Kutsal kitabımız “oku”; İstiklal Marşı’mız “Korkma” diye başlar…
Feke’den Saimbeyli’ye giderken doğa, “sessizlik coğrafyasıdır.”
Eğer bana, sessizliği anlat veya sessizliğin resmini çiz deselerdi, onlara mutlaka Feke, Saimbeyli arasındaki coğrafyayı tarif ederdim. (Hatta henüz yayınlanmamış romanlarımdan biri olan “Kuklacı” da, yolunu kaybeden bir Kuklacı!’nın bu bölgede sessizliğin kucağında mutlu bir şekilde ölümü beklediğini işlemiştim.)
Bu yüzden Saimbeyli veya Feke denince ruhumda “sessizlik fırtınası” eser.
Yalnız bu sessizlik, umursamazlık veya yaşama karşı ilgisizlikten değil, ağır başlılık, metanet ve iradenin muhteşem kontrolünden kaynaklanıyor.
Son günlerin moda deyimiyle, “hiç kimse Saimbeyli veya Fekeli’yi sessizliği ile sınamaya kalkmasın!”
İlginçtir, doğanın bu sessizliği orada yaşayan insanların doğasına da sirayet etmiştir. Sessiz, ağırbaşlı, kanaatkâr, isyanları ve itirazlarını mağrurca içlerinde büyüten insanlar.
Feke’nin ve Saimbeyli’nin değerli insanlarına, haykırarak selam ve sevgilerimi sunuyorum.

KİTABIN KARŞILIĞI ÇİÇEKTİR, SEVGİDİR…
Saimbeyli coğrafyasının müstesna bir insanı olan Hayrettin Çavuşoğlu çok değerli bir dostumdur. Saimbeyli coğrafyasının bütün özelliklerini taşır. Hak için, halk için, adalet için, ezilmişlerin hakkını korumak için verdiğimiz mücadelede yollarımız kesişmişti.
Geçenlerde Eyüplü Köyü’nde bir kütüphane oluşturduklarını duydum. Çok sevindim. Telefon görüşmemizde, “Kütüphane kurulduktan sonra çocuklar çevreden sümbül toplayıp bana verdiler. Hayatımın en güzel ve en duygu verici armağanıydı. İşte kitabın karşılığı, çiçektir, sevgidir…”
“Sevgili dostum, nasıl gelişti olay. Kısaca?”
“Biliyorsunuz, cehalet karanlık ile aynıdır. Halkımız bunu tespit etmiş. Türkiye’nin aydınlanması ancak okuyan, çalışan, üreten insanlarla gerçekleşir. Bu fikir oluşunca, Vatan Partisi Saimbeyli İlçe Sekreteri Fuat Ağırtıcı ile görüştüm, Eyüplü Köyü (Şimdi Mahalle) muhtarı İrfan Tekdemir ve bizi maddi ve manevi olarak destekleyen Mahmut Atay ile birlikte Eyüplü Mahallesi İlk Okulunda kütüphane oluşturduk ve kitaplar hediye ettik. Kütüphane’nin Adı Atatürk Kütüphanesi oldu. Ben de Atatürk’ün Bütün Eserlerini armağan ettim…”
“Siz zaten duygulu bir insansınız. Bu olay sizi biraz daha duygulandırmış…”
“Hiç sormayın. Çocukların sevincini göremezseniz bunu anlayamazsınız. Bırakın kuruluş aşamasındaki duygularımı, esas, Atatürk Kütüphanesi kurulduktan sonra gelen destekleri görseydiniz şaşırırsınız.
Öylesine yoğun bir ilgi ile karşılaştık ki, bir kez daha bu halka güvenmenin ne kadar doğru olduğunu anladım.”

Değerli okuyucu, Hayrettin Çavuşoğlu, kütüphanenin kuruluş aşamasında çocukların kendisine sümbül armağan etmesi üzerine duygularını bir kağıda döktü. Şimdi o duygularını hiçbir müdahalede bulunmadan paylaşmak istiyorum.
*
BAŞI DUMANLI TOROS KÖYÜ EYÜPLÜ’DE ATATÜRK KÜTÜPHANESİ AÇMAK
“Eyüplü’de, / Başı dumanlı Torosların kucağında güzel mi güzel, şirin mi şirin Eyüplü’de, /
İnsanlığın hasının, dostluğun hasının yücelerden baktığı Eyüplü’de bu gün başka bir gün,/ Günler gelip geçtiğinde, kadir bilir, kıymet bilir Eyüplü’lü dostlar anacaklar 19 Mart 2016’yı. 19 Mart 2016 Cumartesi günü Eyüplü’de ATATÜRK Kütüphanesi açıldı.
Kutlu olsun!
Torosların 1500 metresinin Mart soğuğunda, / Eyüplü’de, Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nu anmamak olur mu? / Bakınız neler söylemiş Şairin hası,

BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU
“Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü, kör topal kabulüm
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm
*
Hey hey, yine de hey hey
Salınsın türküler bir uçtan bir uca
Evelallah hepsinde varım
Onlar kadar sahici
Onlar kadar gerçek
insancasına, erkekçesine
'Bana bir bardak su' dercesine
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.
*
Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
Ben türkülerden aldım haberi.
*
Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak .
Ah bu türküler köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.
*
Ah bu türküler, köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
Kan damlar ucundan, mürekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:
'Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar'
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.
*
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen...”



Milletine, layık olduğuna inandığı, insanlığın yarattığı en faziletli rejim Cumhuriyeti armağan eden, Türk Ulusu’nun büyük evladı Atatürk’ün adını taşıyan bir Kütüphanenin, Eyüplü köyümüze ve geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza yol göstermesini dilerim.
Kütüphanenin açılmasında büyük emeği geçen başta Sevgili Eyüplü Mahallesi Muhtarı İrfan Tekdemir’e, elini fedakarlıktan sakınmayan Sevgili Mahmut Atay ve emeğini esirgemeyen Vatan Partisi Saimbeyli ilçesi yöneticisi sevgili Fuat Ağırtıcı’ya sevgi, saygı ve şükranlarımı sunarım.
Ulusal Kanal izleyicilerinin ve Aydınlık Gazetesi okuyucularının, Eyüplü Köyü Atatürk Kütüphanesine kitap bağışı yapmaları, Eyüplü Köylüsünü sevindirecektir.
Saygılarımla,
Hayrettin Çavuşoğlu
Bizde şahsınızda çocukların okumasına katkı yapan herkese saygı duyuyoruz Sayın Çavuşoğlu