Vefa Abidesi: Nezaket Sokullu

Sedat Memili (özel)

29 Mart 2016 Salı 06:00

“CANDAN CANANA”

Adana Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Müdürü Sayın Nurdan Avcı’dan aldığım nazik bir davet üzerine, “Nezaket Sokullu” Hanımefendi’nin açmış olduğu sergide bulundum. 
25 Mart 2016 Cuma Günü şu an Altın Koza’nın idare merkezi olarak işlev gören Adana Kız Lisesi’nin salonu erken gitmeme rağmen konuklarla dolmuştu. 
Eşimle birlikte gittiğim serginin girişinde Sayın Nurdan Avcı karşıladı. Öylesine dinamik ve çalışkan hanımefendinin, sevecen bir sitemi de vardı bana: “Yaşlılar Haftası nedeniyle sizi aramızda görmek isterdim ama göremedim” dedi. Haklıydı. Maalesef bazen çok değerli konulara yetişemediğimiz anlar oluyor. 
Beni hemen sergiyi açan Nezaket Sokullu Hanımefendi ile tanıştırdı. Nezaket Hanımı maalesef ilk kez tanıyorum ve ilk kez görüyorum. 

1-nezaket-sokullu-ve-nurdan-avci.gif2--candan-yaygin-ve-nurdan-avci.gif

YÜZÜ BÜTÜN DUYGULARIN TABLOSUYDU

Yüzü, dikkatlice kaleme alınmış bir romanın bütün duygularını taşıyordu. 
Yüzünde, hüzün, neşe, başarı, yalnızlık, çokluk, mutluluk, keder… her duygunun izlerini görmek mümkündü. İlk gördüğüm anda bende çağrıştırdığı etki böyleydi. Ama sonu iyi biten bir roman gibiydi. 
“Candan Canana koydum sergimin adını” dedi. Ve sonra çok uzaklara bakarak : “Bundan daha uygun bir ad bulamadım. Ben Can’ın, bu eserlerde emeğim, duygularım zamanım var, onlar da Can’ım ve bunların hepsi Cananıma…” diyerek, bir çerçevede resmi duran eşi Sezai Sokullu’yu gösterdi. “O benim Cananımdı. Sağlığında böyle bir girişimi çok arzu ederdi. Umarım, ruhu huzur içindedir.”
“Af edersiniz, eşinizi hiç tanımadım. Adana ile bağlantısı ne idi?”
“Adana’da Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü görevi yapmıştı” dedi. 
Sezai Sokullu adı bende bir şey çağrıştırmadı. Tanımıyordum çünkü. Hemen resminin altında bulunan öz geçmişinde şunlar yazılıydı: 1942 yılında Çanakkale’de dünyaya geldi. İlk ve Ortaokulları Biga’da Liseyi ise Erzurum Lisesi’nde bitirdikten sonra, 1964 yılında Sosyal Hizmetler Akademisi’ne girdi. 

SAYGIDEĞER BİR EŞ

1968 yılında mezun olduktan sonra, sırasıyla, İstanbul Akıl Hastalıkları Hastanesi, Ankara Atatürk Senatoryumu, Erzurum Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve Ankara Sosyal Hizmetler genel Müdürlüğü’nde görevlendirildi. 1978 yılında tekrar Erzurum Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesine dönen Sezai Sokullu, 1981 YILINDA Adana Huzurevi Müdürlüğü, 1987 yılında Ankara Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü görevlerini üstlenmiştir. 
1990 yılında TBMM Başkanı Necmettin Karaduman’ın Danışmanı olarak atanan Sezai Sokullu bu görevinde iken emekli olmuştur. 
Sezai Sokullu 2010 yılında aramızdan ayrılmıştır…” 
İşte, Adana Huzurevi’de dahil olmak üzere Sosyal Hizmetler konusunda büyük emek harcayan bu değerli insanın hatırasına açılan bu sergiden duygulanmamak mümkün değildi. 
Sayın Nezaket Sokullu, bütün bilgi birikimi ve duyguları ile ortaya çıkardığı bu eserlerin satışından doğan gelirin Huzurevi’ne bağışlanması amacıyla “Adana Hayır Cemiyeti”ne bağışlamıştır. 
Eşine karşı gösterilen bu vefa örneği karşısında duygulanmamak ve yürekten takdir etmemek elde değil. 
Serginin açılışına çok değer verdiğim kişiler geldi. 
CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, Adana’yı ilgilendiren her konuda olduğu gibi bu sergi ile de ilgiliydi. Adana’ya bu denli yakın ilgi göstermesini takdir hayretle karşılıyorum.4-sayin-ahmet-beyoğlu-ile.gif7-konuklar-sergiyle-ilgiliydi.gifimg_4345.gif

