Birbölge: Kadın herşeydir, anadır, erdemdir...

Sedat Memili (özel)

06 Nisan 2016 Çarşamba 06:00

KADIN DENİNCE AKLA ŞİDDET GELİYOR

Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nde bu hafta Türk Kadınlar Birliği Adana Şuba Başkanı Sayın Ayşe Birgölge konuşmacıydı.  “Sivil Toplum Kuruluşlarında Kadın dayanışması” konusunu işledi.

İzninizle önce Kadın’ın toplumdaki yerini belirleyen kilometre taşlarından bir anekdot paylaşmak istiyorum.

aile-fotoğrafi-(02.04.2016).gifayşe-birgölge-ve-gözde-ramazanoğlu.gif

Kadın erkeklere bir ceza, bir bela olarak yaratılmıştır. Semavi dinlerden önce Mitolojik kaynaklar öyle anlatır. Ateşi çalıp insanoğluna armağan eden Prometheus ve kardeşlerini cezalandırmak için Baş tanrı Zeus, Kadını yaratıp onlara vererek cezalandırmıştır.

Üstelik kadını kadın yapan karakterlerin oluşturulması öyküsü daha da ibret vericidir.

“Size öyle bir bela vereceğim ki…” der Zeus, “Sevmeye okşamaya doyamayacaksınız bu belayı…”

Hephaistos’u çağırdı ve; “Bir parça toprak al suyla karıştır. İçine insan sesi koy. İnsan gücü koy. Öyle bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin; bedeni güzelim genç kızlara…”  Athena’ya döndü; “Sen de ona el işlerini öğret. Renk renk kumaşlar dokumasını öğret.”  Aphrodite’ye dönen Zeus O’na da şu talimatı verdi; “Sen de büyülerinle kuşat onu. İstekler ve arzularla tutuştur gönlünü…” Yüz gözlü devi öldüren Hermeiasa : “Sen de bir köpek yüreği ve bir tilki huyu koy içine.” Böyle yaratıldı kadın Yunan Mitolojilerinde.

Gökkuşağını beline sardılar / Altın gerdanlıklar taktılar boynuna / Bahar çiçekleriyle donattılar saçını / göğsüne yalanı dolanı doldurdular / Ve adını bütün tanrıların armağanı anlamına gelen Pandora” koydular…”

KADIN İNSANLIĞA VERİLMİŞ BİR CEZADIR(?)

Kadın bütün tanrıların ortaklaşa bir cezası olarak insanlığın başına bela olarak gönderilmiştir.

Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden kaygılardan uzak yaşarlardı. Bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Pandora açınca kutunun kapağını; dağıttı insanlara acıları, dertleri. Bir tek “Umut” kaldı dışarı çıkmadık, kapağı açılan dert kutusundan.  Çünkü, umut tam çıkacakken Pandora kutunun kapağını kapatmıştı.

İşte o gün bu gündür, insanların başı derttedir. Toprak bela doludur; deniz bela doludur. Geceler ve gündüzler dert doludur. Belalar başıboş dolaşır sessizce insanların çevresinde. Çünkü Zeus, belalara ses vermedi. Geldiklerini kimse duymasın diye…”

Mitoloji öyle anlatır kadına bakışını.

gözde-ramazanoğlu-turist-kafilesine-bilgi-veriyor.gif

AYŞE BİRGÖLGE’LER ÖYLE OLUŞTU…

İşte insanlık bu destansı ve ilkel düşünce ile çağdaş düşünce arasında gelgitler yaşamıştır.

Bu öyküyü efsanelere bırakan anlayış, kadının toplumdaki yerini insanlığa anlatmaya çalışmaktadır. Ve bu gün bilmediğimiz bir yerde, bilmediğimiz bir zamanda, bilmediğimiz bir nedenden dolayı, bilmediğimiz bir kadın umutlu, geleceğe güvenle bakıyor ve kendi sorunlarını çözüyorsa toplumda Ayşe Birgölge ve gibi insanların varlığındandır. Bu düşünceye karşı duruştur Ayşe Birgölge’ler…

Karanlıkla mücadele etmek kolay değildir; karanlıkta düşman görünmez. Zaten karanlığın kendisi başlı başına bir düşmandır. Görünmeyen düşmanla kim savaşabilir ki? İşte TKB, Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda göremediği bu düşmanla savaşmaya başlamış ve bu günlere gelmiştir.

