Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Konferansı’nda öyle bir konuşma yaptı ki, bu konuşma yüzyıla damgasını vuran bir konuşmaydı.
Konuşmanın bütünlüğü, İslam ülkelerinin Kur’an’ın özü olan ahlaki değerlere sahip çıkamama sorunuydu.
Öyle ki, Batıda değil İslam ülkelerinde bitmeyen gözyaşlarının ve katliamların çözümünde, batıdan medet ummanın en büyük acizlik olduğunu özellikle vurgulayan Cumhurbaşkanı, Osmanlı’dan sonra Müslümanların bir olmalarının, güçlü olmalarının zaruretini ortaya koydu.
İslam coğrafyasının en büyük sorunu, İslam kardeşliği etrafında birleşemeyip sürekli terör belasıyla karşı karşıya olmasıdır.
Bu perspektiften hayati önem taşıyan bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözleri, konuşma bütünlüğüne damgasını vuran bir konuşmaydı.
Dedi ki Sayın Cumhurbaşkanı;
“Mezheplerimiz bir birinden farklı olabilir, hepimiz, her birimiz Kur’an-ı Kerimin mesajı altında toplanmalıyız. Biz bir birimizle konuşmamız için aracılara gerek yok, çünkü Kur’an bize yeter, çünkü Herkes Susar, Kur’an-ı Kerim konuşur” sözlerinden sonra, Müslümanların bir araya gelememelerinin ne denli bir acziyet olduğunu söyledi.
Dedi ki Sayın Cumhurbaşkanı;
“2014 Yılında, Gazze’de çoğu çocuk ve kadın olmak üzere, yaklaşık 2500 insan kalleşçe öldürüldü. Birleşmiş Milletler sesini çıkarmadı, Batı sessiz kaldı ve bu sessizliğin ardından İsrail başbakanı hiç utanmadan, sıkılmadın, haya ve ar etmeden, Paris’te ki yürüyüşe katıldı.”
Uzun lafın kısası Cumhurbaşkanı yaptığı bu konuşma, Tevhit inancının bir gereğidir.
Çünkü İslam medeniyeti, bir tevhid ve vahdet medeniyetidir.
Tevhid ve vahdet medeniyeti;
Kainatı Batı-Doğu ve Kuzey-Güney diye bölmez,
Tevhid ve vahdet medeniyeti;
İnsanları dil, renk, coğrafya farklılıklarından dolayı ötekileştirmez.
Bu medeniyetin mensupları, din kardeşliği ruhunu kabul edip, bütün insanlığa, hatta evrene ve içindekilere şefkat ve merhametle bakarlar.
Kin, nefret ve intikam gibi duygularla yüreklerini karartmazlar.
Bu gün ülkemizde ve İslam coğrafyasındaki tüm sorunlar, bu değerlere sahip çıkıp uygulanmamasından kaynaklanmaktadır.
Hukuka güvenin kalmadığı, siyaset dilinin yerlerde süründüğü şu zamanda, öncelikle Cumhurbaşkanının üzerinde durduğu;
“Kur’an bize yeter” anlayışını, ülkemizde payidar etmemiz gerekir.
Kur’an kardeşliğini payidar etmediğimiz müddetçe, Milli ve manevi birliğimiz ve dolayısıyla İslam Birliği hayal olur ki, işte buna da yazık olur.