Öyle insanlar vardır ki, uşaklıktan kurtuldukları zaman,
ellerindeki son değeri de kaybetmiş olurlar.
Nietzsche
Bazı insanlar için dost, tek kullanımlık kibrit çöpüdür. Sigaranı yakarsın. Kibrit çöpünü yere atarsın. Eğer ateş sönmüşse, sadece yere atılmakla kurtulursunuz, yanmaya devam ediyorsa, ayrıca üzerine basıp ezmek bir görev haline dönüşür.
Onu ezerek söndürmenin adına istediğiniz erdemi yakıştırabilirsiniz.
Seçimler, bu çelişkinin en sık yaşandığı zaman ve alandır.
Bir kullanımlık meşaleye dönüşen dostlar aydınlatır çevreyi. Sahte ve geçici bir aydınlanma kaplar ortalığı. Her meşale küçük bir çıkar kırıntısı için yanmaya hazırdır. Oysa ateşi kendisi için kullansa kalıcı bir aydınlığa hizmet etmiş olacaktır.
Tek kullanımlık dostların Bir mürit olarak uçurduğu "şıh", onun sırtını öylesine sıvazlıyor ki, çıkar kırıntısının taahhüdü ile gözleri kör oluyor. Bu körlükle "şıh"ın çıkacağı zirve için sırtının basamak olarak kullanılmasından ayrıca onur duyuyor.
Basamak memnun, çıkan memnun...
Benim bildiğim insan, ileride gölgesinden faydalanacağı bir ağaç diker. Ama şıhını yücelten müritler, onun rahat geçmesi için ağaçları yok ediyor. Gölgesine sığınmak için şıhını büyütüp besliyor.
Şıhların gölgesi kapladı her yanı, yamacında da ateşi sönmüş meşale sapları...
Çok merak ediyorum; seçilmiş oldukları belli olan sözde milletvekili adaylarının çevresinde dolaşanlar - bir kullanımlık meşaleler - yarın kim için yanacaklar?
Bu adamlar, komşularını seviyorlar mı? Veya daha dün şıhlarını seviyorlar mıydı?
Ve iddia ediyorum, tek kullanılmış meşale olmaya hazır bu sıradan insanlar ancak komşularını sevebilirler.
Komşuların ötesi olan, insanları, nesneleri, yeryüzünü, gökyüzünü, hayaletleri sevmezler.
Komşusunun ötesini göremez ve hayal edemezler.
Bir hayalin daha ötesi bir hedefin oluşturduğu hayalete, kendilerinden, fikir ve düşüncelerinden et ve kan veremezler. Bir hayaleti, bir hayali canlandırmak için ne sorumluluk yüklenirler ne de bunu becerebilirler.
Bir hayaleti, bir hayali veya bir nesneyi sevmek yarına ait bir iştir. Sadece komşusunu sevmeyi başaranın yarına vakti yoktur.
Yarın için ufku da yoktur; o bu gün sığınacağı gölgenin peşindedir. Zaten akşam oluncaya kadar, ateşi sönmüş ve bir şıhın gölgesinin yamacına bir meşale sapı olarak atılmıştır.
O şıhın karşısında bir kullanımlık meşale olduğunu ancak bir köşeye atıldığı zaman anlar; anladığında da bu kez bu onur kırıcı durumdan kurtulmak için başka bir şıh arar.
Kendisini uyaracak hiçbir söz ve işaretin anlamı yoktur.
Çünkü o, inanmak istediğine inanacaktır.
Bunları neden mi söylüyorum, yararı olmayacağını bile bile?
Ey mürit! Senin uçurduğun şıh, başka şıhların mürididir.
Onlar senin, göstermelik minnettarlığının karşısında kendilerini uçacak kadar şıh sayabilirler.
Ama onlar da başka şıhların tek kullanımlık meşalesidir.
Bazı meşaleler sönmeden atıldığı için, ortalık alev alevdir.
Sen de bu ateşte yanacaksın, ben de...
Ama sen şıhın için yanacaksın,
Ben kendim için...