Sosyal güvence ortak bilinçtir

Sedat Memili özel.

11 Mart 2016 Cuma 06:00

günün-özeti.gifSOSYAL GÜVENCE ORTAK BİLİNÇTİR

SGK İLE İLGİLİ KENDİMLE HESAPLAŞMA

EMEKLİ MAAŞININ AZLIĞINDAN ŞİKAYET ETMEYE HAKKIMIZ YOK

Geçtiğimiz ay içinde eş ve dost için hastanelerdeydim. Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi, Numune Hastanesi’nin yanı sıra ayrıca 2 özel hastane meskenim gibi olmuştu. Tanrım hepsine acil şifalar versin.

HASTANE KAPISINDA ÖLENLER

Gördüğüm şu: Vatandaş hastane girişinde bankoya geliyor, kimliğini veriyor ve istediği doktora tedavi oluyor. Özellikle devlete bağlı hastanelerde kimseden bir para talep edilmiyor. Tahlil oluyorsun, duvarda hangi tahlil sonucunun ne zaman verileceği yazılı.

Acı ve hüzünle hatırlıyorum. Geçtiğimiz yıllarda, bir kişi hasta olduğu zaman, birkaç kişi koştururdu. Birileri hastayı hastaneye götürür, başka birileri de o hastanın çalıştığı kurumdan “vizite kağıdı” almak için muhasebeciye koşardı. Hasta hastane önünde bekler. – ki bakılacak SSK’lı mı? SSK’lı ise 120 günü doldurmuş mu? Yoksa hastane tedavi etmez. Hele özel hastaneye gitmek ancak bir hayal… Vizite Kağıdı’nda kalmıştık. Muhasebeci vizite kağıdını verir. Eyvah 2 aksaklı var, birincisi 120 gün dolmamıştır, ikincisi de imza eksik. Muhasebeci gelen vatandaşa: “Şu kağıdı işverene imzalattır. Kaşe vurdurmayı unutma. Eksik kalan gün içinde daha önce çalıştığı kuruma git oradan vizite kağıdı alacaksın.”  Hasta hastane önünde iken ayrı bir koşuşturma başlar. Hasta eğer sigortalının eşi ise en az çalışma süresinin 6 ay olduğu belgelenmelidir. (Bazen hasta evinde işlemlerin bitmesini bekler.) Ben bundan dolayı yaşamını kaybetmiş çok kişi biliyorum.

Ve hiç sorumlusu yoktu; çünkü her şey yasaldı.

O günleri bilmeyen bu gün SGK’unda gelinen noktayı kavramakta güçlük çeker.

img_7597.gif

SGK Adana İl Müdürü Sayın Bilal Canbolat “Bilgilendirme Toplantısı” adı altında basın mensuplarını sabah kahvaltısına davet etti. Gazetem adına oradaydım.

Kurum hakkında köklü bilgiler verdi.

Esasında bu bilgileri paylaşmak amacı ile geçtim bilgisayarımın başına. Ancak zihnim başka düşüncelere kaydı. Bu düşünceler, Sayın Canbolat konuşurken de zihnimden geçiyordu.

Sayın Canbolat’ın verdiği bilgileri daha sonra paylaşmak üzere önce “kendimle bir sohbet” yapmak istiyorum.

*                                                                

Bazı kurumlar vardır, varlığı direk olarak insan yaşamına dokunmaz. Örneğin eski adı “İmar ve İskân Bakanlığı”. Arsanız yoksa veya bir fabrika inşa etmeyecekseniz, bu bakanlığın varlığı ve faaliyetleri sizi dolaylı ilgilendirir.

Ancak bazı kurumlar, hayatınızın içindedir. Hatta hayatınıza direk olarak yön verirler. Bunlar, Sosyal Güvenlikle ve Sağlıkla ilgili olan bakanlıklardır. Zaten bu iki kurum önceleri tek bakanlıktı; “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı”.

Şimdi Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak ayrılmış durumda.

