Kars... Çeşitli etnik grupların birlikte yaşadığı il merkezinde kültürel farklılıklardan ve zenginliklerden bahsedilmesi mümkün. Kozmopolit bir yapının söz konusu olduğu bir şehir, sevgili dostum Ergün KARADAĞ'ın deyimiyle "BİR KARS..." 5 günlük gezide doyamadığımız bir tat..gif)
Kâşgarlı Mahmud eserlerinde Kars kelimesi için: deve veya koyun yününden yapılan elbise ve karsak derisinden güzel kürk yapılan bir hayvan, bozkır tilkisi, olarak söz eder. Bir kaynağa göre Kars adı, MÖ 130-127 tarihleri arasında Kafkas Dağlarının kuzeyinden gelen Bulgar Türkler'inin Velentur boyunun Karsak Oymağı'ndan gelmektedir. Türkiye'de bundan daha eski Türkçe isim taşıyan bir şehrin daha olmadığı sanılmaktadır. Bölgenin 9. yüzyıldaki (yaklaşık MS 888) adı literatürde Vanand'dır. MS 928'den 961 yılına kadar Kars bölgenin başkentliğini yapmıştır ve eldeki bulgular şehrin o zamanki adının Ermenice: Ղարս "Ghars" veya Կարս "Kars" olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda Kars şehrinin adını Gürcüce dilinde kapı kenti anlamına gelen Kariskalaki kelimesinden aldığı da söylenmektedir. İşte bu kadar etnik kökenin hakimiyet sürdüğü bölgede, yolculuk sırasında başlıyor muhabbet Sevdakar kardeşimizle. Abim gelmiyorlar. Vallahi bir şey yok. Burası terörden arınmış bölge. Son yıllarda bir kaç tahrik edici hareket dışında hiç birşey yok. Yol devam ederken, dağların arasından akarken, bembeyaz ovada sessizlik hakim. Dikkatimi çekiyor. Normal akışın dışında hiçbir güvenlik müdehalesi yok. Sevdakar haklı diyorum içimden...
-001.gif)
Uçaktan indim. Bembeyaz ova. Havaalanı konstüriksoyunun üst kısımlarındaki sarkıtlar. Lakin son 20 yılın en en sıcak Şubat'ı. Çıldır erimeye başlamış. Geçen yıl -10'lardaki hava 5-6 derecelerde seyrediyor. Bulutlar tamda fotografik değerler ve arka plan için çok uygun. Şans bizden yana yani. Turizm için uygun bir şehir. Ne turizmi? Kış Turizmi. Canlanır mı? Canlanır. Bize bağlı. Doğru anlatmak gerekir. Fotografik anlamda bence dünyanın dört bir yanını üzerine çekecek bir şehir. Dört bir yanında tarih, doku, hareket var. Çeşitli etnik grupları ve mezhepleri barındıran zengin ve renkli bir kültüre sahip olan Kars'ın toplumsal yapısı çeşitli etnik gruplarının kültürel gelenekleriyle harmanlanmıştır. Bu özelliğiyle de etkileyici bir kent durumundadır. Çok-kültürlülük sayesinde yörenin zengin bir folkloru ve şive ağız özellikleri bulunmaktadır. Kars'ın nüfusunu Azeri, Kürt, Terekeme,Türkmen ve Yerli kökenliler oluşturmaktadır .
