Cuma sayfasını okudunuz mu?

24 Cemâziyelevvel 1437

04 Mart 2016 Cuma 06:00

EY İNSANLAR!

Ey insanlar! Sizi bir nefisten yaratan, ondan (onun özünden/maddesinden) de eşini (Havvâ’yı) vücûda getiren ve ikisinden de pek çok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinizin emrine uygun yaşayın/O’na karşı gelmekten sakının. Kendisinin adı ile (yemin edip) birbirinizden isteklerde bulunduğunuz “Allah’ın emrine aykırı davranmak”tan ve akrabalık bağlarını kesmekten kaçının. Şüphesiz ki Allah, sizi tam anlamıyla görüp gözetlemektedir. (Nisa Suresi /1)

OKUNMAMIŞ 3 MESAJINIZ VAR

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

Ey iman edenler! (Nefsinizin arzularına, çeşitli zorluklara, her türlü düşmanlarınıza karşı) dayanın, sabır ve sebat yarışına girin, murâbıt olun (nöbet halinde imiş gibi bekleyin, cihada hazırlıklı olun) ve Allah’tan korkun (emirlerine uygun yaşayın) ki kurtuluşa eresiniz. (Al-i İmran/200)
(O takvâ sahipleri:) “Ey Rabbimiz! Biz gerçekten iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru.” deyip sabredenler, (imanlarında, söz, niyet ve işlerinde) doğruluk gösterenler, (Allah’a) itaat ederek boyun eğenler, infak eden (O’nun rızası için mallarını sarfeden)ler ve seher vakitlerinde (dua edip) mağfiret dileyenlerdir. (Al-i İmran/17)
“Ey Oğulcuğum! Namazı dosdoğru/gereğine uygun olarak kıl, iyiliği emret, kötülüğü engelle. (Bu esnada) başına gelecek (musibet)lere sabret. Çünkü bunlar (Allah’ın emrettiği) kesinlikle (ve kararlılıkla) yapılacak işlerdir.” (Lokman/17)

YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Eğer yerdeki ağaçlar (birer) kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), ardından yedi deniz ona (katılıp) yardım etse yine (bunlar tükenir de) Allah’ın kelimeleri tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak galip, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. ( Lokman /27)

ABDÜLHALIK GÜCDÜVANİ (K.S) BUYURMUŞLAR Kİ:

 “Nefse uyup uymamak konusun da, çoğu zaman akıl da yanılabilir. Bunun en güzel ölçüsü, Hakk'ın emrettiğini yapmak, nehyettiğinden kaçmaktır; yani şeriata uymaktır”

 “Nefsini fenaya erdirmede son merhaleye ulaşmamış bir dervişin öfkelenince yoluna şeytan karışır ve işini allak bullak eder. Nefsini ifna edende ise öfke bulunmaz. Gadabın yerini gayret alır. Ancak gadapla gayret birbirine karıştırılmamalıdır. Çünkü gadap nefsanîdir. Gayret rabbanidir ve Allah ve Rasulü'ne düşkünlük, onlara yapılacak hakarete adem-i tahammüldür.”

“Kişi üzerine farz olan borçlarını öder, farizalarını yerine getirir ve ondan sonra dua ederse dileği kabul olunur. Sen farzlardan sonra bizi dua ile an; biz de sana dua edelim. Umulur ki Allah, dualarımızı kabul buyurur. Çünkü Allah Rasulü: "Mü'minin, mü'min kardeşine gıyabında duası red olunmaz."

“Allahım! Kafirlikten ve fakirlikten sana sığınırım. Allahım! Kabir azabından sana sığınırım. Senden başka ilah yok, ancak sen varsın.” (Ebu Davud)

YAŞAYAN KUR’AN: Hz. MUHAMMED(SAV)

O’NDAN (SAV) BİZE

Ebû Hüreyre (ra)’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav), "Allah Teâlâ  şöyle buyurdu demiştir.
" Dünyada sevdiği bir dostunu aldığım zaman, (sabredip) ecrini Allah'tan bekleyen mü'min kulumun katımdaki  karşılığı cennettir."    (Buhârî, Rikak 6)

Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre (ra)'den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

"Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar müslümanın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar." (Buhârî, Merdâ1, 3; Müslim, Birr 49)

Enes İbni Mâlik (ra)'den rivâyet edildiğine göre  Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

"Allah, iyiliğini dilediği kulunun cezasını dünyada verir. Fenalığını dilediği kulunun cezasını da, kıyamet günü günahını yüklenip gelsin diye, dünyada vermez."

