Bilimin çoban ateşi: matematik köyü

Mehmet Akdoğan (özel)

05 Mayıs 2016 Perşembe 06:00

BİLİMİN VAR OLUŞ ÇIĞLIĞI

BİLİMİN ÇOBAN ATEŞİ: MATEMATİK KÖYÜ

 

Orada bir köy var, fiziken uzakta

Gönül olarak yakınımızda;

Gitmesek olmaz; kalmasak olmaz

o köy, aydınlık insanlığın köyüdür….

 

Ahmet Kutsi Tecer’in “Orada Bir Köy Var Uzakta” şiiri artık bana sadece uzaklardaki köyleri değil; hayalimizde yaşattığımız ve gerçekleştiğini gördüğümüz köyleri de anımsatacaktır.

Bir yazar arkadaşım vardı ısrarla şunu savunurdu; “Evrenin temeli matematik, onu kavrayış ve anlatış biçimi de felsefe” derdi. Ardından eklerdi, evreni kavramak matematiğin kendisidir, ama insan evreni şiirle anlatırsa şair; renklerle anlatırsa, Ressam; yontularla anlatırsa heykeltıraştır.

Pozitif bilimler, matematiğin çocuklarıdır; sosyal bilimler ve güzel sanatlar da felsefenin çocuklarıdır derdi.

Bunlar doğru mudur yanlış mıdır bu tartışmaya girmeyeceğim; ancak, matematiğin evreni kavramak konusundaki görüşlerini paylaşıyorum.

Olgular arasındaki ilişkilerden sonuç çıkarmak, alternatifler arasından seçme yapabilmek gibi onlarca muhakeme matematik düşünce veya matematik mantığın sonuçlarıdır.

İnsanın zihninden “boyut” ve “kıyas” olgularını kaldırın, artık o insana bilimsel düşünmeyi öğretemezsiniz.

İnsanlarımızı boyutsuzluğa sürüklemek, bilimin öldürülmesidir.

Boyutsuzluk, kavrama “karşılaştırma” yeteneğinin mezarıdır.

Basit olarak çevremizdekilerle şu soruyu paylaşalım: 1 den 1 milyara kadar tek tek sayalım. Ve her rakamı ortalama üç saniyede söylediğimizi düşünürsek ne kadar zamanda sayabiliriz.

Evet, ben denedim, en babayiğit olanı bir hafta dedi.

Oysa matematik basittir. Üç milyarı 60’a bölerseniz 50.000.000 dakika yapar. Onu da 60’a bölerseniz 833.333 saat yapar… Devamını getirmiyorum. Şaşarsınız… Sonucu bulduğunuzda benim gibi siz de inanamayacaksınız.

Matematiği, aritmetiğin içine sıkıştırıp, onu sadece sayısal ilişkilerden ibaret sevimsiz bir derse dönüştürmek, eğitim sistemine vurulmuş bir darbedir.

Çocuklarımız matematiği sevmiyor; çünkü, matematik düşünceden uzaklaştırılmışlardır.

Üzülerek söylüyorum, bazı matematik öğretmenlerinin dahi, matematiği tam olarak kavradıklarından şüpheliyim.

Hiç kimseden bir Cahit Arf veya Ali Nesin olmasını beklemek gibi bir hakkımız yok…

Ama karşıdan karşıya geçerken, gelen aracın hızı ile, ben yola inersem hangi noktada kesişeceğimi zihnimde tasarlamam gerek

Bunun için matematik profesörü olmaya gerek yok. Boyut ve karşılaştırmadan haberdar olmak yeterlidir.

Yaz Tatili’nde Ali Nesin’in kurmuş olduğu Matematik Köyü’nü gördüm.

Selçuk İlçesi’nin Şirince Köyü.

