Domuz da mübarek bir hayvandır öyle mi?
SENİN ÇAPIN NE?
İzmir’e Uluslararası Tüyap Kitap Fuarına imza günlerim münasebetiyle gidiyordum. Yaklaşık 5 gece 4 gündüz orada kalacaktım. Şahsıma ait (YM) standında kitaplarımı imzalayacaktım. İzmir, en çok okurlarımın olduğu bir kenttir. Dolayısıyla her kesimden tanıdığım insanlar vardır. Ben özellikle bu seyahatlerde devlet misafirhanelerini, konuk evlerini tercih ediyorum. Hem güvenilir ve emin hem de diğer özel sektörlere göre uygun.
Ancak orada imza günüm olduğunu duyan araştırmacı yazar Hakkı YILMAZ beni telefonla arayarak dedi ki:
“-Yüksel Bey seni ve misafirlerini ağırlayacağımız şahsıma ait bir misafirhanemiz var.” Ben dedim ki baba sağ ol ben ağır bir adamım sabahları yürürüm, geceleri az uyur, spor yaparım vs dediğimde;
-Ulan oğlum senin çapın ne, kilon ne, uçağa binerken haber ver o kadar!” dedi.
MAZERETSİZ GECİKEN UÇAKLAR!
Adana’dan uçağımız havalandığında gece saat 23’e doğru yaklaşıyordu. Uçak şu ya da bu nedenlerle yine yarım saat geç kalkmıştı. Üstelik bu gecikmenin sebebi de özür dileyerek yolculara anlatılmamıştı. Dikkat edin şu firma yada bu firma diye ayırt etmiyorum. Bu ülkede uçağa binenler bu duruma sıkça şahit olmaktadırlar. Önemine binaen yetkililere sevgi ve saygıyla arz ediyorum belki yararlı olur düşüncesiyle..
DÜNYACA ÜNLÜ ALİM HAKKI YILMAZ HAVA ALANINDA!
Uçağımızın yarım saat Adana, en az yarım saat da İzmir park yeri arama sebeplerinden dolayı bir saat gecikmiştim. Çıkış kapısına geldiğimde yaşı nerdeyse yetmişe dayanmış olan dünyaca ünlü araştırmacı yazar Hakkı Yılmaz Bey kapıda bekliyordu. Utandım. Baba kimse yok muydu? Neden sen geldin diye sitemimi mertçe ilettim.
EVDE!
Dünya, Türkiye, Adana, İzmir konularında daldan dala atlayarak koyulaşan muhabbet eşliğinde Hakkı YILMAZ’ın Gaziemir yamaçlarındaki mütevazı evine gelmiştik. Hakkı Bey Hanımefendiyi 3 günlüğüne babasının evine göndermişti. Evde özgürdüm. Ancak Hakkı YILMAZ’ ın maşallahı var. Hanımlarla ilgili işlerin tamamını dört dörtlük biliyor ve tutuyordu. Hakkı Beyde spor yapıyormuş, ancak evindeki aletlerle yarın bende seninle beraber yürüyeyim dedi.
HAKKI BEYİN NAMAZI İLE BENİM NAMAZ ARASINDAKİ FARK!
Hakkı bey daha öncede söyledim, ciddi bir Kur’an Araştırmacısı, hem nüzul sırasına göre Kur’an- Kerim meali, hem de Tebyinül Kur’an” adında sekiz ciltlik muhteşem bir tefsir çalışması var.( http://istekuran.net/tebyinaz.html) bende şimdilik hakkı beyi anlamaya çalışan bir Kur’an sevdalısıyım. O açıdan 50 yıldan bu yana alışarak kıldığım, zinhar lezzet almadığım namazımı sorduğumda Hakkı bey bana: -Artistlik yapıyorsun, sen iyi bir aktörsün.” diyor. Yani Namazı daha farklı anlıyor ve yorumluyor..
Yani farklı düşüncelerimiz var ancak bu Hakkı beyi sevmeme mani değil.
Hakkı Bey Adam gibi Adamdır.
ŞAFAKLA BİRLİKTE UYANDIM
Sabah açık pencereden efil efil esen serin bir rüzgarla uyandım ve çeşmeden akan buz gibi su ile polatlanarak(abdest) yüce divana durdum. Elli yıllık alışkanlığımı bir kez daha yeniledim. Namazdan sonra Hakkı Baba ben hazırım dedim. Ve gecenin karanlığı nöbeti gündüze devrederken Sabah yürüyüşüne başladık.
DOMUZ DA MÜBAREK BİR HAYVANDIR!
Adeta İzmir ayağımızın altındaydı. Yürüyüş bütün güzelliğiyle devam ediyordu. Ormanlık alana dalmıştık ki elli metre ötemizde bir domuz çok ağır olan başını kaldırmış bütün bir görkemiyle bize bakıyordu.
Adeta bizi selamlıyordu..
Çünkü biz yaratılandan ötürü yaratılanları seven bir gelenekten geliyorduk.
Tam da bu olayı fırsat bilerek Kur’an’ın “ O size, sadece ölü hayvanı, kanı, domuzun etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanları harâm kıldı. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek üzere ona bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir” bölümünü sordum.
“-Burada konjontürel bir durum var. Araplar o dönemde yedinci asırda eti kurutarak yerlerdi, bu hayvanın da eti çok yağlı olduğundan çabuk bozulurdu ve insan sağlığına zararı olduğundan ilahi murat böyle bir tedbiri öngördü. Ancak bu gün bu eti bilmem kaç derece sıcak fırında mis gibi pişirdiğin zaman illet ortadan kalktığında bu haramında kendiliğinden ortadan kalkacağına inanıyorum. Ancak ülkemiz şimdilik dini bilinç olarak buna hazır değildir..” dedi.
Konuyla ilgili Röportaj link: https://www.youtube.com/watch?v=ykpiTcr-JMA
Yüksel Mert: Özel Haber