4 mevsim portakal çiçeği

Sedat Memili (özel)

21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:31

4 MEVSİM PORTAKAL ÇİÇEĞİ

4 MEVSİM ADANA

“Adana’m

Mevsimleri çalınmış kentim; Yarınları çalınmış çocuklar gibi durmaktasın. Senin sararan yaprakların vardı. Güneşin yorgun ışıklarında doğudan batıya esen rüzgârların, bulutsuz gecelerin ay ışığında kuzeyden güneye eserdi. Çocukların sevinçli çığlıkları karışırdı uğultularına. Toprağın can veren kokusu yayılırken Torosların güneyine, uyanırdı Bereket Tanrısı Telepunis. Lokman Hekim’in arayışlar içinde dolaştığı Seyhan’ın iki yakası tanıktı buna…”

Böyleydi bir Adana’m” başlıklı yazımın giriş kısmı.

Adana’nın “Sonbahar ve Yaz Mevsimleri” çalınmıştı. Adana, soğuk ve yağmurlu ise Kış, Sıcak ise Yaz’dır. Ancak Hemşerimiz Bereket Tanrısı Telepunis çalınmış mevsimlere aldırmadan 4 mevsim Çukurova Topraklarında doğar ve bereketini insanlığa sunar.

Ve Çukurova’da her mevsim “Portakal Çiçeği” dergi olarak açar.

Yayın hayatına başladığı andan itibaren “İnsanlık İçin Küçük, Kendisi İçin Büyük” adımlarla yürüyen Portakal Çiçeği Dergisi 2 yıllık yayın hayatını geride bıraktı.

Her mevsim açtı Portakal Çiçeği Dergisi…

Ve “Her Mevsim Adana” olarak yeniden “kültür, sanat” bereketini Çukurova ile paylaştı.

*

Portakal Çiçeği Dergisi’nin “2. Geleneksel Hayır Çarşısı Buluşması” 18 Mayıs 2016 günü Seyhan Kıyısında, Hayır Çarşısı”nda yapıldı.

Bir araya gelen dergi gönüldaşlarına baktım… Baktım. Aklımdan şu geçti:

Değerli arkadaşlar, bir liman kentinde sahilde yaşayanlar bilir… Denize bakarsınız; uçsuz bucaksızdır.

Deniz gündüz aydınlık, gece karanlıktır. Ancak şöyle böyle değil, denizin aydınlığı hakkıyla aydınlık; karanlığı hakkıyla karanlıktır.

Devasa gemiler gelip geçer ufkunuzdan. Denizin üzerinde, büyüyerek gelen ve sonra da onurlu bir gidişle uzaklaşan gemiler. Karanlıkta da görebilirsiniz bu gemileri… O, hakkıyla karanlığın içinde, hakkıyla aydınlığı ile içinizi ısıtır ve öylece gelir geçer ufkunuzdan…

Portakal Çiçeği Denizi’nin oluşturduğu ufukta, hepsi zihnimizde iz bırakan arkadaşlarımız gelip geçmektedir.

Bu denizi oluşturan Sarıçam Gönüllüleri Derneği Adına Av. Yusuf Özer…

Bu denizde liman olarak duran Aytekin Gezici’nin çevresine nice gemiler yanaştı her mevsim.

PORTAKAL ÇİÇEĞİ DERGİSİ HİCAZ YOLUNDA…

Av. Yusuf Özer’in oluşturduğu bu kültür ve sanat dergisinin ilk limanı olan Aytekin Gezici’nin ilk sayıda şöyle demişti: “Adana’nın olumlu anlamda markalaşma kaygısı yalnızca bu günün değil dünün ve hiç merak etmeyin yarının da bir numaralı gündemi / Problemi olacaktır. Şehrin yurt geneli ve yurt dışında doğal, kültürel, tarihi, yeraltı-yerüstü zenginlikleri ile değil de polis-adliye vakalarıyla anılıyor olması problemi bu satırların yazarının olduğu gibi kendisini bu şehre ait kabul eden aklı başında hemen herkesin gocunduğu, gücendiği ancak gel gör ki değişmesi adına bir şey yapamadığı yakınmaların başında geliyor. (…)

İşte Portakal Çiçeği Dergisi, Adana için bir şey yapma adına bir soluktur.

