Taygun Gümüşay’ın, küçükken ocağı açık unuttuğu mutfağı yakmasıyla başlayan mutfak serüveni onu mutfak sevdalısı haline getirdi. Annesi Rengin Gümüşay’la aynı mutfağı paylaşan Taygun Gümüşay, İtalya ve Fransa’da aldığı ciddi eğitimler sonucu bugün kendisi kabul etmese de tam anlamıyla bir dondurma ve çikolata kralı oldu.
Sana çikolata ve dondurma ustası diyebilir miyiz ?
Diyemeyiz, çünkü ustalık bana göre kısa sürede elde edilebilecek bir ünvan değildir. Öğrenilmesi gerekilen bu kadar bilgi varken ustalık kavramının bu kadar basitleştirilmesi bir mutfak sevdalısı olarak desteklediğim bir şey değil.

Pastacılık, çikolata ve dondurma kariyerin üzerine neler söylersin?
İlk kariyerim tahmin edeceğiniz üzere kendi mutfağımızda başladı. O yıllarda annem sevgili Rengin Gümüşay, yaptığı yurtdışı fuar gezileri dönüşünde getirdiği ekipman ve kitaplarla çikolata ve dondurmanın işimizdeki önemini kavramaya başladım. İlk başlarda pastacılıkla başladığımız bu süreçte işyerinde öğrendiklerimizin ve uyguladıklarımız benim için standartlaşınca fark ettim ki yenilikler yapmamız gerekiyor ve ilk olarak çikolata ile ilgili araştırmalara başladım ve Fransa’da 2 aylık bir serüvene giriştim. Fransa da çikolata üzerine bir eğitime katıldım. Bu eğitimde çikolatanın ne olduğunu ve çikolata işleme tekniklerini öğrendim daha sonra ise bu eğitimleri çalıştığımız firmaların mutfaklarındaki özel workshoplarla destekledim. Bildiğiniz gibi yaşadığımız şehir sıcak bir iklime sahip olduğundan yaz aylarında çikolata üretimi ve tüketiminin zayıf olduğunu fark ettim ve dondurma üretmemizin faydalı olacağını düşünerek dondurma üzerine araştırmalara başladım. İlk olarak İtalya'nın en büyük dondurma fuarı olan SİGEP fuarına katıldım ve sektörün önde gelen firmalarını inceledim. Daha sonra İtalya’da dondurma şefi olan arkadaşım ile 1 aylık dondurmayı tanıma sürecini yaşadım. Ardından İtalya’nın önde gelen dondurma hammadde üreticisi olan pernigotti ve mec3 firmaları ile teknik ve teorik eğitimlere sene içerisinde devam ettik. Şu an da sizlere daha sağlıklı daha kaliteli ürünler sunabilmek adına sektörün önde gelen firmalarıyla çalışmalara devam etmekteyiz. Şu an bana ait olan yaklaşık 20 dondurma reçetesi ve firmalara ait 80 çeşit ürün ile çalışmaktayım.

Katkı maddesi kullanıyor musun? Bu maddeler zararlı mıdır? Yoksa böyle bir önyargı mı vardır?
Aynı soruları tüketici olarak bende sorguluyorum. Her şeyin fazlasının zararlı olduğunu biliyoruz, önemli olan bu katkı maddelerinin doğru kullanılması. Ben şahsen mümkün olduğunca kullanmamaya özen gösteriyorum. Doğru kullanıldığı takdirde de zararlı olduğunu düşünmüyorum.

Rengin pastanın markalaşma sürecini anlatır mısın ?
Bu konuda ciddi çalışmalar yaptığımızı söyleyebilirim. Kuruluş tarihimizden itibaren Rengin markasının güvenilirliği için ürünlerimizi her daim kaliteli tutarak müşterilerimize sunmaktayız.

Rengin hanım annen. Anneler oğullarını pek mutfağa sokmaz aslında. Annenizle aynı mutfakta çalışmak nasıl bir duygu?
Bu konuda gerçekten şanslı olduğumu söyleyebilirim. Hatta size kısaca küçük bir anımı anlatarak devam edeyim. İlkokuldayken annem ile bir gece önce yaptığımız mantıyı sabah uyanınca pişirmeye çalışırken okul servisinin gelmesi ile ocağı açık unutarak evden çıkışım ve okuldan geri döndüğümde artık bir mutfağımızın olmadığını görmem benim için unutulmaz bir tecrübeye neden olmuştur. Annemin mutfağını yok etmeme rağmen akşam soğuk sandeviçleri bana yaptırması da mutfakta iyi anlaşacağımızın bir göstergesi olmuştur.

Sanırım bugünlerde bir markalaşmna süreciniz var. Bundan biraz bahseder misini?
Aslında markalaşma sürecimize hiçbir zaman ara vermedik. Rengin olarak Adana'da her zaman marka değerimizi korumaya devam ettik ve ediyoruz. Ancak bu aralar Türkiye çapında etkili olacak bir alt marka üzerine çalıştığım doğrudur. Eğitim ve tecrübelerimizin artık daha büyük kitlelere hitap etmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu an bunun üzerine Ar-Ge çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Umarım bir Adanalı olarak Türkiye'ye bir Adana markası kazandırabiliriz.

Sektöre nasıl girdiniz? Neden pastane üzerine?
2000 yılındaki krizden etkilenen bir aile olarak ilk bu işe annemizin evde yaptığı pastaları, reçelleri, börekleri satarak başladık. Babamın pazarlama konusundaki tecrübesi ile annemin mutfak becerisini bir araya getirerek 2002 yılında Rengin Kafe’yi açtık.
İlk zamanlarda sanılanın aksine yemek üzerine başladığımız işlerimizde müşterilerimizin bizi yönlendirmesi üzerine pastacılık üzerine yoğunlaşmaya başladık. Ardından 2004 yılında tamamen pastacılık üzerine üretim yapmaya ve ekipman edinmeye devam ettik. Bu sürede Rengin Kafe zamanla Rengin Pasta olarak anılmaya başladı.

Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?
Önümüzdeki süreçte Rengin Pasta ve alt markaları olarak tüketiciye en kaliteli ve sağlıklı ürünü sunarak verdiğimiz hizmeti arttırmayı planlamaktayız. Hedefimiz tabi ki tüm Türkiye’nin tadına bakabileceği bir tat oluşturmak. Ve siz tüketicilere ulaşabileceğimiz noktalar kurmak.

