Çevre Bakanımız Fatma Güldemet Sarı, MÜSİAD’ın Adana’da düzenlemiş olduğu Genel İdare Kurulu Toplantısı’na katılarak iddialı, ama önemli bir görüşü ortaya koydu.
Sayın Bakan;
Yeni bir birliktelik ve kardeşlik dönemini başlatacağını, bunun için sivil toplum kuruluşları ile, kanaat önderlerinden oluşan istişare meclislerinin kurulacağını ifade ederek;
“Bu sayede hükümetimizin bütün çalışmalarının halkımıza en demokratik şekilde aktarılmasını, sürecin sizlerle yürütülmesini ve en kısa zamanda sonlandırılmasını hedefliyoruz” dedi.
Bakan, milletimizin asırlardır değişmez karakter yapısını oluşturan kardeşlik hukukunun, güçlü bir şekilde ortaya çıkmasını istiyor.
Sayın Bakana katılmamak mümkün değil,
Ancak, kardeşlik hukuku için, millet konjonktürel olarak buna hazır mı?
Araştırma sonuçlarına baktığımız zaman, millet hazır değil,
İşte sebebi;
Türkiye’de araştırma yapan yabancı bir kuruluş, parti tabanları arasındaki sosyal mesafeyi anlayabilmek amacıyla, bir dizi soru yöneltiyor vatandaşlara.
Çıkan sonuçlara göre;
“Kızımı başka bir partideki kişiyle evlenmesini istemiyorum” diyenlerin oranı yüzde 83,
“Başka bir partideki kişiyle iş yapmam” diyenlerin oranı yüzde 78,
“Başka bir partideki kişiyle komşuluk yapmak istemem” diyenlerin oranı ise yüzde 76.
Haydi, buyurun bu zihniyet içerisinde kardeşlik hukukunu geliştirin geliştirebilirseniz.
Oysa Bakan doğru söylüyor,
Türk Milletinin her zamankinden fazla kardeşlik hukukuna ihtiyacı var,
Özellikle millet istemese de, sınır hattımızda karşımıza aldığımız Rusya ve İran, geldiğimiz son nokta itibariyle tarihimizde olmadığı kadar kardeşlik bağlarındaki harcın yoğunlaştırılmasına ihtiyaç var.
Umarım Sayın Bakanın gündeme getirdiği özellikle iş hayatında ve içtimai hayattaki kardeşlik bağları yeniden tezahür ederek, hak edilen noktada olur.
Bu işi başaracak olanlar ise STK’lardır,
STK’lar, siyasi eğilimlerini ortaya koymadan, bu ülkenin payidar olmasını hedefine koyduğu zaman, o kardeşlik hukuku dalga dalga yayılacaktır diyorum.