Gönül defterimden notlar

Sedat Memili yazdı

15 Nisan 2016 Cuma 06:00

“Gönül Defter” dediğim bir not defterim vardır. Zaman zaman onu karıştırır, gölümle yarenlik yaparım. Bu ara tekrar baktım Gönül Defteri’me;

Bu sayfada neyi not almışız : "Barbarlar cesetleri, uygarlar ölüleri yer."

Primat düzeyinde kalan insanın yamyamlığı değişmedi. Sadece yamyamlık yöntemi değişti. Cesedi yiyen barbarlar, ölülerin hatıraları ile beslenir; uygarlar, canlıların hayatlarını yiyerek besleniyor. Bu nedenle bir canlı ölünce uygarın ilgi alanından çıkar, barbarın alanına girer..."

Evet, bunları not aldığım zamanları anımsadım.

*

Eline biraz yetki geçiren, kravatlı ve medeni görünümlü canavara dönüşüyor. Hangi duyguları, hangi yaşam ve düşleri ezip yok ettiğini görmüyor bile... Görse de ilgilenmiyor.

Olağanüstü vahşi bir bencillik her yanımızı istila etmiş.

Hayat, umut ve düş yiyerek beslenmek böyle bir şey.

Tanrı bizi, hak etmediği mevkiye atanmış, medeni görünümlü canavarlardan korusun!

Siz Amin demesiniz de olur; öylesine not almışım.

Zaten “Facebook” denilen “Yüzkitabı”nda Amin dilenenleri görünce şiddetle kızıyorum.

*

Şu sayfada karma karışık bir not var. Kendi yazımı bile okuyamıyorum. Okuyabildiğim kadarıyla şöyle yazıyor:

"Eşitlikte, eşitliği aradım: bulamadım.

İnsanlıkta insanı; Cumhuriyette Cumhuriyeti; Ülkemde ülkeyi; Vatanımda vatanı ; adalette adaleti; kendimde kendimi arıyorum. Bulamadım.

Oysa hepsi vardılar; ellerimi uzattığımda olmadıklarını anladım..."

Bu notu geçen yıl yazmışım. Şimdi yazacak olsam başka cümleler de eklerdim. Ama boş verin. Anlayana sivrisinek...

*

Eyvah! Bir de kadınları kızdıracak notlarım var. Şöyle düşünmüş ve not almışım: "Kadın sorunlarını bas bas bağırır; erkek içine atar. Birçok kadın, yaşamı erkek ile paylaşmaz; katlanır. Bu katlanışı, erkeği, minnet duygusu altında bırakır. Minnet duygusu erkeği ezer. Erkeğin yapmış olduğu, "fiziksel şiddet" ve "fiziksel zor" her zaman gündeme gelir. Ama erkeğin uğradığı, sessiz ve pasif şiddet asla konu edilmez. Çünkü mızmızlanma, erkeğe değil, kadına verilmiş sözde haktır. Erkeğin, mızmızlanma, dırdır etme, şikayetlenme hakkı geleneksel olarak elinden alınmıştır. Erkek duygularını bastırmak zorundadır. Öfkesinin nedeni belki de bu baskıdır..."

Bu görüşleri hala taşıyorum. Hatta daha ileri uçlarda düşünüyorum.

"Cazgırlara duyurulur..."

*

Başka bir not var. Bunu biraz düzgün yazmışım; hem de kurşun kalemle: "Bir kartalı uçma hakkından kim mahrum edebilir; kim sürünmeye zorlar yerlerde; kanadını kırmadıkça..."

Eh bu notu görünce yine hüzünlendim.

Şimdi çevremde suni kanatlarla uçmaya çalışan tavuk ve hindileri gördükçe, kanadı kırık kartallar daha çok hüzünlendiriyor beni.

Adana gibi bir yerde, benim diyen kelli felli insanlar, "Somali için yağmur duasına çıktılar..." Başbakandan daha Somaliciler... Adana'daki Somali'yi görmezlikten gelerek yaptılar. İktidarın kanatlarıyla uçmaya çalışan tavuk ve hindiler...

Uçun bakalım uçun nereye kadar?

Bu konuyla ilgili notları okumaya devam ediyorum: "Kanatları var diye kim bir ördeği uçurabilir? Ya tavuğu? Her kanadı olanın hakkı değildir uçmak. Kimi yerlerde sürünür kanatlarıyla, kimi ufuklarda kaybolur gözlerden... Eğer arayış ise ruhun pusulası; bekleyin uçacaksınız. Eğer kanatlarınız insanlığın büyük erdemleri ile açılıyorsa, sabredin uçacaksınız; insanlık sizi kanatlarınızdan vuruncaya kadar..."

Not burada bitiyor.

Neden yazmışım bu notu. Üzerinde tarih var. 29.11.2010.

Belki de kurumların insan yeteneklerini nasıl körelttiğini gördüm. Ben o kurumları biliyorum.

Bu notu bu gün yazsaydım sonuna şunları eklerdim.

"Eğer teslim olmanın huzurunu duymaksa ruhun pusulası, o kanatlar sizi uçuramaz. Bir gücün gölgesine sığınarak kimliğinizi yok etmekse, iradenizi teslim etmekle bulduysanız mutluluğu o kanatlara sakın güvenmeyin. Fakat bilin ki insanlık sizi, kanatlarınızdan vuracak kadar değerli bulmaz.

Sıkılmazsanız notlara devam ederiz.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.