Bilgi amacımız müzik aracımız

RÖPORTAJ: MURAT YILDIRIM

15 Mart 2016 Salı 09:35

Sema Erdoğan’dan Radyo Başkent’in Genel Yayın Yönetmeni diye kısaca bahsetmek haksızlık olur. Aynı zamanda Başkent TV’nin muhabiri, aynı zamanda program yapımcısı, aynı zamanda dergi yazarı, aynı zamanda kadın-erkek eşitliğinin koyu bir savunucusu ve sıkı bir hayvan dostu. Türkçe’nin doğru kullanımı en hassas olduğu konulardan biri. Bu nedenle Başkent Radyo’da popüler kültüre ait bir akış bulmak zor. Zaten Sema Erdoğan da diyor ki, “Bilgi amacımız, müzik aracımız”

Uzun yıllardır Radyo Başkent’te hem yöneticilik hem de program

yapıyorsun. Ama daha öncesinde tv geçmişin de var. Bunun yanı sıra

Kanal B’nin Adana temsilcisisin ve televizyona da haber yapıyorsun. Bu

çalışma yelpazesini biraz aralar mısın?

sema-murat.gif

Medya sektörüne  radyo ile başladım ve yaklaşık bir yıl sonra televizyona geçtim. 5-6 yıl  süreyle televizyon yayıncılığının her aşamasında görev yaptım. Haber spikerliği,program yapımcılığı, muhabirlik, seslendirme…  Program açısından da yelpaze çok genişti. Hemen her tür program hazırladım. Haber-siyaset-kadın-hukuk-sağlık-çocuk-yarışma-belgesel vs. Bu süreç beni çok zorlayan bir süreç olsa da kendimi en çok geliştirdiğim süreçti diyebilirim. Her gün-ki her şeyi tek başınıza yapıyorsunuz, tek başına bir ekip olarak- canlı yayın hazırlamak kolay değildi ama bunun üstesinden gelmeyi öğrendim.

 

Çok beğenilen çok kaliteli bir cep kitabı var  “Bütün Dünya” diye…

Adana’nın önemli simalarını bu kitapçık aracılığıyla Türkiye’yle

buluşturuyorsun. Bütün Dünya’dan biraz bahsedelim mi?

sema.gif

Bütün Dünya Dergisi’ne  bir haber yazısı yazmıştım. Yayın Genel Yönetmeni Mete Akyol bana” Kalemin gayet iyi, bizim derginin dilinden. Bundan sonra her ay yazı bekliyorum”  dedi. İşte o günden beri yazıyorum. Geriye bir dönüp baktığımda sanırım 10 yıla yaklaştı. Ve ben böyle bir derginin sürekli yazarlar kadrosunda olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

 

Çok fazla radyo kanalı var ve çok fazla dejenere var. Ama Radyo Başkent,

yayın akışı, programcıları, kurumsallığı, popüler kültür yerine daha sanatsal değerlere yer vermesiyle diğerlerinden ayrılıyor. Günümüz Türkiye’sinde bu bir dezavantaj olabilir mi?

sema1.gif

Dezavantaj? Aslında bu yayıncılıkta neyi hedeflediğinize bağlı. Amacınız sadece para kazanmak ise olabilir. Ama bunun başka boyutları da var.” Bilgi amacımız müzik aracımız” sloganı ile yayıncılık yapıyoruz biz ve  insanlara salt müzik dinletmiyoruz. İnsanlar salt müzik dinlemek istiyorlarsa zaten sizi dinlemenize de ihtiyaçları yok. Müzik listeleri oluşturup hemen her yerde dinleme imkanına sahipler. Biz müziği dinletirken de bir kaygı taşıyoruz. Bu bilgilendirme kaygısı. Neyi, kimden dinliyor gibi… Ama her ne kadar popüler kültür hakimiyeti olsa da çok seçkin ve radyo dinleme kültürüne sahip olan insanlara seslenebilmek de çok büyük bir ayrıcalık. Olaya bir de bu yönden bakmak lazım.

 

Özellikle çalışan kadın, ezilen kadın, tarlada çalışan kadın, anladığım

kadarıyla seni çok ilgilendiriyor. Kadının Türkiye’deki yerini nasıl görüyorsun?

sema2.gif

Türkiye’de kadının yeri bana göre günden güne geriye gidiyor. Kadınlar hemen her alanda baskılanmaya çalışılıyor. Başkaldıran da susturulmaya çalışılıyor. Kadına uygulanan her türlü şiddet için bir kılıf hazır. Kadın bakış açısına sahip erkekler yetişmediği sürece (kadın erkeğin, erkek kadının eşitidir) bu soruna çözüm zor.

