Alemlerin rabbi iltifat beklerken

Talat Özyürek yazdı

26 Nisan 2016 Salı 06:05

 

          Kul, marifet iltifata tabi olmak için iltifat bekliyorsa çok mudur? Yâda bu bir beklenti midir? Elbette hayır… İltifatsız marifet zayi miydi?

 

Her marifet içerisinde gayret, zekâ emek, bilgi barındırmaktadır… Her eser sahibi eserinin takdir edilmesini beklerken, tanınmamış, bilinmemiş olanlar ise keşfedilmeyi bekler...

 

Övülmekten haz almayan kaç kişi vardır çevremizde? Bence yok… Toplumsal tekâmülün izdüşümüdür iltifat. Psikologlar da metot vardır; bir alışkanlığı kazandırmak istediğiniz insana iltifat edilmesini tavsiye ederler ki iltifat gören gözden göze değişir ama kesinlikle düşüklük değildir… Çünkü iltifat güç, enerji, motivasyon verir insanlara. Kolektifliği doğurur… Şayet dozajı iyi ayarlanırsa otorite zaafı doğurmaz…

 

“Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim mahlûkatı yarattım. Mahlûkatı yarattım ki bana ayna olsun ve o aynadan cemalimi göreyim…”

 

Düşünüldüğü zaman çok derin bir manayla karşılaştığımızı anlayabiliriz. Din âlimi değilim ancak naçizane anladıklarımı paylaşmak isterim.

Şüphesiz ki Allah bilinmek ve tanınmak istemiştir.

Zariyat Suresi çok açık bir delildir: “Ben cinleri ve insanları yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat 51/56)

 

Allah’ın kendini tanıtması, (Hâşâ) Allah’ın bir ihtiyacından doğmaz. Sadece bizim ihtiyaçlarımıza karşılayacak, sorunlarımıza cevap verecek bir adresin bilinmesi olarak yorumlanabilir.

Bilinmeyen bir gizli hazinenin insanlığa ne yararı olabilir?

Bilinmeyen ve haberdar edilmemiş olan bir şifa hangi hastalığa iyi gelebilir?

Allah’ın istediği kulluktur. Bu kulluk insanı acizleştiren, küçümseyen ve onu önemsemeyen anlamda değil tam tersine insanı yücelten, var sayan ve değer veren anlayışa tekabül eder.

Allah kendi yaratıcılığındaki deha ve muhteşemliğin yansımasının kulluk olarak tezahürünü amaçlamıştır.

Allah’a yapılan Kulluk, hem onun yüceliğini yansıtır hem de yarattıklarına müteşekkir olan ruh halini ispat eder.

Kulluk, Allah’ın marifetine bir iltifattır. Bu iltifat Allah’ın ihtiyacından değil kişinin kendi ruhunu olumlu açıdan tatmin etmek için gereklidir.

Bir iyilik, bir yardım, zor zamanlarda uzatılmış bir dost eline hangimiz müteşekkir olmayız ki?

İnsan ruhuna dokunan bir iyilik karşısında hangimiz minnet duymayız?

 

Yaratılmış olan insan da kendi marifetleri karşısında iltifatlara muhtaç olabilir.

İltifata mazhar olmak, insanın ihtiyacıdır.

İnsan, Allah’a karşı kulluğuyla yücelir veya günahkâr olur; ama hayat içinde insan diğer insanlarla ilişkileriyle yücelir veya rezil olur.

 

Allah’ın yaratıcılığının anlamı, insanda “karşılıklı ilişki” olarak tezahür eder.

İnsan ilişkileri ile kendi huzurunu veya huzursuzluğuna neden olur.

İşte insan güzel bir amelde bulunduğunda, iltifat olarak karşılığını görmek ister.

İltifat, insanın kurduğu ilişkilerin doğru olduğunu gösterir.

İltifat kişinin yaptıklarının bir yansımasıdır.

 

Basit bir örnekle açıklamak isterim: Çevremizde birlikte yaşadığımız insanlar vardır. Kardeşlerimiz, yeğenlerimiz, amca veya teyze oğullarımız, dostlarımız vesaire…

Yeğeninize iyi davrandığınızda sizin çevrenizde dolaşır ve size öyle içten bir şekilde “Amca” der ki, siz o deyişteki manada dahi “amca” olduğunuzu hissedersiniz. O yeğeninizi çok seversiniz çünkü size “amca” olduğunuzu yansıtıyor yani hissettiriyordur.

Yansıtma ve hissettirme kişiler ile kurduğunuz ilişkinin karnesidir.

İltifat budur. Ve bazı insan ve kurumların iltifatına mazhar olmak bir ödüldür.

Ve insanın bu ödüle ihtiyacı vardır.

 

Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir…

 

İnsanların başarıları takdir edildiği ve karşılığı verildiği takdirde daha olumlu sonuçlar elde edilir ve başarı dişli gibi dönmeye devam eder…

 

Diğer misale ise ziyadesiyle kaliteli mal üreten kişi, şayet o metaya alıcı bulamıyorsa başarısının ne anlamı ola ki!

 

 

Anladığım şudur; Cenab-ı Allah’ın iltifata mazhar olması kulun ihtiyacındandır.

Kişinin iltifata mazhar olması insanın (kulun) ihtiyacındadır.

Her iki hal de bu “iltifata mazhar olmak” Cenab-ı Allah’ın onayladığı bir durumdur.

Yeter ki insan, Allah adına, insanlık için güzel ve doğru işler yapsın.

Doğru işler yapıp da vicdanı rahatsız olan var mıdır?

Cenab-ı Allah’a kulluk nasıl bir yükümlülük ise, hayırlı bir amel de bulunana iltifat etmek de insanın yükümlülüğüdür.

İltifata mazhar olmak insanın ihtiyacıdır...

 

Yukarıda ki anlattıklarım genel olarak dini ve sosyolojik içerikli idi… İşin siyasi kısmı ise sanırım şu sözle daha iyi izahat bulur… ‘Motivasyon insanlara yaptırmak istediğiniz şeyleri, kendileri öyle istiyorlarmış gibi yaptırma sanatıdır.’(Dwight Eisenhower) Daha çok motive etmeniz temennisiyle hoşçakalın…

                                                                                Ümitsiz olmadan acı tebessümlere devam…

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.