ADYAR: Adana'nın iyilik ülkesi

Sedat Memili (özel)

18 Mayıs 2016 Çarşamba 06:00

ADYAR: ADANA’NIN İYİLİK ÜLKESİ…

VEREN EL, ALAN ELE DUA ETMELİ…

Hayatım boyu “yardım” kavramına karşı oldum.

Çünkü yeryüzünde en çok istismar edilen kavramlardan biridir yardım.

Bütün yardımlar birbirine benzer; ancak “amaç” ve “sonuç” itibarı ile birbirinden ayrılmaktadırlar.

Ülkemizde bu güne kadar, yardım, “minnet teslim alma” aracı olarak kullanıldığı ve sonuçta “beklenti” amacı güttüğü için “ahlaksızlık” olarak nitelemiştim. Arşivlerde bu konuda detaylı olarak görüşler ileri sürmüştüm.

Oysa “yardım” kavramı masumdur; on kirleten kullanış biçimidir.

1--veysel-tepeli-ve-i̇rfan-can.gif

Bu Pazar (15.05.2016) Adana İnsani Yardım Derneği’nin davetlisi olarak Turgut Özal Bulvarı üzerinde bulunan Yedi Pınar Engelliler Parkı’nda düzenlemiş oldukları etkinliğe davetli idim. Böyle bir etkinliğe katılmama vesile olan Taner Talaş’a özellikle teşekkür ederim.  

Adana İnsani Yardım Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Veysel Tepeli, Anadolu insanının nezaketi ile, küçük büyük tanıdık tanımadık herkese ev sahipliği yapıp parkın girişinde karşıladı.  

Serin ve tertemiz bir Mayıs sabahı… Engelliler Parkı bir bayram yeri gibiydi. Sanki havada neşe ile hüznün; tedirginlik ve umudun; düşüş ve şahlanışın oluşturduğu insana ait bütün duyguların oluşturduğu bir atmosfer vardı.

Hüznün sarı rengi ile saflık ve masumiyetin beyaz renklerine bürünmüş çocuklar, gözüme melek gibi göründüler. Sordum; “Suriyeli Çocuklar” yanıtını aldım.

Genç delikanlılar ve kızlar İnsani Yardım Derneği’nin logosunu taşıyan giysileriyle, gelen bütün konuklara hizmet etmekteydiler. Açık mutfak kahvaltı vardı. Ve kalabalığa rağmen, herkes yeteri kadar menü alabiliyordu.

10---taner-talaş-dostlari-ile.gif

Uzaktan gözlediğim kadarıyla kalabalığın bereketi arttıkça ikram edilen ürünlerin bereketi artıyordu.

Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Veysel Tepeli konuklara “Hoş Geldin” nezaketi çerçevesinde bir konuşma yaptı ve etkilendim:

“Öncelikle Kamuoyunun kısaca ADYAR olarak tanıdığı Adana İnsani Yardımlaşma Derneği’nin kim olduğunu anlatmak istiyorum.

Hedef tahtasına “Yoksulluğu, Cehaleti, ve Zulmü” koyan Adana İnsani yardım Derneği (ADYAR) 2008 yılında kuruldu.

Nerede olursa olsun sıkıntıya düşmüş, felakete uğramış, savaş, tabi afet ve benzeri sebeplerle mağdur olmuş, yaralanmış, sakatlanmış, aç ya da açıkta kalmış, zulme uğramış tüm insanlara gerekli insani yardımları ulaştırmak ve bu insanların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmemesi için gerekli tüm girişimleri yapmak zere faaliyetlerini sürdürüyor.

Bunun dışında ADYAR, İnsani bir sorumluluk üstlenerek değişen dünyada değişmeyen değerlerin yaşatılmasını hedef edinerek;

Gidilmeyen mazlum ve mahrum coğrafyalara gitmeyi,

Ulaşılmaz denilen yerlere ulaşmayı,

Adı sanı unutulmuşlara bir selamın, bir umudun adı olmayı hedefliyor.

9--veysel-tepeli,-abdülaziz-tantik,-i̇brahim-kaplan,-i̇lhan-diktürk.gif

2---ramiz-avci-ile.gif

ADYAR, herhangi bir nedenle mağdur olmuş yaşlı, kadın, çocuk, hasta ve yaralının, yetimlerin hayata ümitle bakışını kaybetmemesi için, onların ekmeği, barınağı, ilacı olmak için çabalıyor.

Tüm bunları din, dil ver ırk ayırımı yapmadan, iyiliği hayat amacı edinmiş, kendisiyle, yaratanıyla ve çevresiyle barışık bir gençlikle yapmayı planlıyor….”

Bu konuşmadan sonra Sayın Tepeli çok çarpıcı bilgiler verdi.

VİCDAN SAHİPLERİNİN DİKKATİNE

3---ali-aygün-ve-i̇rfan-can.gif

Sadece Irak’ta devam eden savaş boyunca 5 milyon civarında çocuk yetim kalmıştır.

