Türkiye’de tarım politikalarında üretimde temelden yanlışlıklar yapılırken, hasattan tüketiciye intikal eden süreçte de ciddi yanlışlıklar yapıldığı ifade ediliyor.
Pazar günü domates üretimi yapan bir seraya gittim ve sera sahibiyle görüşerek sorunlarını dinledim.
Seranın sahibi Ali Çolak;
“Üreticiler olarak bizler bu işin hamallığını yapıyoruz, parayı ise aracılar kazanıyor. Neden meyve ve sebzeler üreticiden halka direk intikal ettirilmiyor? Neden aracılar kaldırılmıyor?” diyerek, tarım bakanlığının kendilerine sahip çıkmasını istiyor.
Gelin 2 dönümlük bir sera alanında üretim yapan üreticinin maliyetine bir bakalım,
2 dönümlük sera alanında domates üretimi yapan üretici, bir sezonda 20 ton ürün elde ediyor.
Aracı domatesin kilosunu 60 kuruştan alıyor,
Dolayısıyla üretip hasat ettiği 20 ton domatesten 12 bin lira para kazanıyor.
Üreticinin bir sezondaki kazandığı para bu.
Ya maliyeti?
İşte maliyeti;
12 Bin liralık mahsulü için yüzde 15 komisyon veriyor,
6 Bin lira sera için naylon parası veriyor,
4 Bin lira fide parası veriyor,
5 Bin lira zirai ilaç parası veriyor,
Bu masraflara üreticinin emeği dahil değil.
Üretici 12 bin liralık mahsul elde ediyor,
16,800 lira masraf ediyor,
Peki, kazanan kim?
Elbette ki elini soğuk sudan soğuk suya vurmayan aracı,
Ve üretici isyan ediyor,
Diyor ki;
“Allah rızası için şu aracıları ortadan kaldırın. kaldırın ki, hem bizler kazanalım ve hem de vatandaş daha ucuza meyve ve sebze yesin”
SONUÇ OLARAK
Adil olmayan, hakkaniyet olmayan bir tarım politikası,
Üretici elbette bu tarım anlayışıyla zarar etmekten kurtulamaz,
Kurtuluşunun tek adresi ise tarım bakanlığının bizatihi kendisidir.
Gelin üreticinin sesine kulak verin ve bu çileye son verin.