Cuma sayfasını okudunuz mu?

6 Şaban 1437

13 Mayıs 2016 Cuma 06:00

EY İNSANLAR!

Ey insanlar! İşte size bir temsil getirildi. Şimdi onu iyi dinleyin: Sizin Allah’ı bırakıp da yalvar(ıp/tap)tıklarınız; hepsi bir araya toplansalar dahi asla bir sineği bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, onu ondan kurtarmaya bile güçleri yetmez. İsteyen de âciz (kendisinden) istenen de. (Hac/73)

OKUNMAMIŞ 2 MESAJINIZ VAR

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

  • İslâm’a hizmette öne geçen Muhacirler ve Ensâr ile iyilikte onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da O’ndan razı olmuşlardır. (Allah,) onlara alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennetler hazırladı. Bu en büyük kurtuluş (ve saadet)tir. (Tevbe/100)

 

  •  Muhammed Allah’ın Resûlü’dür. Onunla beraber olan (mü’min)ler, kâfirlere/İslam karşıtlığı yapanlara karşı çok şiddetli, kendi aralarında ise çok şefkatlidirler. Onların (namazda) rükû yaptıklarını (ve) secde ettiklerini görürsün. Onlar, Allah’tan (daima) lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin eserinden (meydana gelen) nişanları vardır. Tevrat’taki vasıfları budur. İncil’deki vasıfları da (şöyledir: Onlar) filizini çıkaran, derken onu (filizini) kuvvetlendiren, kalınlaşan, zamanla gövdesi üzerinde doğrulup dikilen bir ekin gibidir ki ekincilerin hoşuna gider, (Allah Resûlü’nün ashâbı ile birlikte böyle gelişip kuvvetlenmesinin misalle anlatılması) kâfirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip de sâlih amel işleyenlere, mağfiret ve büyük mükâfat vaadetmiştir. (Fetih/29 )

   YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Eğer yerdeki ağaçlar (birer) kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), ardından yedi deniz ona (katılıp) yardım etse yine (bunlar tükenir de) Allah’ın kelimeleri tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak galip, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. ( Lokman /27)

HZ. ŞÂH-I  NAKŞİBEND MUHAMMED BAHÂEDDİN (K.S.) BUYURMUŞLAR Kİ:

          Yolumuz ender bulunan yollardandır. Yolumuzun esası, Peygamber Efendimiz’ in (s.a.v) sünnetlerine tabi olmaktır. Sahabe-i Kiramın yolunu takip etmektir. ”
          Evladım; Şöyle dua et:
          Yâ Rabbi! Razı olduğun şeyi, bu zayıf ve güçsüz kuluna, fazlın ve keremin ile ihsan et.”
Çünkü: Allah’ü Teala’nın (C.C) rızasını kazanan kimseye bela gelmez. Eğer Allah’u Teala, hikmet-i ezelisiyle sevdiği bir kula bela gönderir ise, kendi inayeti ile o kuluna kuvvet ve tahammül ihsan eder. Ve belaya tutulmasının hikmetini bildirir. Bela istemekte güçlük vardır.
          Bir kimse sadece kendisini düşünürse, kendisini düşünmemiş olur. Ama başkasını düşünen, kendisini düşünmüş olur.

          Bir kimse Allah’ı bilirse, hiçbir şey ona korku vermez.


YAŞAYAN KUR’AN: Hz. MUHAMMED(SAV)

O’NDAN (SAV) BİZE

  • İmran İbnu Huseyn (R.a) anlatıyor:

 'Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: 'İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip     edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir. İmran radıyallahu anh der ki: 'Kendi asrını zikrettikten sonra iki asır mı, üç asır mı zikretti bilemiyorum.' bu sonuncuları takiben öyle insanlar gelir ki kendilerinden şahidlik istenmediği halde şahidlikte bulunurlar, onlar ihanet içindedirler, itimad olunmazlar. Nezirlerde (adak) bulunurlar, yerine getirmezler. Aralarında şişmanlık zuhûr eder.' Bir rivayette şu ziyade var: 'Yemin taleb edilmeden yemin ederler.'  (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

  • Hz. Cabir (R.a) anlatıyor:

 'Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: 'Ashabıma sebbetmeyin (dil uzatmayın). Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun (sizden) biri, Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd'e hatta yarım müdd'e bedel olmaz.' (Müslim)

  • Hz. Cabir (R.a) anlatıyor:

'Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: 'Beni gören veya beni göreni gören bir müslümana ateş değmeyecektir.'  (Tirmizi)              

ŞABAN EFENDİMİZ(SAV)’İN AYIDIR. O, BU AYDA NE YAPARDI?

