Nurdan Avcı: Önyargılar dışında bütün engelleri aşıyoruz

Sedat Memili özel.

07 Mart 2016 Pazartesi 09:22

NURDAN AVCI: ÖNYARGILAR DIŞINDA BÜTÜN ENGELLERİ AŞIYORUZ.

ADIYLA ÖZDEŞ KURUM: ADANA HUZUREVİ

Adana Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdür Nurdan Avcı Hanımefendinin faaliyetlerini ve Adana’ya yaptığı katkıları her platformda duyuyorum. Yaşlılara yapılan hizmet konusunda toplumun vicdanı gibi duruyor. Nurdan Avcı’nın varlığı bir çok insanın vicdanını rahatlatmaktadır.

Bu güne kadar “Huzurevi” konusuna uzak kaldım. Benim bilinçaltımda da bir gerçekle yüzleşmek 7 yüzleşmemek konusunda gelgitler var. Belki de “Kral’ın Çıplak” olduğunu görmemek için gözlerimi yumdum.

Yaklaşık 20 yıldır tanıdığım çok değerli bir arkadaşım olan Sayın Fatma Kenger, Adana Huzurevi’nde kalmaktadır. Ne kadar huzurlu ve mutlu olduğunu hem kendisinden dinliyor hem de gözlerimle görüyordum.

huzurevinde-fatma-kengerin-evi.gif

HUZURLA KARŞILAŞMA

Ve o gün davetini kıramadım. Huzurevinde idim. (itirafım olsun) İlk kez Huzurevi’ne giriyordum. Ana kapıdan içeri girer huzurla karşılaştım. Nasıl ki Çanakkale Toprakları sizi hüzünle , Akçakoca Işıklarla, Orta Anadolu Köyleri, gölgesizlikle karşılarsa bu kapıdan girince de beni huzur ve sessizlik karşıladı. Çam, Ardıç ve Çınar ağaçlarını gölgesinde tertemiz yollardan geçerek dolaştım. Tek tek sıra evlerin yanı sıra büyük bir bina vardı. Özellikle evler ilgimi çekti; kartpostal gibiydi.

Fatma Kenger, fiziki olarak küçük, duygusal olarak evren kadar büyük evini yani mutluluğunu gösterdi. Bakımlı bahçenin önünde fotoğraf aldım.

Huzurevi Müdür Nurdan Avcı’nın yanına giderken, gördüğüm her birimde düzen, tertip, güleryüzlü bir ciddiyet vardı.

Sayın Nurdan Avcı bizi içtenlikle karşıladı. İlk sorum: “Yıllardır burada yoğun bir çalışma içinde olduğunuzu biliyorum. Ben daha asık yüzlü ve gergin bir insan profili bekliyordum. Yüzünüze yansıyan bu hoş görüyü nasıl muhafaza ettiniz?”

“Görevimi çok seviyorum. İnanır mısınız görev olarak da görmüyorum. Çünkü, insana dokunuyorsunuz. Onların, dillerinden çok gözleri konuşuyor. Huzurevi sakinleri ile ilgili bir insanın sorununu çözdüğünüzde onların gözlerindeki sevinç ışıltısını gördüğüm an, hiçbir yorgunluk ve stres kalmıyor. Yaptıklarınız sonucunu hemen anında görüyorsunuz…”

Anliyorum ki, Sayın Nurdan Avcı burada yaptıklarını bir görev olarak değil, yaşam biçimi olarak algılamış.