SANET VE MİSTİSİZM VE AHMET BEYOĞLU

Genelde mistisizm sanattan farklı olarak yorumlanır. – ki bilimsel olarak belki doğrudur – Ancak, ben mistisizm ile sanatın birbirinden ayrılmaz kavramlar olarak görüyorum. Örneğin, bırakın İslam Sanatları veya Katolik İnancının etkisi ile yapılmış tabloları, Salvador Dali başta olmak üzere Picasso’nun tablolarında bile mistisizmin karşı konulmaz egemenliğini görmekteyim. 
Hiçbir tablo yoktur ki beni mistik dünyalara götürmesin. Bunun en canlı örneği Adana Vali Yardımcısı Sayın Ahmet Beyoğlu’nun oraya koyduğu eserlerdir. Bir şiir, bir resim, bir düşünce ancak böylesi sanat ile mistisizmi aynı potada eritir. 
Zaten, çini eserlere bakıp onların tuvale işlenmesi konusundaki görüşlerini paylaştığı zaman bir kez daha haklı olduğum ortaya çıktı. 
Bana göre Ahmet Beyoğlu; sanat ile mistisizmin ortak bileşenidir. 
Adana Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Sayın İsmail Kılıç’ta sergide hazır bulundular. 
Nurdan Avcı, - ki hayret ettim hala yıl sonu müsamereye çıkacak öğrenci gibi heyecanını hala muhafaza edercesine titizdi – açılış konuşmasını yaparak, konuklara hoş geldin dedi ve serginin oluş amacı hakkında konukları bilgilendirdi. 
Nedime Kaya Hanımefendi dernek başkanı olarak duygulu bir konuşma yaptı. 
Sayın Beyoğlu, öyle sanat dolu bir konuşma yaptı ki, tablolar gözümde daha çok değer kazandı. Sayın Beyoğlu: “Profesyonel dokunuşlarla oluşturulmuş eserleri alkışlıyor; saygıdeğer eşinizi rahmet ve saygıyla anıyoruz…” diyerek konuşmayı bitirdi. 
Sayın Milletvekilimiz Tümer, kısa ve öz bir konuşma yaptı. 
Açılış töreninin bir parçası olan kurdele kesme töreni çok güzeldi. (içtenlik açısından) 
Sayın Milletvekilimiz Zülfikar İnönü Tümer, Sayın Vali yardımcımız Ahmet Beyoğlu, İl Müdür İsmail Kılış, Huzurevi Müdiresi Nurdan Avcı, hayır Cemiyeti Başkanı Nedime Kaya ve Nezaket Sokullu kurdeleyi birlikte kestiler. 
Sayın Sokullu, Milletvekilimiz, Vali yardımcımız ve İl Müdürümüze tablolar hakkında bilgi vermeye başladı. 
Salona, vefa duygusunun verdiği mistik bir atmosfer hâkimdi. 
Konuklar, saygılı, nazik ve ilgiliydi. 
Özellikle Neriman Aşarsoylu hanımefendi, - Kendisini KOZVAK TSM Korosundan tanıyorum – sanki bütün konuklar kendi evine gelmiş gibi herkes ile ilgilenmeye çalışıyor, bir anlamda Sayın Nurdan Avcı’nın işini kolaylaştırıyordu. 
Elbette Nezaket Sokullu’yu bu sergiyi hazırlama aşamasına getiren yaşam öyküsü ilgimi çekti. Kendi anlatımıyla özgeçmişi şöyleydi; 

BAŞARILARLA SÜSLÜ YAŞAM ÖYKÜSÜ

“1946 yılında Erzurum’da dünyaya geldim. İlkokulu babamın görevi nedeniyle Kırıkkale’de, Ortaokul ve Liseyi Ankara Kız Lisesi’nde bitirdim. Daha sonra Sosyal Hizmetler Akademisi ve Dil tarih Coğrafya Fakültesi Pedagoji bölümünü bitirdikten sonra Sağlık Bakanlığı’nda Bakan Özel Bürosu’nda Sosyal Hizmet Uzmanı olarak hizmet hayatıma başladım. 
1970 yılında sınıf arkadaşım Sezai Sokullu ile evlendim. (…) 1973 yılında Erzurum Çocuk Yuvası’na tayin oldum. Erzurum’da yeni çocuk yuvasının açılışı da dahil olmak üzere bir çok görevde bulundum. 1975 yılında Ankara’ya tayinim çıktı. Ankara Sosyal Hizmetler Kreş ve Gündüz Bakımevi’ni bu yıllarda hizmete açtım. 1978 yılında tekrar Erzurum’a bu kez Müdür Muavini olarak tayin oldum. 1981 yılında Adana Kreş ve Gündüz Bakımevi’ne tayin oldum. Daha sonra Çocuk Esirgeme Kurumu Müdürünün tayini nedeniyle bu kurum da bana bağlandı. Aynı yerleşke içinde Kız Yurdu’nun da hizmete açılmasıyla, yerleşke çocuk kompleksi haline dönüştü. 
6.5 yıl Adana’da çalıştıktan sonra, 1987 yılında TBMM Kreş Gündüz Bakımevi’ni hizmete açtım. 2003 yılına kadar kaldığım bu görevden emekli oldum. 
(…) Bir süre emeklilikte vakit geçirdikten sonra vaktimi değerlendirmek için Patcwork, takı tasarımı benzeri kurslara katıldım. 

2009 yılında resim kurslarına başladım. Kurların sergilerine resimlerim ile katıldım. 2010 yılında eşimi kaybettim. 2011 yılında resim kurslarına ilaveten  çini dersleri aldım. Hayal ettiğim ve çok arzu ettiğim çini desenlerini resim hocamın da desteği ile tuvalde çalışmaya başladım; ve hala çalışıyorum…” 
Nezaket Sokullu Hanımefendi’nin öz geçmişi başarılarla dolu. Ülkemizize büyük katkılar yapmış bu insanı benimle tanıştırdığı için, Sayın Nurdan Avcı’ya teşekkür ediyorum.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.