Mübarek “üç aylar”dan Şâbân-ı şerîf içindeyiz; Ramazan’a az kaldı. Hem on bir ayın sultanı ve mü’minlerin sebeb-i gufrânı Ramazan’ın heyecanı içimize düştü, hem de “Berat gecesi”nin telaşı gönlümüzü kapladı.

Şaban ayı, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hazretlerinin ayıdır; Efendimiz bu ayda; geceleri sabahlara kadar ibadet ederdi; çok oruç tutardı. Hz. Âişe validemiz (ra.) sebebini sorunca buyurmuş ki:

“Ya Âişe! Bu, melekü’l-mevte (Azrail) o sene içinde vefat edeceklerin isimlerinin yazdırıldığı aydır. Ben de ismimin ancak oruçlu iken kaydedilmesini seviyor ve istiyorum.”   M.Esad COŞAN (Rh.a.)

KUR’AN’IN SAHABENİN HAYATINDAKİ YERİ

Sahabe, Kur’an’ın ve Resulüllah’ın (aleyhissalatu vesselam) mucizesi olan bir topluluktur. Sahabe, Kur’an ile beraber ve Kur’an için yaşamış ve hayatını Kur’an’a adamıştı. Onlar, Kur’an’ı yaşama ve yaşatma istikametinde tarihte eşi benzeri görülmemiş bir aktivite sergilemişlerdir. İşkenceye, baskıya, zulme maruz kalmış ama, inandıkları değerlerden asla taviz vermemişlerdi. Allah’ın (cc) gönderdiği mesajı daha iyi yaşayabilmek için mallarını, mülklerini, yurtlarını bırakarak hicret etmişlerdi. Bu uğurda hayatlarını seve seve feda etmiş, hatta gönül verdikleri davaya engel olarak karşılarına en yakınları bile çıksa onları bile bertaraf etmekten çekinmemişlerdi (İbn Hişam, 2:112-113; İbn Kesir, 3:173-176).

Sahabenin hayatındaki en önemli şey, Kur’an’ın her ayetini öğrenmek ve O’nun gereğince yaşamaktı. Onların içinde her hangi bir işle veya bir ticaretle meşgul olanlar, günlerinin bir kısmını O’na ayırır, gerisini Allah Resulü’nün huzurunda geçirirlerdi. Gelen vahyi hemen öğrenmek ve bu hususta hiçbir kimseden geri kalmamak için Peygamberin (sas) huzurunda nöbetleşe bekler ve bir tek kelimeyi kaçırmamaya dikkat ederlerdi. Buhari’de nakledildiği üzere Hz. Ömer, bir gün kendisi Allah Resulü’nün huzuruna gelir, bir gün de Ensar’dan olan komşusunu gönderir; sonra, Peygamber Efendimiz’in yanında iken öğrendikleri dini meseleleri ve diğer vuku bulan hadiseleri birbirlerine anlatırlardı (Buhari, talak 83). Bunun yanında, sahabe içinde bütün vakitlerini Mescid-i Nebevi’de geçirerek ilahi vahyi ve Allah Resulü’nün sünnetini ezberlemeye kendilerini vakfeden ashab-ı suffa da vardı. Onlar, en tehlikeli anlarda bile kendilerini Kur’an okumaktan alamıyorlardı. Mesela, bir sefer sırasında Allah Resulü ashabı ile birlikte bir vadinin kenarında istirahat etmek üzere konaklamıştı. Ve gönüllü olarak iki sahabi, sıra ile nöbet tutuyordu. Nöbet tutan sahabe namaz kılmaya durmuştu. Düşman onu uzaktan farkederek ok atmaya başladı. Sahabe, vücuduna isabet eden okları çıkararak namazına devam etti. Sonra yanındaki arkadaşı durumun farkına varınca “neden ilk ok isabet ettiğinde bana haber vermedin?” diye sorduğunda, yediği oklarla birlikte yaralı halde namaz kılmaya devam eden sahabi, bunun sebebini şöyle izah ediyordu; “Namazda bir sure okuyordum, onu yarıda keserek namazı bırakmaya kıyamadım.” (Ebu Davud, taharet 79; Hakim, 1:258) Görüldüğü üzere sahabe, namazda Kur’an okurken öylesine kendinden geçmişti ki, yaralandığı halde dahi o okuduğu sureyi tamamlamadan namazını bitirmiyordu.

Onların arasında otururken yanındaki ile konuşmaya kalksan, okunan Kur’an ve zikir sesinden ne dediğini anlayamazsın. Çünkü onlar, sürekli Kur’an okuyup Allah’ı zikrederler (İbn Asakir, 2:96; İbn Kesir, 7:16).

                                                                                 Kur’an’ın Anlamıyla Buluşmak Platformu

Bu köşenin içeriği  SON PEYGAMBER PLATFORMU’ nun katkılarıyla, KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK  PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin  Feyizli'nin  Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuran.global  ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.