Milletin ihtiyacı olan sivil Anayasa tartışmaları devam ederken, bu tartışmalara gölge düşürecek, kamuoyunda yeni tartışmalara vesile olacak açıklamalar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahramandan geldi.
Hem de hiç gereği yok iken ve kamuoyunda yeni tartışmaların alevli bir şekilde başlayacağını bile bile.
İsmail Kahraman, yeni Anayasanın Dindar bir anayasa olmasını isterken, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bakın 2011 yılında Mısır ve Libya’ya yaptığı ziyaretlerde Laiklik ile ilgili neler söylemişti,
Cumhurbaşkanı;
“Ben laikliği dinsizlik olarak kabul etmiyorum, laikliği din karşıtlığı olarak kabul etmiyorum. Partimin programında laikliğin tanımı şudur: Kişi laik olamaz, devlet laik olur. Bir Müslüman olarak, laik bir devleti yönetirken bütün inanç gruplarına devlet eşit mesafede olur, Müslüman’a da Hristiyan’a da Museviye’de ateiste de. Bütün inanç gruplarının inancı o devletin güvencesi altındadır. Bizim anlayışımız bu. Burada aykırı düştüğümüz durum varsa, bunu her fırsatta herkesle müzakere ederiz. Bu söylediğimin de bizim değerlerimize, İslam’a karşı bir yanı varsa lütfen siz de beni ikna edin” demişti.
Cumhurbaşkanının da söylediği gibi, Laikliğin bu topraklarda her inançtan, her etnik guruptan insanların güvencesidir.
Laik olan devlet, her inanç gurubundaki vatandaşın inancını, geleneklerini, örfünü ve adetini rahat ve özgür bir şekilde yaşamasını sağlamak için güvence altına almıştır.
Esas itibariyle İslam dini, laikliğin yüzyıllar sonra üstlendiği bu görevi, Peygamber Efendimiz Kur’an-ın indirilmesiyle birlikte hayata geçirmiştir.
İslam alemindeki toplumsal yaşamda, kişiler gerçekten İslam inancına göre hayatlarını şekillendirmiş olsalardı, ne farklı inanç guruplarına en küçük bir baskı olur ve ne de onların yaşam tarzları küçümsenirdi.
İnsanların dini inançları ne olursa olsun, onların inançlarına baskı yapılması Allah’ın kitabıyla birlikte yasaklanmıştır.
Örnek görmek isteyen Asrı Saadet te Peygamber Efendimizin uygulamalarına baksın.
Günümüze gelecek olursak, bu gün laiklik kavramının hayata geçirilmesiyle birlikte inançlar ve gelenekler güvence altına alınmıştır.
Böylesine bir ortamda, Meclis Başkanı Sayın İsmail Kahraman’ın, güvence altında olan inanç gruplarına baskı konusunda bir sorunun yaşanmasına müsaade etmeyen laikliğin kaldırılmasını neden istiyor?
Bu görüş ülkeye hayır getirme,
Meclis Başkanının bu açıklamaları;
Türkiye’de yeni bir tartışmanın, yeni bir toplumsal huzursuzluğun doğmasına sebep olur.
SONUÇ OLARAK
İsmail Kahraman’ın gündeme bomba gibi düşen bu açıklamalarından sonra başlayan tartışmalar karşısında merak edilen bir isim var.
O isim Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Cumhurbaşkanı gündeme bomba gibi düşen bu açıklamalar karşısında ne söyleyecek merak ediliyor.
.