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem (yine) şöyle buyurmuştur:

"Mükâfâtın büyüklüğü, belânın şiddetine göredir. Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır. Kim başına gelene rızâ gösterirse Allah  ondan hoşnut olur. Kim de rızâ göstermezse, Allahın gazabına uğrar." ( Tirmizî, İbnî Mâce)

EFENDİMİZ (SAV) BUYURDULAR:

Ebu Hureyre (r.a)'tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmaktadır:

“Cuma günü olduğunda mescidin bütün kapılarında melekler bulunur. Bunlar, ilk gelen kimseleri yazarlar. İmam minbere oturduğu zaman sahifeleri dürüp hutbeyi dinlemek üzere içeri girerler. Mescide ilk gelen kimse, bir deve kurban etmiş gibi sevaba nail olur. Ondan sonra gelen kimse ise İnek kurban etmiş gibi sevaba nail olur. Ondan sonra gelen ise koç kurban etmiş gibi sevaba nail olur. Ondan sonra gelen ise tavuk kurban etmiş gibi sevaba nail olur. Ondan sonra gelen ise yumurta kurban etmiş gibi sevaba nail olur.” (Buhârî, Nesâî)

EN GÜZEL SABIR GÜNAHLARDAN EL ÇEKMEKTİR

Sabır, lügat yönünden, “sıkıntıda tutmak, alıkoymak” anlamına gelen, şümulü geniş bir kelimedir. Arap dilinde bu genel ve aslî anlam ile kullanıldığı ibare ve tabirleri lügat kitapları sıralıyorlar. İşte bu anlamdan alınarak yaşayışımız esnasında, kendimize hakim olduğumuz, dişimizi sıkıp katlandığımız birçok konu ve olay karşısındaki rûhî direnme ve dayanmamıza da “sabır” adı verilmiş.

Sabretmenin İslâm dininde çok büyük yeri ve önemi vardır. Gerçek dindarlığa ulaşabilmek için “sabır melekesi”ne sahip bulunmak şarttır. Sabrın önemi hakkında sevgili Peygamberimiz (sas.) şunları söylüyor:

“İmanın bir yarısı şükür, diğer yarısı sabırdır.”

“Vücutta başın yeri ne kadar önemli ise imanda sabrın yeri de o kadar önemlidir.”

“İmanın en üstünü, sabretmek ve hoşgörü sahibi olmaktır.”

“Başa bir musibet geldiğinde feraha kavuşuncaya kadar sabretmek, değerli bir ibadettir.”

Sabretmek bize Kur’ân-ı Kerîm’in emridir. Allah celle celâlüh sabredenleri sevdiğini, Kur’an’da bize bildirmektedir. Bu çok önemli bir noktadır.

Diğer kayda değer bir nokta ise Allah’ın, sabredenlerin yanında ve onlarla beraber olduğunu belirtmesidir. O’nunla beraber olmak, ne kadar büyük bir şeref ve mazhariyet!

Sabır çeşitli konularda olabilir. Hz. Ali radıyallâhu anh’den rivayet edilen bir hadiste, sabrın üç türlü olduğu beyan buyurulmuş:

1. Musibetlere sabır: Her kim başına gelen bir derde, felakete sabreder ve güzel bir tahammül ile onu geçiştirebilirse Allahu Teâlâ ona her biri arası yer ile gök arası kadar olan üç yüz derece yazar, onu mânevî yönden bu kadar yükseltir.

2. İbadetlere sabır: Her kim Allah’a ibadet ve taatte sabır ve sebat gösterirse, ihmal ve tembelliğe düşmezse Allah onu altı yüz derece yükseltir. Her derece arası ise yeryüzünün çekirdeği ile en son tabakasının arası kadardır.

3. Günahlara sabır: Her kim bir günah işleme durumu ile karşılaştığında kendini tutar, nefse şeytana uymaz ve o kötülüğü işlemezse Allah ona dokuz yüz derece yazar ki buradaki iki derece arası yer çekirdeği ile arşın sonu arasının iki mislidir.

Bu hadîs-i şerîften, en güzel sabrın nefse hakim olup günahlardan el çekebilmek olduğu anlaşılıyor.

Hz. Enes radıyallâhu anh’den nakledilen bir hadîs-i şerîfte ise şöyle buyuruluyor:

“Allahu Teâlâ der ki: Kullarımdan bir kulu, vücudunda veya çoluk çocuğunda veyahut da mal-mülkünde bir sıkıntıya, derde uğratırsam o da bu derdi, güzel bir sabırla karşılayıp tahammül ederse kıyamet günü onun amellerini tartmaya, defterini açıp günah ve sevaplarını hesaplamaya hayâ ederiz. (Onu hesapla üzmeyi, ulûhiyetimin şanına uygun bulmam, mükâfâtını hesapsız veririm.)”

Sabrın bir çeşidi de savaşlardaki sebat ve direnmedir. Zafer ancak sabredenlere vaad olunmuştur. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruluyor:“Size bir iyilik dokunursa, onlara (içten içe) fenalık gelir/sıkıntı basar. Size bir kötülük/sıkıntı dokunursa, onunla sevinirler. Eğer sabreder ‘Allah’ın emrine uygun yaşarsanız,’ onların hilesi size hiçbir şekilde zarar vermez. Elbette ki Allah(’ın ilmi ve kudreti), onların yaptıklarını kuşatmıştır.”( Al-i İmran/120)

 “(Ey iman edenler!) Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkaklaşırsınız da rüzgarınız (hızınız, cesaretiniz) kesilir (kuvvet ve devletiniz elden gider). Bunun için sabırlı (ve müsamahalı) olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal/46)

O halde sevgili okuyucular! Allah’ın bizimle, bizim yanımızda olmasını ve bizi sevmesini sağlayacak olan sabra itina edelim, sabrı öğrenmeye çalışalım.

Bu köşenin içeriği  SON PEYGAMBER PLATFORMU’ nun katkılarıyla, KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK  PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin  Feyizli'nin  Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuran.global  ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.