.gif)
Kars Merkez ve civarı... Kaleden bakıldığında stratejik önemi ve değeri bir kez daha anlaşılıyor. Asırlar boyu tam sıfır noktasındaki bu önemli kent 90.000 şehitin verildiği Allahuekber dağlarıda, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Türk Gençliği atalarını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendisinde kuvvet bulacaktır sözlerinin manasına mana katılmaktadır. Sarıkamış Destanı ve ruhu anıtların önünde binlerce şehitin anısına yapılan anıt önünde ilelebet yaşayacaktır. Dört bir yanı tarih olan bu kentle birlikte Sevdakar'a sorduğumda isminin anlamı nedir diye. Ohoo uzun hikaye dedemden kalmadır. O koymuş dedem aşıkmış. Köy köy gezer türkü söylermiş diyor. Kars'ta, aşıklar geleneği çok eskilere dayanır. Aşıklar, deyişlerini ve birbirleriyle olan atışmalarını saz ve kopuz ile yaparlar. Geçmişi Dede Korkut hikâyelerine ve Manas Destanı'na dayanan sözlü gelenekler aşıkların anlatımları ile yayılmıştır. Kars Belediyesi´nin resmi internet sitesine göre Türkiye´de en çok aşık Kars doğumludur. Buna göre 450 aşıktan 200'e yakını bu şehirde doğmuştur. Murat Çobanoğlu ve Şeref Taşlıova, Kars'ın yetiştirdiği en önemli aşıklar arasındadırlar. Murat Çobanoğlu'nun ölümüyle birlikte burada her sene Türkiye Murat Çobanoğlu Aşıklar Bayramı düzenlenmektedir. Yusufpaşa Mahallesi'nde bulunan bir kıraathanede yerli aşıklar saz çalarak deyişlerini ve atışlarını dinleyicilerine dinletirler. Merkezdeki işlek caddelerde bulunan kasetçiler ise her sabah aşıkların türkülerini dinletirler. Yani tarih bir nevi somut olmayan kültüre kombine oluyor.
.gif)
Başlıyoruz Çıldır Gölünün yolunu tutmaya. Ardahan sınırındaki bu göl ekmeğini buzdan çıkartanlar sözüne adeta temel teşkil etmekte. Kışın donan gölde avlanan balıklar yerli halkın en büyük geçim kaynaklarında birisi. Ayrıca Fotoğraf Turizmi içinde ilginç görüntülerin ortaya çıktığı bu gölde bu yıl erken erimeler başlamış. Nedeni aslında net ve açık olan çevre kirliliğinden kaynaklanıp, iklime yapılan insan eli etkisinin inkarını kimse yapamaz. Maalesef tabiat anayı doğru kullanmayıp hırpalıyoruz.
Kaldığımız oteli es geçmek olmaz. Biraz geç kalmamıza rağmen, ilk gün adına kahvaltıyı o güler yüzleriyle tekrar hazırlamaları ise insanoğluyuz anlarız yapmacık olmadığını. Akşam yemeklerindeki nezaket ve ikramlardaki hassasiyet için bir kez daha teşekkür ederiz. Aslında dışarıda da durum aynı. Elinden tutan yemek yemeye ikrama tüm gönülleriyle taşımakta. Yüreğinize sağlık ey KARS...
Civarda gezintiye devam. Çok yakın bir uzaklıktaki Ani Harabeleri ve İshak Paşa Sarayını mutlaka görmeli ve anlamalısınız. Tarih ile somut olmayan kültürün bir kez daha nasıl harmanlandığını göreceksiniz. Büyük ve Küçük AĞRI'nın etrafını dolanırken, küçücük bir dağ git git bitmiyor. 2 saatlik yolun neredeyse tamamında hep göz önündeydi. Bugünlerde aramızdan ayrılışının 1. yılı etkinlikleriyle anılan üstad Yaşar Kemal'in büyük Ağrı Dağı Efsanesi Ahmet ve Mahmut Han'ın kızı Gülbahar mı dersiniz, Moğollar Cahit Berkay'ın tınılarımı dersiniz, Tevrat'taki büyük tufan ve sonrası ile Nuh'un Gemisimi dersiniz. Evet büyük AĞRI tüm ihtişamıyla karşımızda...
.gif)
İnsanlara kzıdığınızda Angut diye bir hitap şekli vardır. Halk arasında argo ve kötü manada hissedilsede asil bir kuş türü olan ANGUT'u orada öğrendim. Bu kuş türü iniş yaparken rüzgarı arkasına alarak indiği için sağlıklı bir iniş yapamayarak yuvarlanır. Bu özelliğinden teşbih yapılarak argoda da kullanılır. Suna ile birlikte Tadorna cinsinde yer alır. Angut kuşları, yeryüzündeki kuş türleri arasında tek eşli olan nadir türlerden birisi. Eşi ölen angut kuşlarının, başka bir eş ile bağlantı kurmayıp ölen eşinin arkasından yas tuttuğu bilinir. Tibet ile Moğolistan'da ve Slav mitolojisinde kutsal kabul edilmektedir. Böylesine asil bir kuşun argoda kullanım şeklinin farklı olması yine düşündürmeden etmedi beni. Çağımızın hastalığı bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma.