FARKINDALIK YARATMAK

Sözü Türk Kadınlar Birliği Adana Şube Başkanı Sayın Ayşe Birgölge’ye bırakıyorum.

“Bu mekânda sizlere hitap etmek gurur verici…

Bu gün Kadın için çalışan derneklerden biri olarak Kadın olmanın erdemlerinden, güzelliklerinden ve çektiklerinden, kadının neden olması gerektiği yerde olmadığından bahsederek bazı konularda “Farkındalık Yaratmak” istiyorum.

Sivil Toplum Örgütü (STÖ) nedir dersek herkesin bir fikri var. Üye misiniz diye sorsak, 4 kişide bir kişi üye. Oysa batı medeniyetlerinde soru kaç sivil toplum kuruluşuna üyesini diye sorulur? O zaman anlıyoruz ki STÖ konusunda herkesin fikri var, ama herkesin bilgisi yok.

Adana bu konuda diğer şehirlere göre daha şanslıdır. Özellikle Kadın dernekleri dayanışması güçlüdür. Şiddet konusunda, kadın konusunda etkin çalışmalar yapmaktadır. Bunlardan yalnız kadın için faaliyet gösteren derneklerin adını vermek istiyorum. AKDAM, EVKAD, KA-DER, SE-KAD, CUMHURİYET KADINLARI, TKB (İki Şube olarak) değerli çalışmalara imza atmaktadır.

2004 – 2005 yıllarında TKB 5 Aralık toplantısı için şubelerini Adana’da toplamıştı. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Aytaç Durak, Sığınma evi açılışını sanal ortamda yapmıştı. Şu an, Adana’da 3 sığınma evi ve ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) vardır. Bu kuruluşlar, sistemli çalışmalarını daha etkin hale getireceklerdir. Bu arada hükümetimiz, 1995 yılında “Kadına her türlü ayrımcılığın önlenmesini” içeren İstanbul Sözleşmesine imza atmıştır, ancak gereğinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyemiyorum.

gözde-ramazanoğlu-turist-kafilesine-bilgi-veriyor.gif

KADIN “NEDEN BÖYLEYİM?” DİYE SORMALIDIR

Ve KADIN, güzellik dedim! Erdem dedim! Çektikleri dedim! Kadın denince bunlar akla gelmesi gerekirken ŞİDDET aklınıza gelmiştir. Oysa uygarlıklar Kadın ve Erkeklerden oluşmaktadır. Hayatı birlikte meydana getirmektedirler. Annelik en güzel duygu iken kadın anne olarak çalışma hayatında cezalandırılmaktadır.

İşe almayarak… Kreş yapmayarak… Yaşamı zorlaştırarak…

Kadın neden olması gerektiği yerde değildir. Hala 2. Sınıf vatandaş olarak ezilmektedir. Çünkü doğumla bereber, neredeyse birbirine zıt özgürlükler ve sınırlamalarla yetiştiriliyoruz. Erkek olabildiğince rahat, hükümdar, kadın ise Geleneksel Cinsiyet Rolleri nedeniyle mahkum. Erkek kızla gezerse Kahraman, Kadın ise affedilmeyen suçlu…

Kadını evden çıkarmayan, çıkmasını önleyen, okutmayan, düşündürmeyen anlayış, kendine yetmeyen kadınların çoğunlukta olmadına neden olmaktadır. Bu ise ulusça ilerleme ve aydınlanmamızın önünde bir engel oluşturmaktadır.

Kara Çarşaftaki kadın ben neden böyleyim? Diye kendini sorgulamıyorsa bunun suçlusu devletin politikalarıdır.

