Her insan aklı kadardır. Akıl yürütme yeteneği olan ya da olduğu düşünülen insan, muhatabının ‘akıl yürütme yeteneği’ olduğunu düşünmelidir/düşünmektedir! Aktüelizm beraberinde arz – talep ilişkisini getirmektedir. Her arz kendi talebini , her talep kendi arzını oluşturur, bilinen kuramlardır. Ekonomik çağrışım yaptığı varsayılan cümleler, bireyler arası mütalaada edilebilir. Kör değildir ancak görmemekte ısrarcıdır. Oysa ki menfaat delildir. Sadi-i Şirazi, eylemsel olasılık taşıyan bir hikayeyle bu durumu özetliyor; “Çölde yalnız yaşayan bir dervişe uğramıştı Padişah. Gönül zenginliğinde, huzur ve mutluluk içinde yaşayan Allah Dostu ilgi göstermedi ona. Çok kızdı Padişah, aşağıladı, hakaretler yağdırdı. Vezir yakasından sarsarak Derviş’i “sen karşındaki insanın kim olduğunu biliyor musun? Neden saygı göstermiyor, büyüklüğüne yakışır davranışta bulunmuyorsun.” diye sordu.
Derviş suskunluğunu bozdu, delici bakışları yüzüne dikerek vezirin, “git” dedi, “sultanına söyle, kendisinden bir menfaat umanlar saygı gösterir ona. Padişah halkın güvenliği ve saadeti için çıkar tahta. Kimse onun kölesi değildir.”
Devlet yönetimini yürütenler para ve silah gücünü ellerinde bulundururlar.
Fakat bunu yoksulları gözetmek için yaparlar.
Koyun çobana değil, çoban koyuna hizmet eder.
Kimi arzusuna erişir, kimi yarı yolda kalır.
Kimi mutluluktan uçar, kiminin gönlü kırıktır.
Hayal peşinde koşanın beynini birgün toprak yer bitirir.
Ölüm eşit kılar herkesi.