Belki de başarısının ardında yatan sır budur.  

img_3731.gif

Peki, toplum huzurevlerine nasıl bakıyor? Yaşlı insanlarımızı huzurevinde ağırlama kültürünün neresindeyiz? Yeni nesil bu olaya nasıl bakıyor? Huzurevi ihtiyacı neden doğdu? Buradaki olanaklar nasıl? Kimler kalabilir? Koşulları nedir? gibi konuları konuştuk. Araya girmemeye özen göstererek sözü, Adana Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Nurdan Avcı Hanımefendi’ye bırakıyorum.

nurdan-avci-1.gif

ARTIK EVLİLİKLE AİLELER KÜÇÜLÜYOR

Huzurevleri binlerce yıllık kültüre karşı duran bir sistemdir. Kültürümüzde çekirdek aile denince, evlenen çocuklarla birlikte büyüyen aileler anlaşılmakta idi. Babaerkil aile yapısının sonucu olarak, her evlilik ile büyüyen bir aile anlaşılmakta idi. Böyle bir ailede, yaşlanan anne ve baba ile ilgilenmek, onların ihtiyaçlarını gidermek, sosyolojik ve psikolojik anlayışın ötesinde dinsel inancımızın gereği olarak görülmekteydi. Ki bu o dönemin koşullarında kesinlikle doğru ve ulvi bir anlayıştır.

Ancak, hiçbir güç evrensel gelişmenin önünde duramıyor.

Geldiğimiz noktada çok önemli iki gelişme olmuştur. Bu gelişmeler, sosyolojik olarak anlayışımızı değiştirecek kadar etkin hale gelmiştir.

Birincisi, yaşlı nüfusun artması: Son yıllarda uygulanan sağlık politikaları ile sağlık hizmetleri neredeyse yurttaşın evine götürülmektedir. Şu an sağlık hizmetlerine ulaşmak çok kolaylaşmıştır. Bu olgu doğal olarak yaşam süresinin uzamasıyla sonuçlanmaktadır.

İkincisi de çekirdek aile yapısının değişmesidir: Artık evlenen her çocuk aileyi büyütmüyor, maalesef küçültüyor. Bir ailenin beş çocuğu varsa, altı ayrı ev oluşuyor. Gittikçe büyüyen aile yapısından gittikçe küçülen aile yapısına bir dönüşüm yaşamaktayız. Elbette bu dönüşüm, anlayışımızda da değişime neden olmaktadır. Ancak fiziki olan bu değişimler hızlı olurken, anlayışımız bu hıza yetişmemektedir.

Anne ve babaya sahip çıkma gibi mükemmel bir davranış biçimi maalesef fiziki koşulların değişmesi ile artık daha zor hale gelmektedir.

Bunu izah etmekte zorlanıyoruz. Esasında evlenerek dağılan ailelerde anne ve babalar gittikçe yalnızlığa itilmektedir. Şu ya da bu şekilde çocuklarının yanında kalsa bile, psikolojik olarak kendini yabancı ve dışlanmış gibi hissetmektedir. Bu his uyandırılmamış olsa bile, yaşlı insanların ihtiyaç ve beklentileri çok farklıdır. Yaşlıların sosyal ihtiyaçları, sağlık hizmetleri, zamanlarını değerlendirme imkânları farklılık göstermektedir.

Huzurevi ihtiyacı bu aksaklıklara bir çözüm olarak ortaya çıkmış kurumlardır.

nurdan-avci-gazetemizi-inceliyor.gif

Yaşlı kişilerin ekonomik olarak kendi olanakları olmasına karşın, günlük sosyal ve kültürel yaşamı sürdürebilmeleri için yapmaları zorunlu olan işler vardır.  Elektrik, telefon, su faturalarının ödenmesinin yanısıra, günlük temizlik, bakım, sağlık ihtiyaçları çok önemlidir. Nasıl ki çocuklara bakım belirli bilgi ve birikim gerekiyor ise yaşlılara bakım da bilgi ve birikimi gerektiriyor. Burada, huzurevi sakinlerimizin, günlük bütün işleri yapılıyor ve ihtiyaçları karşılanıyor.

Yaşlılar zaman zaman çocuklarının yanında “katlanılacak bir varlık” oldukları hissine kapılıyorlar. Elbette aileler öyle görmeyebilir. Ancak sonuç itibarıyla yaşlılar, kalabalık aileler içinde yalnızlaşabiliyor.

“Peki, sizin buna bir çözümünüz var mı?”