 

Belgesel çalışmaların ve kısa film çalışmaların var. Sanırım TV ve radyo

deneyimini bu çalışmalarla aynı potada buluşturuyorsun? Nasıl yetişiyorsun hepsine?

sema3.gif

Gün neden 48 saat değil diye hayıflanmıyor değilim. Yetişemiyorum çünkü. İş koşulları çok yoğun. Hem  televizyon haberciliği (masa başı temsilci değilim ben) hem radyo program yapımcılığı ve sunuculuğu (masa başı yayın yönetmeni de değilim) hem de  dergi yazarlığı. Bu sıfatların içine giren rutin işler gün içerisinde tamamlanamıyor. Evde devam etmek zorundasınız. Bu arada belgesel, kısa film vb. özel çalışma ve araştırmalar yapıyorum. Onları da bir taraftan kotarmaya çalıştığım için zamanla mücadele ediyorum. Yani kendime ayırdığım zaman hemen hiç yok. Ama bu benim yaşam tarzım çalışarak ve üreterek dinleniyorum ve çok büyük keyif alıyorum.

 

Kadın yönetici olmak erkeklere nazaran daha mı kolay daha mı zor? Nasıl

bir yöneticisin?

sema4.gif

Bu sorunun yanıtını ekip arkadaşlarıma sorsanız…  Bir de  ben bu ayrıma karşıyım. Yönetimin cinsiyeti olmamalı. Sema Erdoğan nasıl bir yönetici derseniz ya da yönetimde neyi/neleri önemsersiniz  derseniz kişilik ve  iş disiplini benim için birinci sırada gelir. Bilgiden daha önemli.  Bir de kişi yaptığı işi sevmeli. Para kazanmak için yapıyorsa hiçbir şey beklemeyin. Çalıştığı kurumu benimsemeli, iş disiplinine sahip olmalı. Varsın bilgi eksik olsun. İşleyiş sürecinde farkında olmadan o bilgiyi edinecektir.

Türkçe kullanımına son derece önem veriyorsun, hem Sema Erdoğan olarak hem de Radyo Başkent olarak. Ancak günümüzde birçok radyo kanalına baktığımızda çığırtkan sunumlar, katledilen Türkçe ile karşılaşıyoruz. Bu konuda neler söylersin? Türkçenin yozlaşmaması adına kitle iletişim araçlarının önemi çok büyük olsa gerek.

sema5.gif

Türkçemizi doğru kullanmak benim için bir yaşam tarzı. Bu işin kişisel olarak sermayesi  “dil” dir. Dilin doğru kullanımıdır. Ses bayrağımız ne yazık ki katlediliyor. Baktığınız zaman ne batılısınız ne de Doğulu. Dildeki özenti inanın modada yok. Toplumun ( özellikle gençlerin ) dilinin bozulmasında en büyük sorumluluk biz yayıncıların. Buna acilen bir çözüm getirilmeli. Her insan yayıncılık yapmamalı. Bir dönem “dil sertifikası” diye söylem vardı. Dili doğru kullandığınıza dair bu belgeye sahip olmayanlar yayıncı olamayacak diye… Olmasını istiyorum gerçekten. Çünkü dayanılmaz hale geldi.

 

Son bir soru… Kedileri çok seviyorsun, hatta birinin ismi Mikrofon. Nedir

seni kedilere bu kadar duyarlı yapan şey?

semamurat1.gif

Sevimli dostlarım sevimli patiler. Bu sevgi çocukluktan geliyor. Ve ben çok sayıda köpek de besledim. Bakımı zor vs. ama beni bu dostların karakterleri ilgilendiriyor.  Kedi çok ”özgür” karakter. O istemediği sürece ona bir şey yaptıramazsınız. Kimseye boyun eğmez. Bir araştırma da var bu konuda ki zaman zaman yenileniyor. Hayvanların karakterleri ile insanların karakterlerinin uyumu. Kedi beni çok iyi ifade eden bir karakter. Bu nedenle yaşamımda kedilerin ayrı bir yeri var. Bugüne değin kırka yakın kedi besledim. Hali hazırda evimde bir Ankara-Van kırması 16 yaşında Ekim’im, radyomuzun simgesi 15 yaşında MİKROFON ve radyo ailesine yeni katılan altı aylık bir OLUŞ’ umuz var.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.