.gif)
Kış turizmi bakımından Türkiyenin 1. derece öncelikli 5 merkezinden biri olan Kars-Sarıkamış Kayak Merkezi ise gördüğüm en ihtişamlı merkezlerden birisi. Komşu ülkelerden çok fazla turiste rastlamak mümkün. Bembeyaz bir örtü ile kaplı ovadaki Süphan ve Cıbıltepe ile çevrili coğrafyada normal kış koşullarında yılda ortalama olarak 4 ay, 8 ile 120 cm kalınlığında karla kaplı olan Sarıkamış’ta en uygun kayak mevsimi 10 Aralık – 10 Nisan tarihleridir. Sarıkamış çevresi özellikle ‘Alp ve Kuzey Disiplini’ kayak uygulamaları ile ‘kayak safari’ ve ‘kızaklı geziler’ için çok uygun ortam sunmakta, snowboard sporu ise kısmen yapılabilmektedir. Sarıkamış Kayak Merkezi Slalom, Büyük Slalom ve Süper-C kayak türlerini yapmaya elverişlidir.
Cirit, at üzerinde oynanan spor dallarından biridir. At üzerindeki sporcunun süngü veya mızrağını (ciridini) rakibe karşı isabetli bir şekilde atmasını, muharebe anında kendisine ve bineğine olan hakimiyetini ve bu yolla rakibine üstün gelmesini amaç edinen, kuralları olan bir spordur. Genellikle Erzurum'da ve Kars sınırındaki köylerimizde oynanır. Özel olarak turnuvalara sahne olan Cirit Sporu için günümüzde, Geleneksel Spor Dalları arasında olup bağlı oldukları Federasyonu bile bulunmakta. Her ne kadar kısa sürede fotoğraf çekmekten mantığı çözemesem de asil ve güzel atlarla oynanması keyfe keyif katıyor. Yeleler uçuşurken dev gibi şair Nazım'ın Dört nala gelip Uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim sözleri beni alıp götürüyor.

Aslında bu yazdıklarım onda bir ölçekte küçültülmüş olmakla birlikte, bu güzel gezide 3. kez gelenlerde her geldiklerinde bir artı koyup, bir öncekinden daha keyifli kıyaslamaları da, ne derece gidilmesi gereken yerlerden birisi olduğunu göstermekte.
Kıymetli okurlar, her hafta ARKA PLAN'da arka planda kalmış bir öyküyü anlatmaktayım. Güzelim coğrafyamızda, dış güçlerin gözünü dikmesi için yüzyıllardan bu yana bir çok sebep net bir şekilde ortada iken Atatürk'ün Gençliğe Hitabesinde geçen "...dahili ve harici bedhahların olacaktır! sözleri ile adeta bugünlere ve yarınlara "Ülke içinde ve dışında senin kötülüğünü isteyenler olacaktırı." vurgulamaya çalışmıştır. Başladı yüzyıllar önce, devam etti / ediyor ve edecektir. Kars bu konuda geçmişte Bagratlı Krallığı'na ve Cenub-u Garbi Kafkas Hükümeti'ne (Güneybatı Kafkasya Cumhuriyeti) başkentlik yapmış bir sınır şehridir. Bu özelliği ile Türkiye'de herhangi bir ülkeye başkentlik yapmış ender şehirlerden birisidir. Türkiye'nin Kafkasya'ya açılan kapısı konumundaki bu şehir az önce anlattığım göz dikme meselelerinde Anadolumun başta gelen şehirlerinden olmuştur.

Bu haftalık ta benden bu kadar. Kars ve civarı tarih, kültür, spor ve fotoğraf turizmi açısından görülmeye değer şehirlerimizden birisi. Ayrıca ben bu vesile ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde özgür yaşam talebi ile mücadele etmiş kadınlarımızı saygıyla anıyor, bu anlamlı günlerini kutluyor, bir sonraki hafta yeni bir ARKA PLAN öyküsünde buluşmak dileğiyle sevgi, hakkaniyet ve muhabbetle saygılarımı sunuyorum.