TAKSİTLE YAŞAYIP PEŞİN ÖLENLER…
HAYDİ, SEGİLİLER GÜNÜNE!
Canlılığını “Hayat”a çeviremeyenler sevgiden ne anlar?
Canlılık evresinde kalanların sevgisi de “canlılık” aşamasında olur.
Açıklayayım; Canlılık yaratılıştan gelir. İnsan, bitki, hayvan canlıdır. Bir ağaçta canlıdır bir insan da; ama insan aklı, mantığı, yaşam felsefesi ile canlılığına bir anlam verir.
Hayat; canlılığa verilmiş anlamdır.
Ağaç, canlılığına bir anlam veremediği için sadece “canlılık” boyutunda kalmıştır.
Eğer bir insan da yaşamına anlam katmamış ve sadece canlılık boyutunda kalmışsa, bir ağaçtan ne farkı kalır.
*
Sevgililer Günü’nün, sevgi adına sadece armağanlaşma olarak algılanması, henüz canlılık aşamasında olduğumuzun bir göstergesidir.
Bu canlılara layık görülen yaşam bile peşin değil taksitledir.
*
İroni yapmak istiyorum;
*İnsanlarımızın çoğu taksitle sevip, peşin ihanete uğramaktadır;
*Kredi kartı ile 6 ay taksitle hayal kurup, peşin olarak hayal kırıklığına uğramaktadırlar.
*Peşin peşin soyulup, ne olduğunu da taksitle anlama dönemi…
Şimdi öyle bir durumdayız ki neredeyse insanlar birbirine soracaklar:”Duygunuz yoksa paranız da mı yok?”
*
Şimdi dönelim, insanı insanlaştıran sevgi kavramına…
Önce şunu bilelim, sorunların nedeni sevgisizlik değildir… Hani aklı evveller başlayacaklar; “sevin… Sevgi şöyledir; Sevgisizlik böyledir… Cart… Curt…”
Evet Cart… Curt… Yeryüzündeki sorunların kaynağı olarak “sevgisizlik”i görmek, körlüktür, gerçek suçluları saklamaktır.
Ortadoğu’yu kan gölüne döndüren sevgisizlik mi? Afganistan, Irak, Pakistan, Libya, Suriye, Türkiye halklarının başına bomba düşmesi sevgisizlik mi?
Geçin bunları geçin geçin…
*
Şimdi sevgi nedir ona bakalım; yani minicik bir kısmına…
“Gözlerinin içine başka hayal girmesin / Bana ait çizgiler dikkat et silinmesin…”
*
Mendilim işle yolla / işle gümüşle yolla / İçine beş elma koy / Birini dişle yolla…”
*
“Yine yakmış yar mektubun ucunu / Askerlikte sevda çekmek zor diyor…”
*
“Dokunma kalbime zîrâ çok incedir kırılır / O tıpkı mâbede benzer ki orda hıçkırılır…”
*
Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım / Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım...”
Artık insanlar böyle duygulanacak kadar sevemedikleri için, “türkü dinlemek” yerine, hediye alıyorlar…
Duygulara göre sevgi parasına göre sevgiye dönüşmüş durumda…
Sevmenin yüceliğini kavrayamayan “tektaş”la durumu idare ediyor…
Ne deyim…
Canlılığına anlam katarak onları hayata çevirenlerin sevgisine selam olsun…