Oysa kadın her şeydir. Dünyanın anasıdır, erdemdir. İdare edendir. Kadın özverili davranmamış olsaydı evliliklerin %98’i yürümezdi. Kadın olmazsa aile olmaz.  Bunun için bize göre “Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü”, “Kadın ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü” olarak kullanılmalıdır. Kadının güçlendirilmesi gerekmektedir. Kadın olmazsa Anne, Anne olmazsa aile olmaz. Anne toparlayıcıdır. Baba giderse anne aileyi toparlar ama Anne giderse aile dağılır. Toplumda örneği çoktur. Bu nedenle Toplumsal Cinsiyet Eşitliği devlet politikası olarak hayata geçirilmelidir.

Siyasette kota konmasının önemi, pozitif ayrımcılığın yapılması, kadının öneminin kavratılmasının içselleştirilmesini diliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk “Bir milletin yarısını yüceltip, yarısını bastırarak kalkınmak mümkün müdür” demiştir.

sn.-azmi-yeşil-ve-değerli-konuklar.gif

Bu duygu ve düşünceleri paylaşan biz, Türk Kadınlar Birliği (TKB) öncü ve kahraman kadınlar; Nezihe Muhittin, Latife Bekir Çeyrekbaşı, Sabiha Zekeriya Sertel, Şukufe Nihal ve Latife Hanımlar “Biz neden oy kullanmıyoruz?” diye ayaklanarak bir parti kurmak istemişler. Kadın oldukları için izin verilmemiş. M. K. Atatürk’ün önerisiyle parti istekleri cemiyete çevrilmiş ve TKB, 1924 yılında kurulmuştur.

İlk genel başkanımız Nezihe Muhittin’dir. Dernek, Atatürk İlke ve Devrimlerinin ışığında,  Cumhuriyetin Kadına Tanıdığı kazanımların korunası ve hakların geliştirilmesini sağlamak, kadının sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda eşitliğinin sağlanması ve engellerin ortadan kaldırılması için çalışmalar yapmayı hedeflemiştir. Çocuklarımızın- gençlerimizin uygarlık ve demokrasi bilinci içinde Laiklik ve Eşitlik kültürüne sahip olarak yetişmesini sağlayabilme ve elbette ki Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin sağlanması için çaluşmalar yapmaktadır. 1954 Yılından itibaren de Kamu yararına çalışan bir dernek statüsündedir.

Gururlanarak söyleyebilirim; 1934 yılında Meclise giren kadınların 18’i TKB üyesi idi.

Ben Adana’da bu görevi çok başarılı bir yönetimden devraldım. Onları saygı ve rahmetle anıyorum. (Gültaç Başkanım Burada, saygılarımı sunuyorum.) Çok güzel bir dernek binasını bağışlayarak satın almamızı sağlayan Sn. Serpiz Özalp’ı ve annesi hanımefendi Makbule Hn’ı saygı ve rahmetle anıyorum.

Derneğimiz Genel Başkanımız Av. Sema Uğurman Kendirci’nin önderliğinde 67 Şube ve KKTC’deki 6 temsilcilik ile çalışmalar yürütmektedir. Bu kadar örgütlü olan tek dernek olduğumuzu övünçle söyleyebilirim.

Elbette Yönetim Kurulumuz… Her alanda ve her konuda uyum içerisinde olduğumuz yönetim kurulumuz, çalışmalarımızı ve faaliyetlerimizi kolaylaştırmaktadır. Ayrıca Adana Medya Gazetesi’ne de etkinliklerimizi duyurduğu için teşekkür ediyoruz.

tkb-adana-şubesi-yön.-krl.-üyeleri.gifyoğun-katilim.gif

Değerli okurlar, derneğin faaliyetlerine sıra gelmedi. Liste 4-5 sayfa olduğu için yazamadım. TKB’nin sitesi ve Yüz Kitabı (Facebook)’ tavsiye ederim.

Benim tanıdığım bu kadınlar, mitolojinin bela diye yarattığı kadınlar değil. Tam tersine yaşamı kolaylaştıran insanlardır. Ama şu var; bu kadınlar, gericiliğin, haksızlığın, adaletsizliğin, kadına saygısızlığın, anneye nankörlüğün karşısında bir beladır…

Bunu kabul ediyorum. 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.