 

Dünyanın en ünlü köyü: Şirince

 

Dünyanın en ünlü köylerinden biri İzmir’in Selçuk İlçesine bağlı Şirince Köyü’dür. (Biliyorsunuz son yasa ile mahalle olmuştur ama adının köy olarak kalması daha şirince…)

İlginç bir köyümüzdür Şirince…

Antik çağdan kalma bir efsaneye göre kendini dağlara vuran ve kendilerinden bir daha haber alınamayan 40 kişiye atfen bu bölgeye “Kırkınca” adı verilmiştir. Bu ad Rumca telaffuzda “Kirkince” olarak kalmış, elbette Türkler bu ada “kirkince” diyeceklerine “Çirkince” demeye başlamışlar. Nihayet Cumhuriyet Dönemini’nin ilk yıllarında İzmir’de valilik yapan Kazım Dirik buranın adını “Şirince” olarak belirlemiş ve son noktayı koymuştur.

Hani bu köy, kıyamette ayakta kalacak ve zarar görmeyecek tek köydür.

Kıyamette Yıkılmayacak tek Köy…

                      

Bu efsane gerçek mi, bana göre gerçekleşti.

“Cambridge” dediğimiz zaman kişinin aklına önce üniversite sonra kent gelir; bazı eserler, bulundukları kentleri aşarlar…

Sayın Nesin, kendi anlatımına göre, yurt dışından Türkiye’ye dönünce insanlardaki matematik bilgisinin zayıflığını görmüş ve kişisel çabalarıyla bir önce hareket yaratıp Matematik Köyü’nü kurmuş.

Matematik Köyü, Bilimin varoluş çığlığıdır…

Ali Nesin’in bilim adına yaktığı bir çoban ateşidir.

Matematik Köyünü uzun uzun anlatmayacağım. Yazının sonunda vereceğim adreste bu köyün oluşturulma aşamaları, katkı koyanlar, katılma koşulları gibi açıklayıcı konular var.

 

Belki şu konuya açıklık getirmem gerekecek; Ali Nesin nasıl oluyor da insanların matematik konusunda zayıf olduklarını fark etmiş?

Bu o kadar kolay ki… hele bir matematik dehası için bunu görmek çok kolay… Trafiği sıkıştıranlar, konuşurken bilimsellikten uzak olduğunu fark etmeyenler, otomobiline garaj yapmak için ağacı yıkıp yeri betonlaştıran ve ardından duvarına ağaç tablosu asanlar, frene bastığı zaman ne kadar yol aldıktan sonra duracağını tahmin dahi etmeyenler, bu gününü bilimsel olarak değerlendiremedikleri için kendilerine bir gelecek dahi kuramayanlar hep ama hep matematik bilgisinin   eksikliğini gösterir.

Sadece basit bir gözlemle baksanız dahi insanlarımızın davranış, konuşma ve düşünme biçimlerinden matematik biliminden ne kadar uzak olduğunu anlayabilirsiniz.

Ali Nesin Kolay yöntemle bu eksikliği fark etmiş; zor olan bu karanlığa karşı nasıl durulacağıdır.

Şikayet  etmemiş, ağlayıp, sızlamamış ve yine matematik dehasını göstererek bu köyü kurmayı başarmış.

Bu köyde matematik bilinci almış her insanın, uygarlığa büyük katkıları olduğuna/olacağına inancım tamdır.

Bu açıdan bu köy kıyamette ayakta kalacak tek köydür.

Bu köyden yayılan ışık, yerelde Türkiye’nin genelde de dünyanın bir çok  yerinde aydınlanacaktır.

O köy, bizimdir; bizim kalmalıdır.

Herkesin, bilime saygısı bu köye yapacağı destek ve vereceği değer ile ölçülmelidir.

Orada, bir köy var uzakta…

Var… Var… ve  Sonsuza kadar var olmalı…p8190373.gifp8190380.gifp8190387.gifp8190390.gifp8190404.gifp8190405.gifp8190406.gifp8190409.gifp8190410.gifp8190411.gifp8190412.gif

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.