Sorular ve Cevaplar!

A.Kadir Tunçer yazdı

19 Mayıs 2016 Perşembe 12:20

Günümüzde; zihinlerin berrak tutulmasının ne denli zor olduğunu müşahede ettiğimiz bir zaman aralığını soluyoruz! Çok zor ve bir o kadar da bulandırılan bir atmosferin, etkisi yüksek doza ayarlı bir iklimi yaşıyoruz!

Geçmişte yaşananları göz ardı ederek geleceğe ilişkin sahip olunması gereken öngörüyü elde etmemiz asla mümkün görünmüyor. Tarih; kendi çeperi içerisinde buna yönelik acı tespit ve tecrübelere şahitlik etmiştir.

28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 1918 yılında biten 1. Dünya Savaşı, 1935 ile 1945 yılları arasında süren 2. Dünya Savaşı, ardından yaşanan, yaşatılan ve geride bıraktıkları onulmaz acı ve derin iz açısından tarihin utanç ve acı kokan sayfaları çoğaldı. Bu hareketlilik durmadan devam ediyor!

Arka planına bakıldığında; o gün için geçerli kılınan nedenler, bugün için de geçerli!

O gün hangi acımasız gayeler öncelikli olmuşsa, bugün de aynı gerekçeler başımızın belası!

Dünya konjonktüründe hayata hâkim olmak adına senaryolaştırılan başlıklar ana hatlarıyla değişmedi. Karşımıza hep bariyerler dikildi, güçsüzleştirme politikaları en ön amaç olarak belirlendi!

Eşitsizlik sendromu, borçlanma/borçlandırılma ( bu vesileyle silah yerine, ekonomik açıdan boyunduruk altına alma daha kolay bir hale geldi), silahlanma/silahlandırma, petrol-doğalgaz ve madenlerin kontrolü (enerji nakil yollarının ellerinde olma isteği), ve dünyayı kendi kontrolleri altına alıp, “hükmetme” yetisinin sadece onlarda olma saplantısı!

Batının “batırma kompleksi”, emperyal güçlerin akıllara zarar “iyi ve kötü”, “güzel ve çirkin” tiyatroları hiç bitmedi! Batıda İngiltere ve Almanya arasında hep süregelen ekonomik güç ve rekabet savaşları,Fransız ihtilalinin getirdiği milliyetçilik akımının etkisi bizleri hep “hasta” modunda tuttu!

Yıllarca hegemonyalarından kurtulamadığımız batının, içimizde peydahlanan hayranları ve meczupluk derecesinde tutsakları olan fanatik taraftarları…

Elitlerimizin”, güç sahibi olduğunu sanan “baronlarımızın” nabzına bakarsanız; “Avrupa, Avrupa” diye atar! Tabi ABD’yi söylemek aklıma zaid görünür. O zaten organizatör!

Gerek topraklarımız ve kaynaklarımız gerekse insanlarımız üzerinde hesabı olmayan kimse/devlet, istisna bir iki mazlum ülke hariç yok gibi!

Bütün bu yaşanan realiteler karşısında;

Siyonist cephe, İsrail, Mısır, Batı/AB, ABD, Rusya, Ermenistan, Silah kartelleri, Baronlar, PKK vs.. ülke ve taşeron örgütlerin tümünün hedefinde sizce kim var?

Öncelikle devirmek/yok etmek, ellerinden gelse bir kaşık suda boğmak istedikleri kim?

Alaşağı etmek istedikleri ve en büyük engel olarak gördükleri kim?

Ve bize düşen nedir? Meseleleri bir de bu açıdan değerlendirmek gerekmez mi?

Bu soru ve cevaplar; hem kişisel karakterimiz, hem ümmet ve millet bilincimiz, hem toprak ve kardeşlik bütünlüğümüz, hem de geleceğimiz açısından önemli ve belirleyicidir!

Sevgi ile Kalın…

akt

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.