“Tabi ki var. Burada, aynı sosyal ve psikolojik koşullara sahip insanlar yalnızlıklarını unutuyor ve birlikte sosyal aktivite içine giriyorlar. Huzurevi sakinlerimiz burada sosyal, kültürel ve sportif aktiviteler içinde görev alıyorlar.

Hafif jimnastik gruplarımız ve Bocce Takımımız var. Yaşlılarımız, bir köşeye atılmış, unutulmuş hissinden uzaklaşıp, bir oluşum parçası olma duygusunu yaşıyorlar.

Etkinlikler ve paylaşımlar ortak olunca, sevinçler de ortak oluyor ve bu da huzurevi sakinlerine yaşam sevinci veriyor.”

nurdan-avci.gif*

KÜÇÜK EVLER: TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK PROJESİ

Huzurevimiz üç bölümden oluşmaktadır. Adana Huzurevi üç bölümden oluşmaktadır. Huzurevi bölümünde günlük yaşam faaliyetlerini yardımsız sürdürebilen yaşlılarımız; rehabilitasyon bölümünde yatağa bağımlı Alzheimer, demans rahatsızlığı olan yaşlılarımız kalmaktadır. Küçük Evler ise, 42 metrekare oturumlu, açık mutfaklı bir salonu, yatak odası, ıslak zemini olan, önünde ise küçük bir balkonu ve bahçesi bulunan 40 evcikten oluşan yaşlılık alanında ülkemizde ilk ve tek projedir.

Bu projenin doğuşunu paylaşmak istiyorum. Huzurevimizde  Fen Öğretmeni Müyesser Göktürk ile eşi Felsefe öğretmeni Sami Göktürk kalmakta idi. Eşi kanser tedavisi görmeye başlayınca Müyesser hanım Fransa’da gördüğü “Yaşlı Köyleri”ni örnek alarak “Küçük Evler”den söz etti. Mimar Cennet Uyduran proje çizdi ve proje bakanlıkça kabul edildi. Ancak bütçenin yerel olanaklardan karşılanmasını önerdi. İlk evi rahmetli Kazım Barışık ile Müyesser öğretmen yaptırdı. Evlerin temel atma törenini dönemin bakanı İmren Aykut yaptı. Adana bu projeye sahip çıktı. Bu vesileyle Adana ve Adanalı hayırseverlere teşekkür ediyorum. Ayrıca bu projemiz bakanlık literatürüne “Sokak Tipi Huzurevi” olarak geçmiştir. Ve bu terimin Huzurevimize ait olmasından onur duymaktayım.

*valimiz-mustafa-büyük-huzurevi-ile-her-zaman-ilgili.gif

Bu çalışmaları yaparken özellikle valilerimizden büyük destek görüyoruz. Her valimiz, yaşlılarımıza ve onların sorunlarının çözülmesi konusunda hassas olmuşlardır. Kendilerine ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürümüz Sayın İsmail Kılıç’a faaliyet ve projelerimizi uygulama aşamasında daima önümüzü açan bir tutum sergilemiştir. Bu vesileyle kendilerine de teşekkürlerimizi sunarım.

Elbette, bu çalışmalar için işini çok seven ekibimiz var. Ağaç dallarıyla gürler der bir atasözümüz. Huzurevi sakinlerinin yaşamını kolaylaştıran ekipteki bütün arkadaşlarıma teşekkür eder, gözlerinden öperim.

valimizin-ziyaretinden-bir-hatira.gif*

Sayın Avcı ile konuşmalarımız sonlanmadı. Nostalji Odası, Odanın kuruluşu, Huzurevi’ne başvuru ve koşulları, Alzheimer Danışma Merkezi… vs… vs…

Öylesine çok konu var ki bu günlük bu kadarını paylaşabildim.

Sonuç olarak, Huzurevine giden Sedat Memili ile Huzurevi’nden çıkan Sedat Memili arasında büyük bir anlayış farkı oluştu.

Hiç düşünmezdim huzurevinin bu denli çekici olabileceğini… 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.