SGK, benim aklım erdi ereli eleştirilen bir kurumdur. (Bu eleştirilerin çoğuna katıldığımı da ifade etmeliyim…) Ancak Sayın Canbolat konuşurken şunu fark ettim. “Ben de dahil olmak üzere bu kurumu ve hizmetlerini her zaman eleştirmişiz. Eleştiriyoruz da… Ancak hep kendi penceremizden bakmışız. Bir de bırakın kurum penceresinden bakmayı objektif olarak baktığımızda karşımıza nasıl bir fotoğraf çıkacaktır?”

Sizinle bu eleştiriyi paylaşmak istiyorum.

img_7608.gif

SGK İŞ YERİ OLSAYDI

Sayın Canbolat’ın verdiği bilgi: “2.183.167 nüfuslu Adana ili ve ilçelerine bağlı sigortalı olarak 4/a, 4/b, 4/c kapsamında eski adı ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı aktif sigortalıları ile bunların bakmakla yükümlüsü dahil toplam 1.765.103 kişiye, Genel sağlık Sigortası tescili yapılanlar ile beraber ise 2.145.322 kişiye (nüfusun %98 ine) hizmet vermekteyiz. (Adana Nüfusu 2.183.167’dir.)”

Adana’da aktif çalışan SSK’lı sayısı da : 476.000 kişi. Yani 476 Bin kişinin prim gekiri ile yaklaşık iki milyondan fazla insana hizmet veriliyor. Sadece bu kadar mı? Hayır. Ayrıca yaklaşık 300 Bin emekliye her ay da maaşları ödenmektedir. (Emekli sayısı 297.817)

Sadece bu rakamlar üzerine yoğunlaştığımız zaman dahi, Sosyal Güvenlik Hizmetlerinde büyük yol kat ettiğimiz ortaya çıkar.

Bu konunun analizini yapmayacağım.

Adana’da ayda 131 Milyon lira prim tahakkuk etmektedir. Prim tahsilatı ise önceki alacaklar ve yapılandırılmış borçlar dahil 195.5 Milyon liradır. Ama ayda 261.5 milyon lira emekli maaşı ödenmektedir. Sağlık harcamaları için ödenen para hariç, aylık tahsilatlar, sadece emekli maaşlarını bile karşılamamaktadır.

Bir de sağlık harcamaları var ki, hemen hemen tahakkuk eden primler kadar.

Eğer SGK bir iş yeri olsaydı çoktan iflas bayrağını çekmişti.

*

Şimdi yurttaş olarak bize ve anlayışımıza gelelim.

Biz emekli maaşının azlığından şikayet ediyor muyuz? Evet.

Biz, asgari ücretin azlığından şikayet ediyor muyuz? Ona da evet.

Biz daha iyi sağlık ve sosyal güvence hizmetleri bekliyor muyuz? Evet.

Güzel! Bunlar hep devletten beklediğimiz.

Bağırıyoruz: “Biz yurttaşız. Devlet görevini yapsın!” Yapsın. Bence mahsuru yok.

img_7620.gif

BİZ GÖREVİMİZİ YAPIYOR MUYUZ?

Devletten hakkımızı talep ederken, biz görevimizi yapıyor muyuz? Bence kocaman hayır.

Sigortasız işçiyi çalıştıran kim? Biz yurttaşlar.

Sigortasız, çalışmaya razı olan kim? Yine biziz.

Sigortasız çalışma veya çalıştırma, başlangıçta devletin kamu kaynaklarına zarar gibi görünüyor ama uzun vadede kişinin bindiği dalı kesmesidir.

Prim kaçağına göz yuman, öznesi olan bir kişinin emekli maaşlarının azlığından veya asgari ücretin yetmezliğinden şikayet etme hakkını kullanması etik değildir diye düşüyorum.

Hem yurttaş olarak görevimi yapmayacağım hem de devletten hak bekleyeceğim!

Sosyal güvence hakkını korumayan her insan geleceğini satıyor. Geleceğinizi satmayın...

