Dünyadaki en yaman çelişki emek ve sermaye çelişkisidir.
Bir düşünün insanların hakça bölüştüğü ve insanca yaşadığı bir dünya oluşturulabilseydi savaşlar, çatışmalar olur muydu?
Yeryüzündeki savaşların tümü bir grubun bir başka grup üzerindeki ekonomik emelleri nedeniyle çıkmıştır. Halen dünyadaki savaşlar yine ekonomik gücü elinde bulundurmak isteyenler tarafından çıkarılmakta, körüklenmekte, daha çok zenginleşmek isteyenlerin kışkırtmalarıyla insanlar birbirini öldürmektedir.
Hangi inanca sahip olursanız olur, eğer inancınızın değerlerine yeterince hakimseniz emeğin ve alınterinin en kutsal değer olduğunu hemen anlarsınız.
Emek en yüce değerse ve “Emekçinin hakkı, alınteri kurumadan verilmeli” ya da “Komşusu açken tok yatan bizden değil” diyorsanız, emeği en üste koymanız gerekmez mi?
“Savaşta sadece yoksullar ölür” sözünü öylesine okuyup geçmemek gerek. Sınıf bilincinin olmadığı toplumlarda yoksullar birbirine kırdırılır.
“Din” denir kırdırılır, “Mezhep” denir kırdırılır, “Irk” denir kırdırılır...
Ya da insanları bölmek, birbirinden uzaklaştırmak için alt kimlikler kullanılır.
Yeryüzünde zenginler gün geçtikçe daha da zenginleşirken, yoksullar daha çok ölmektedir. Zenginler ve hakim sınıf lüks ve israfa dayalı yaşamlarını sürdürmek için yoksulların birbirini öldürmesini sağlamak zorundadır. Aksi halde sınıf bilinci yükselince hedefin kendileri olacağını bilmektedirler.
Bu dünya hepimizin ülkesidir; dünyadaki kaynaklar eşit bölüşüldüğünde tüm insanlığa yeter. Ne ekmek bulamayan çocuklar kalır ortada ne de savaşlarda ölen insanlar. Ama öyle bir dünyada kendini ayrıcalıklı olarak kabul edip, milyarlarca insanın tükettiğinden daha fazlarını tüketip yine de doymayan kapitalistler, emperyalistler ya da kan emiciler varlıklarını sürdüremez.
Sıradanlaşırlar. Sıradanlık ise onlara göre değildir.
Çünkü onlar dünya üzerindeki milyarlarca insanı sömürüp, onların ortaya çıkardığı ekonomik değerleri kendi küçük zümrelerinin üyeleri arasında pay etmekle meşguldürler.
Yokluğun da savaşların da ölümlerin de kaynağı kapitalizmdir.
Sömürü ortadan kalktığında kapitalizmin vahşeti de kendiliğinden ortadan kalkar.
İşte 1 Mayıs kapitalizme karşı başkaldırının önemli günlerinden biridir.
1 Mayıs; sömürüsüz bir dünya özlemidir...
1 Mayıs; barış içinde bir dünya özlemidir...
1 Mayıs; çocukların aç kalmadığı, babaların annelerin savaşlarda ölmediği bir dünya özlemidir.
Sınıf bilinci varsa ekmek de var, kardeşlik de...
Yoksa sizi sömürürler, öldürürler, birbirinize kırdırırlar...
Öldürmeye devam ederler...
Siz birbirinizi öldürürken onlar da elinizdeki ekmeği alırlar.
Öyleyse;
Yaşasın 1 Mayıs...