Yaralı değil kardeşim, “ölü”

Murat Yıldırım yazdı

25 Şubat 2016 Perşembe 06:10

Yine tırmanan terör olayları ve her an yanı başımızda bir canlı bombanın kendiyle birlikte hepimizi havaya uçuracağı paranoyası hayatımızın ne yazık ki baş köşesine oturdu. Şehit olan askerler, masum sivil insanlar hepimizi derinden etkiliyor. Sayı yükseldikçe acımız artıyor ve ne yazık ki sayı az olursa çektiğimiz acı ters orantılı olarak azalıyor. Sayılar üzerinden ağlamayı  ya da ağlamanın derecesini ayarlayabilmeyi öğrenir olduk.

Bu dehşet saldırılardan bir de yaralı olarak kurtuldukları için sevindiklerimiz var. Çünkü bize öyle veriliyor haber. Şu kadar ölü, şu kadar yaralı diye. Ve biz yaralı sözcüğünü hafif, basit, sevindirici, şükredici bir kelime olarak algılıyoruz bu tür saldırılarda. Oysa yaralı olarak kurtuldukları için sevindiğimiz insanlarla bir empati yaptığımızda dehşet sınırlarını aşan başka fotoğraflarla karşılaşıyoruz.

Küçücük bir çocuk, kafatası yarılmış, beynini yarısı dışarıda, sayısız ameliyatla hayata tutunmuş ama aslında hayatı mahvolmuş. Oysa o bizim için sadece yaralı.

Bir gencin kolu kopmuş, ayak parmakları uçmuş. Biz ona da yaralı olduğu için seviniyoruz.

Birinin ömür boyu kulaklarında çığlıklar ve çınlamalar dinmeyecek, hep o sesle yaşayacak. Ama üzülmeyelim sadece yaralı o.

Bir genç kızın yüzünde çukurlar oluşmuş, bedeni kraterler gibi açılmış ve estetik ameliyat bile çare olamayacak… O da bizim için yaralı.

Giden gözler, kopan kulaklar, uçan kol ve bacaklar, fışkıran beyinler, sönen umutlar, ağır depresyonlar şunlar bunlar…

Bizim için yaralılar…

Ama onlar ölüler…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.