*

HAKSIZLIĞA GÖZ YUMMAK

Ben hiçbir sendika, meslek örgütü, Sanayi, Ticaret Odası veya sivil toplum kuruluşunun, “Kaçak Çalışanşar” için yürüyüş yaptığına tanık olmadım.

Sendikalar, sigortalılar ile ilgilenmişlerdir; sigortasız çalışanlarla ilgilenmemiş ve bu konuda kuruma yardımcı olmamışlardır. (Varsa da benim haberim yok. Ve varsa lütfen bildirin. Yayınlayacağım.) Merdiven altında, unlu mamullerde, tekstil ve konfeksiyon başta olmak üzere bir çok sektörde sigortasız işçi çalıştırmayı kar saymışız, sonra çalışan da çalıştıran da emekli olduğu zaman “vay efendim maaş az…”

Meslek odaları, sanayi sitelerinin yönetim kurulları, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, sen, ben, öteki hepimiz ama hepimiz, sigortasız çalışanları, çalıştıranları biliyoruz. Ama sadece biliyoruz. Fakat sorulsa hepimizin devleti kurtaracak bilgi ve projesi vardır.

Anlayana sivrisinek…

*

SOSYAL GÜVENCE ORTAK BİLİNÇTİR

Denir ki bunu devlet denetlesin. Eyvallah! Ayrıca denir ki, bunu denetlemek kişilerin, sendika ve odaların görevi değildir. Yasaya bakarsanız elbette görevi değil. Zaten etik davranmak ve devlete karşı görevini yapmak sadece yasal zorunluluk değil biraz da etik zorunluluktur. Gelişmiş ve bilinçli toplumlarda en yetkili denetim elemanı sade yurttaşın kendisidir. Yurttaş yardımcı olmadıktan sonra, polisiye tedbirler ile denetim nereye kadardır?

sosyal-güvence-ortak-bilinçtir.gif

PARA ÇALMAK HIRSIZLIK; YA HAK ÇALMAK?

Dün de haberini yapmıştım.

Her zaman kötü niyetli kişiler vardır. Olacaktır. Özellikle temizlik ve özel güvenlik şirketlerinde…İş yeri açıyor. Milleti sigortalı gösteriyor. Bazen de çalışmayan sigortalı oluyor. Vatandaş, sigortalı gösterilmesinin karşılığında 150-200 TL para ödüyor. Bana burada iyi niyetin olduğunu kim söyleyebilir? 

Kişi emekli edeceği şahsın parasını devlet adına alıyor. Böyle bir anlayış olabilir mi? Esas sorun bu kötü niyetli girişimci değil; bu kötü niyete bu kadar müşterinin çıkmasıdır.

Devlet takibata geçtiğinde de firma “sırra kadem basmıyor…” Başka bir adres ve unvan altında yenisini kuruyor. Ve yine müşteri buluyor.

Elbette, burada toplumu suçlamıyorum. Ama suçladıklarımın da bu toplumda yaşadıklarını söylüyorum.

Mademki Sosyal Güvenlik Kurumları ve Sağlık herkesi yakından ilgilendirir, o zaman bu konularda duyarlı olmak görevimizdir.

*                                                                         

Sağlık harcamaları konusunda ben de eleştiri yapmıştım. Bu paralar hangi ilaç firmalarına gidiyor, hastanelerin aldığı paralar gerçekten doğru mu? Hizmet karşılığı mı veya suiistimal var mı? Bunların hepsi birer soru olabilir. Ancak bu sorular, hastane kapısında böbrek sancısı çeken bir hasta için hiçbir anlam ifade etmez. 

*

Sonuç olarak Sayın Canbolat, yardımcıları ve şube müdürleri ile birlikte güzel bir girişim yaptı. Önce yurttaşların sonra devletin zarara uğramaması için nelerin yapılıp nelerin yapılmaması konusunda uyarılarda bulundu.

Konunun detaylarını 2. Bölümde sizlerle paylaşacağım.

SGK’nun yapısı, müdürlükleri, uygulamada geldiği nokta…

İstatistiki rakamlar ve yurttaşlara uyarılar.

Hemen bir sonraki bölüm.                                                                        

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.