Soğuk Şubat'ta sıcak şarkılar

Sedat Memili (özel)

26 Mart 2016 Cumartesi 06:00

KOZVAK: SOĞUK ŞUBAT’TA SICAK ŞARKILAR

ŞARKILAR BİZİMLE BÜYÜR

Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nin her ay sonu geleneksel olarak düzenlediği Türk Sanat Müziği Konseri etkinliği kapsamında Şubat-2016b dönemi konserini KOZVAK sundu.

KOZVAK’ın Türk Sanat Müziği Korosu konuklara Türk sanat Müziği ziyafeti sundu.

Uğur Doğan Türe ve Zambak Türe’nin hazırladığı dinletinin saz sanatçıları;

Ud: Yasin Özenli

Kanun: Mustafa Harmandalı

Keman: Veysel Başözdeş

Klarnet : Fatih Hoşnut

Ud : Orhan Karaoğuz

Kudüm: Erhan Şahin

Kudüm: Esin Ünlü’ idi

Sayın Gözde Ramazanoğlu’nun sunumu ile başlayan konseri çok sayıda seçkin dinleyici topluluğu izledi.

Zambak Türe ve Uğur Doğan Türe’in birlikte salonda olmaları, ayrı bir cşku yarattı. Zambak Türe salona bakıp: “iyi bir dinleyici her zaman her yerde bulunmaz…” demesiyle alkışlandı.

KOZVAK’ın Şubat Ayı programı’nda sadece Şenay Apaydın ve Suat Çavuşoğlu solist olarak bulunurken diğer eserleri koro icra etti.aile-fotoğrafi-şubat--2016.gifkoro-neşe-doluydu.gifGÖRÜNÜŞ BATI DUYGULAR DOĞU

70’li yılların ortası, Erkekler, bacakları dar, İspanyol paça pantolon giyip uzun saçları ile henüz tanışmaya heves ettikleri Rock and Roll parçaların estiği dönemlerde, her taraftan olağanüstü etkileyici bir sesin etkisi altına girdiler;

“Bensiz ey gülşeni alemde meynuş eyleme…”, ardından hala unutamadığım ezgileri ile “Ah Tut-i Mucize-i guyem ne dersem laf değil…” diye başlayan o mükemmel sesi ile Bülent Ersoy, hangi kültüre ait olduğumuzu bize yeniden hatırlatmıştı.

Görünüşümüz batılıydı ama ruhumuz hala o doğunun olağanüstü kültürünün etkisindeydi.

Koro, Bimen şen’in Seygah makamındaki bu eseri ile konsere başlayınca, aklıma kültürün değişime başladığı o dönemler geldi. “Andelibi aşkını hasretle hamuş eyleme…”

Ardından yine koronun seslendirdiği Tanburi Ali Efendi’nin Seygah eseri;

Dil Harab-ı aşkınım sensin sebep berbatıma / Bir teselli ver gelip bari dil-i na şadıma

Taş mıdr bağrın ki gelmezsin benim imdadıma / Dini ayrı kafir olsa rahmeder feryadıma.”

Duyguların evrenselliğini ilk kez bu şarkılarda hissetmiştim.

“… DİNİ KAFİR OLSA…”

Yine 70’li dönemlere gideceğiz, ülkede sadece anarşi değil, bedelini hala ödediğimiz bir kafa karışıklığı da vardı. Bir yandan, 50’li yıllarda ABD’de üretilen Rock and Roll’ün rüzgarı ancak 15 – 20 yıl sonra ülkemizde esmeye başlamış, Beatles gençlerin gönlünü fethederken, bizim müziğimiz olan Halk Müziği ile Klasik Türk Müziği henüz dünyamızdan çıkmamıştı. O dönemin gençlerinden biri olarak, Müzeyyen Senar’dan, Serap Mutlu Akbulut’a kadar; Handan Kara’dan Mediha Şen Sancakoğlu’na kadar bir çok sanatçının icra ettiği şarkıları dinlemekten zevk alırdık.

NEDEN AĞLARDIM?

Klasik Türk Müziği ile halk Müziği bütün ihtişamı ile gönlümde ve yüreğimde idi.

Hacı Arif Bey’in Segah eseri: “Olmaz ilaç sine-i sad pareme / Çare bulunmaz bilirim yareme..” Hamiyet Yüceses bu şarkıyı söylerken ağlardım. Koro, şarkıyı seslendirirken düşündüm; ben neden ağlardım? Çaresi derdim yoktu, aşık değildim. E, bilmiyorum. Ağlardım işte. Demek ki duygu dünyamız çok yoğundu.

Yine Koro, Ahmet Rasim Bey’in Segah eserini seslendirdi.

“Benim sen nemsin ey dilber, deli gönlüm seni ister / Zannederler etmiş ezber, deli gönlüm seni ister…” Ahmet Rasim kültür tarihimizin en ilginç kişilerinden biridir, az sonra bu konuya değineceğim.

Koro yine segah makamında Erol Sayın’ın bir eseri ile salona coşku doldurdu:

“Açılır gonca gül yar / seni sevse bülbül yar / Seni Mecnun görseydi / Düşüp ölmez miydi yar?” Konuklar koroya eşlik ettiler.

Orhan Karaoğuz’un Ud Taksimi’nden sonra sesini huzurla dinlediğim Şenay Apaydın, Osman Nihat Akın’ın Uşşak Makamı’ndaki eseri olan “Bir güneş bahtıma bir gün doğacaktır sanırım…” adlı eserini yorumladı.kozvak-tsm-korosu.gifsanatçilar-bir-arada.gif

SAKIN GEÇ KALMA

Fatih Hoşnut’un klarnet taksiminin ardından Necdet Tokatlıoğlu’nun Uşşak Makamı’ndaki eseri olan “Dünyada biricik sevdiğim sensin…” adlı şarkısını Şenay Apaydın seslendirdi.