Suriye’de yetim çocuk sayısı daha 2015 bitmeden 500 bini bulduğu tahmin ediliyor.

Her yıl Sadece Afrika’da 2.100.000 çocuk yetim kalmaktadır.

Dünyada her gün 60 milyon çocuk aç uyuyor.

143 milyon çocuk yetersiz besleniyor ve ortalama 400 bin yetim çocuk bir yıl içinde yetersiz beslenmeden dolayı ölüyor.

Vahim bir durum daha her yıl yarısı kız yarısı erkek olmak üzere 2.5 milyon çocuk kaçırılarak satılıyor. Ortalama her gün 39 bine yakın çocuk yetimhane ve devlet koruma programları dışında kalıyor…”

Sayın tepeli listeyi açıkladıkça içim sıkılıyor. Biz bu gerçekleri neden görmüyoruz; bu gerçeklerden neden kaçıyoruz… O sırada Sayın İlhan Geyik mikrofonu uzattı, tam da duygusal olarak yoğunlaştığım bir andı: Biz balkonumuzda çocuklarımızla kahvaltı yaparken, aşağıda başka çocuklar doymak için artıklarımızı bekliyorsa böyle bir toplumda barış olamaz… Bu açıdan ADYAR’ın yaptıklarını önemsemek ve desteklemek gerekir. İnsan olmanın yüklediği görev ve sorumluluk yasaların yüklediği görev ve sorumluluktan daha değerlidir. ADYAR, alkışlanacak bir iş yapmaktadır.

Savaşta kimin haklı kimin haksız olduğunun aç bir çocuk için hiçbir anlamı yoktur. Yetim kalma olgusu ve açlık, devletlerin ve siyesetlerin ürettiği bütün erdemlerin daha da üzerindedir….”

BİR BARDAK SÜT BİR DİLİM EKMEK…

4---suriyelilerin-abisi-mahmut-eraslan.gif

Sayın Veysel Tepeli’nin sözleri kulaklarımdan gitmiyor. Beynime kazınıyor:

“Dünya üzerinde 300 bin savaşan çocuk bulunmaktadır. Bu çocuklar daha oyun çağlarında boylarından büyük silahları kuşanarak cephelerin en ön saflarına sürülmektedir.

Rusya ve Ukrayna’da yetim kalan çocukların %10-15’i 18 yaşına girmeden intihar etmektedir. %15’i hapse girmekte ve %30’u a evsizdir.

Her gün 3 bin çocuk kaçırılarak fuhşa zorlanmaktadır.

Afrika’da 82, Asya’da 89, Latin Amerika’da 13 milyon çocuk yetimdir. Fakat hakkında bilgi sahibi olunmayan, Çin, Irak, Myannar gibi ülkeler katıldığında bu rakamların ikiye katlanacağı tahmin edilebilir.

Yetim çocukların %60’ı eğitim alma olanaklarından yoksundur…

Elimizden geldiği zaman bu çocuklara ulaşmaya şefkat elimizi uzatmaya çalışıyoruz.

Adana İnsani Yardım Derneğimizin Yönetim Kurulu’nda Başkan yardımcısı Mahmut Eraslan, Muhasip Ali Aygün, Üye Vedat Kahyalar, Cengiz Aslan, Murat Öncel ve İbrahim Topbaş’a huzurlarınızda teşekkür ederim.” 

5---ömer-kanat-ve-orhan-göktaş.gif

Aklıma şu geldi. Nirvana’ya ulaşmak için ölüm orucuna yatmış Hintli Filozof’a sormuşlar;

“Evrenin temeli nedir?”

Zaten açlıktan gözleri büyümüş olan Filozof: “Bir bardak süt ve bir dilim ekmek” diye yanıtlamış.

Demokrasiler ve erdemler çocukların sefaleti ve açlığına neden oluyorsa olmasın o erdemler.

Erdemin, kazancın ve başarının maliyeti hiçbir zaman çocukların açlık ve sefillikle imtihanı şeklinde olmamalıdır.

Ama oluyor. Bu olgu, tek tek bizim elimiz de değil… Ortaya çıkıp, “Susturun şu silahları…” “Doyurun aç gözlülüğünüzü…” diyecek gücümüz ve halimiz yok. O zaman bu kargaşanın toz dumanı içinde çocukların, yetimlerin kaybolmasını önlemek için çaba harcayabiliriz.

Okyanuslar damlalardan; Destanlar, sözcüklerden; Çöller kumlardan oluşur…

Hiç bilmediğimiz bir coğrafyada, hiç bilmediğimiz bir yerde, hiç bilmediğimiz bir köşede, hiç bilmediğimiz bir çocuğun gözyaşları ve acısına çare küçük yardımlardan oluşur.

Küçük yardımlarla, küçük çocukların “büyük hayatları’ kurtarılır.

Çok iyi tanımadığım halde bu etkinlikte ADYAR’ın yaptıkları ben de bu duyguları çağrıştırdı.

