltılacak ve sonra yapılacak. Kime ve nasıl verilecek? Önceki özgünlük ve hareket, ticaret nasıl sağlanacak? Sonra bu uygulama ne kazandırdı? Ve daha pek çok soru. Yıkılan yerler, şüphesiz yıkıntı halinde bırakılmayacak ve büyük bir rant kapısı açılacak.

*

Hükümetten 'Çözüm Süreci' yerine 'İstişare Süreci': 303 maddelik eylem planı[5]

Hükümetin hazırladığı 303 maddelik eylem planı kapsamında; 'İstişare Süreci' olarak adlandırılan yeni dönemde aralarında STK'lar, hukukçular, Kürt siyasiler, aydınlar ve iş adamlarının da bulunduğu birçok kesimle görüşüleceği bildirildi.

Bülent Arınç, 29 Ocak'ta CNN-Türk'te "Çözüm süreci, adı değişerek yarından tezi yok başlatılmalı, HDP dışında aktör yoksa onu güçlendirmek gerek" demişti. Doğu ve Güneydoğuya yönelik yeni bir süreç devreye giriyor. Bu kez adı "Çözüm" değil "İstişare Süreci" olacak ve bunu Başbakan yürütecek. Farklı kesimlerle görüş alışverişinde bulunacak. Hukukçular, işadamları, STK'lar ve vatandaşlarla bir araya gelecek. Bu nedenle bir görüşme programı hazırlanmıştır, yürütülüyor.

Başbakan, "İstişare Süreci" kapsamında aydınlarla da çok geniş kapsamlı bir toplantı yapacak. Milliyetçi, sosyalist, muhafazakâr, liberal her kesimden isimler o toplantıya çağırılacak. Kürt sorununun çözümü konuşulacak.

Davutoğlu, bölgedeki siyasi kimliklerle de görüşmeyi planlıyor. Farklı partilerde siyaset yapmış isimlerin deneyimlerinden yararlanacak. Tüm bu görüşmelerin ardından masaya gelen öneriler kapsamında yeni adımlar atılacak.

Başbakan, "İstişare Sürecini" İllerde tek tek tüm kesimlerin sorunlarını dinleyecek. Hükümetin hayata geçireceği rehabilite programını anlatacak, görüşlerini alacak.

Görülüyor ki daha geniş kapsamlı bir görüşme ve veri toplama olacak. Toplum bir beklentiye girecek. Tıpkı Akil insanlar heyetinde olduğu gibi. Bundan bir sonuç çıkmamıştı.

Başarılı olması ve sorunu çözmesi umuduyla bekleyelim ve izleyelim.

 

 

[1] http://www.birgun.net/haber-detay/demirtas-avrupa-parlamentosu-nda-konustu-kurtler-yeniden-tarih-sahnesine-cikiyor-101868.html,01.02.2016

[2] http://t24.com.tr/haber/hukumet-sozcusu-kurtulmus-guneydogu-icin-eylem-‎planini-acikliyor,325558,25 Ocak 2016 ‎

[3] http://haber.sol.org.tr/turkiye/icislerinden-master-plan-siviller-de-terorle-‎mucadeleye-katilacak-141530,04 Ocak 2016 ‎

[4] www.e-gazeteoku.net/sol_org_tr-haberleri,‎ 01 Şubat 2016  ‎

[5] http://t24.com.tr/haber/hukumetten-cozum-surecinin-yerine-istisare-sureci-303-‎maddelik-eylem-plani,326448,01 Şubat 2016 ‎

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.