Yine Şenay Apaydın’ın yorumladığı Tatyos Efendi’nin Uşşak Şarkısı, Ahmet Rasim’i yeniden düşünmeme neden oldu.

Ahmet Rasim, nevi şahsına münhasır tipik bir kişidir. Evine bağlıdır ancak, akşamları, eşiyle dostu ile birlikte sohbet edip, “bir tek” atmayı seven insandı. Hani şu an yok da, eskiden kültürümüzü yansıtan meyhanelerimiz vardı. Bu meyhaneler, içip içip olay çıkaran dengesiz insanlardan oluşmazdı. Şehrin ekabir insanları, iş çıkışında eve gitmeden önce bir araya gelip sohbet ettikleri, sohbet ederken de bir bardan şarap içtikleri yerlerdi. Buna “bir tek atmak” denirdi. Yani meyhaneler, insanların sarhoş olduğu ve rezillik çıkardıkları yerler değil, duygu ve düşüncelerin paylaşıldığı bir nevi terapi kurumlarıydı. Ahmet Rasim sık sık bu yerlere gider bazen de zamanı unutur eve geç kalırdı. 

Yine bir gün Tatyos Efendi ile bu meyhanede sohbet ederken Ahmet Rasim erken kalkmak ister. Tatyos Efendi şaşırır: Neden bu kadar erken” diye. Ahmet Rasim: “Hanım, her gün eve geç gelmemden rahatsızlık duymuş olacak ki, bu gün için güzel bir yemek yapacağını söyledi ve bana “Bu akşam gün batarken gel, sakın geç kalma erken gel” dedi. Bu yüzden eve gidiyorum” dedi.

Tatyos Efendi bu deyişten etkilenerek, bu şarkıyı bestelemiştir.

“Bu akşam gün batarken gel / Sakın geç kalma erken gel

Tahammül kalmadı artık / Sakın geç kalma erken gel…”

*

Ve günün 2.nci solisti Suat Çavuşoğlu, Adanalı bestekan Ali Şenozan’ın (bu güne kadar hiç dinlemediğim) Muhayyer Makamı’ndaki eserini seslendirdi;

“Eski bir değirmen evimiz olsa / Başka şey istemem senin yanında

Isınır yüreğim avuçlarında / Acıkmam üşümem senin yanında…”

Genelde, bir şarkıyı ilk kez dinlediğinizde dikkat ön planda olduğundan fazla duygulanma olmaz. Şarkılar zamanla, sizle beraber büyür, gelişir, sizinle beraber seviniz ve hüzünlenir ve öyle bir an gelir ki yaşamınızın bir parçası olur. Bu nedenle şarkılardan ilk dinlediğiniz zaman hoşlanmak zordur. Ancak Suat Çavuşoğlu öylesine yorumladı ki, şarkıyı sevdim.

Suat çavuşoğlu’nun etkileyici bir sesi vardır ve şarkıyı okurken onunla bütünleşir. Selahattin Pınar’ın Kürdili Hicazkar şarkısı olan “Ne demiştin niçin caydın sözünden” adlı şarkısını seslendirirken de duygularla bütünleşti.

KİŞİLERLE ESEN RÜZGARLAR

Bu şarkı ile ilgili olarak, değerli dostum Hüsnü Şimşek bir bilgiyi paylaştı benimle: “Selahattin Pınar, bu besteyi yaptıktan sonra hiç beğenmemiş. Hatta böyle kötü bir beste yaptığı için utandığı anlar bile olmuş. Ölümüne yakın bir zamanda bestekar Sadun Aksüt bir rastlantı sonucu eseri görüyor ve öylesine beğeniyor ki, Selahattin Pınar’ın itirazına rağmen bu şarkıyı duygu dünyamıza kazandırıyor.”

Yine Suat Çavuşoğlu, Sadettin Kaynak’ın Muhayyer eseri olan bir şarkıyı seslendirdi.

“Bülbülüm gel de dile / Söyle benimle bile

Sesini duyur güle / Çile bülbülüm çile…”

Bazı insanların rüzgarları öylesine güçlü ki, onları hatırladığınız zaman dahi rüzgarını hissedersiniz… Bu şarkıyı dinleyip de Safiye Ayla’nın, Müzeyyen Senar’ın estirdiği duygu rüzgarına kapılmamak mümkün değildir.

*şenay-apaydin.gifsuat-çavuşoğlu.gifyoğun-ilgi-vardi.gif

Koro tekrar esmeye başladı ve bir Muhayyer Türkü’yü seslendirdi.

“Çayır ince biçemedim / Soğuk sular içemedim

Bana yardan geç diyorlar / Yar tatlıdır geçemedim…”

Deyim yerinde ise salon inledi. Bütün katılımcılar türküye eşlik ettiler. Program burada bitmesine karşın yoğun istek üzerine koro, sözleri Ülkü Tamer müziği ise Alekper Tagıvey’e ait “Mavi Boncuk” şarkısını seslendirdi.

“Bu dünyada sevgi büyük ihtiyaç / Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç…”

Ve geleneksel hale gelmiş olan 10 Yıl Marşı Koro’nun önderliğinde bütün katılımcılarla birlikte söyledi.

Yüreğinize sağlık koro üyeleri, yüreğinize sağlık sayın Şenay Apaydın, Yüreğine sağlık Sayın Suat Çavuşoğlu…

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.