6---çocuklar-sevinçli-büyükler-hüzünlüydü.gif

TANER TALAŞ’IN DOSTLAR GEÇİDİ

Taner Talaş’a selam vermeden el sıkışmadan geçen olmadı…

E, ne de olsa ben bu mahallenin (hiç yabancılık hissetmeyen) yabancısıyım.  

Tanımaktan onur duyduğum İrfan Can’ı bir kez daha takdir ettim.

Çok değerli insanlarla tanıştım.            

Sayın Veysel Tepeli’nin adını her zaman ve her platformda duyuyordum ama tanışmak bu güne kısmetmiş. Kendisinin ayrıca, derinliği olan küçük öyküler yazdığını duydum. Bu konuda kendisini rahat bırakacağımı sanmıyorum. Okunmamış her öykü, keşfetmediğim bir dünyadır.

Sarıçam belediye Başkan Yardımcısı Sayın Ramiz Avcı bizleri karşıladı. Kendilerini Tuzla Belediye Başkanlığı döneminden ismen tanırdım. Taner Bey tanıştırır tanıştırmaz, aklıma İnşallah hiç bozulmayacak olan Tuzla Sahilleri geldi. Sayın Avci ile Tuzla sahillerini az da konuştuk.

MAZLUMDER Adana Eski İl başkanlığı görevi yapmış olan ve Şimdi de ADYAR’da muhasip olarak inani katkılarını sürdüren Ali Aygün,

Suriyelilerin Mahmut Abisi olarak bilinen ADYAR Başkan Yatdımcısı Mahmut Eraslan her yerde ve herkesle yakın, samimi ve sıcak ilişkiler içindeydi.

Laboratuvar Teknisyeni Olan Ömer Kanat, ağır başlı ve olgun kimliği ile tanışmaktan onur duyduğum kişilerden biri oldu. Aynı gazetede yazma şansına ulaştığım halde bir türlü tanışma olanağı bulamadığım MAZLUMDER İl Başkanı Orhan Göktaş ile hem tanıştım hem de güzel sohbetlerimiz oldu.

Her zaman, sosyal girişimleri ve Adana basınına yaptığı katkıları ile takdir ettiğim Kanal-A Genel Yayın Yönetmeni İlhan Geyik’in orada olması da benim için çok iyi oldu. Sayın Geyik, pozitif enerjisini dağıtmakla tüketmedi.

Ve Taner Talaş’ın kardeşi Din Kültürü Öğretmeni Serdar Talaş. (tarihi bir sorusu vardı. Köşe yazımda paylaşacağım.)

Abdullah Sakarya, Hüseyin Turgut Bahar ve Alfabe Kitabevi Sahibi İlhan Diktürk ile İbrahim Kaplan, Taner beyle derin sohbete daldılar. Güzel bir görüntü idi…

Ayrıca Hilal TV’de program yaptığımı öğrendiğim  yazar Abdülaziz Tantik ile sohbetimiz ara ara devam ett.

Değerli insanların değerli etkinliğe imza attıkları bir gündü.

7---suriye-umut-topluluğunun-gösterisi.gif

Taner Talaş’ta ortak geçmişleri olan dostları bir arada gördükçe sohbeti koyulaştırdı. Bir yandan derin sohbetlerine tanık olurken diğer yandan “Suriye Umut Topluluğunun” düzenlemiş olduğu etkinlik çerçevesinde çocukların yapmış olduğu gösteri ve atmosfere yayılan hüzünlü müzik karşısında gözyaşlarımı zor tuttum.

*

VERMEK; ALLAH’IN RIZASINI ALMAKTIR.

İyilik, yardımın minnet duygularını teslim almadan yapılanına denir.

Burada gördüğüm şu, yardım edenler, kendilerine “yardım etme” şansı tanımış oldukları için “yardım edilenlere” dua etmektedirler.

Şöyle yüzleri inceledim. Mutsuz bir yüz görmedim.

Ne yardım edende ne de yardım edilende…

Bu nedenle, sözlerimi ADYAR’ın inandığı ilkelerin küçük bir bölümü ile tamamlamak istiyorum.

8---abdülaziz-tantik,-i̇lhan-geyik,-i̇rfan-can-ve-ömer-kanat-ile-birlikte.gif

“Merhamet ve karşılıksız vermek, Allah’ın sahip olduğu ve birazını da kullarına ikram ettiği ilahi vasıflardan biridir. Bu nedenle, merhamet etmenin ve karşılıksız vermenin tarif edilemez bir hazzı vardır; yapanlar bilir.

Vermek, aslında almaktır.

İnsanların takdirini, mağdurun duasını, izzeti, cenneti…

Ve en önemlisi, Allah’ın rızasını almaktır.

Vermek kurtulmaktır.

Cimrilikten, mal biriktirme hastalığından, hasetten, beladan, günahtan, bencillikten…

Bu yüzden, veren alana ne kadar dua etse azdır.” 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.