Gezici’ye göre kendini bu şehre ait hisseden herkes, yazı, şiir, öykü, deneme, fotoğraf, araştırmaları ile bu dergiye, dolayısıyla Adana’nın markalaşma adına “Makus Talihini” değiştirmeye katkı koyabilir.

Hepiniz bilirsiniz, Karınca’ya sormuşlar: “Nereye gidiyorsun?”, O’da “Hicaz’a” diye yanıtlamış. Gülmüşler; “Sen bu bacaklarla Hicaz’a gidemezsin ki…” Karınca’da gülmüş; “Olsun yolunda ölürüm ya…”

Portakal Çiçeği Dergisi, iki yıl önce Hicaz’a doğru yola çıktı ve yürüdükçe bacakları güçleniyor.

*

Bu dergiye katkı koyan her dostumuzu engin denizde yüzen gemi olarak adlandırdım. Bunlar kimlerdir? Esasında bu başlı başına araştırma konusudur.

Ben bu iddialı işe girişmeden Portakal Çiçeği Dergisi’nin 2. Geleneksel Hayır Çarşısı Buluşmasından söz edeyim. 

HAYATIN FOTOĞRAFI AYHAN ŞENBAYRAK’TAN

Derginin yayın yönetmeliğini Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Nazan Koluman üstlenmiş iyi de etmiş. Sosyal ilişki ve aktivitenin beden haline gelmiş olduğu Gezici’nin yerine ancak öyle birikimli bir insan yakışırdı.

Derginin 9. sayısının kapağı, bir destanın fotoğrafı idi. Bir çocuğun yüzünde oluşan hayatın fotoğrafı ancak böyle yansıtılabilirdi. Bu eserin mimarını sordum, Ayhan Şenbayrak dediler. Ancak toplantı esnasında tanışabildim kendisiyle. Tebrik ediyorum; bu fotoğraf hakkında başka sözüm yok.

KADIN ELİ DEĞMİŞ…

Peki, arka kapağı? O da Şahmeran Efsanesi…

Bu coğrafyada herkesin sahiplendiği ve istisnasız her çocuğun korktuğu ve rüyalarına kâbus olarak girdiği bir efsanenin adıdır Şahmeran. Elbette soyut düşünemeyen çocuk, “yılan, kuyu, karanlık, ısırılma, ölüm” gibi figürlerin işlendiği bir destandan korkacaktır. Ancak 9. sayının arka kapağına baktığımda, zihnimdeki önyargıların tamamı yıkıldı. Şahmeran efsanesi çocuklara bu resimlerle birlikte anlatılmış olsaydı sanıyorum hiçbir çocuk korkmazdı.

Aytekin Gezici bu düşünce ve arka kapak düzeninin Sayın Koluman’a ait olduğunu söyledi ve ardından ekledi: Şahmeran Efsanesi ’ne kadın eli değmiş.

*

Hayır Çarşısı’nda İsabet Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Av. Bayram Sayar bize ev sahipliği yaptı. Kendi eliyle yemekleri taşıdı. Toplumumuzun misafirperverliğine ve engin gönüllülüğüne kusursuz bir örnek oldu.

Yemekte sadece karnımız değil, dostlarla bir arada oluşun verdiği huzura, Abdülkadir Kaçar, Abdurrahman Boztaş ve Cezmi Yurtsever arasındaki şakalaşmalar ve kahkahalar eşliğinde ruhumuz da doydu.

Öylesine derin bilimsel tartışmalar yaptılar ki, ben dâhil diğer konukların anlama ve kavrama kabiliyetleri buna yetmezdi. Yetmedi de… Aklımız ermediği için sadece güldük.

Yemekli buluşmamızda bir arada olduğumuz arkadaşlara bakınca gerçekten ne olursa olsun bu dünyanın yaşanmaya değer şeylerinin çok fazla olduğunu algılıyorum.

Her zaman asaleti, ağırbaşlılığı ve mistisizmi ruhuna kadar işlemiş olan Nedim Ali Kısaoğlu,

Fen Lisesi Edebiyat Öğretmeni Muzaffer Kolik, Mersin’de edebiyat öğretmeni olan ve buluşma için Adana’ya gelmiş olan Deniz Ayhan;

Söz aramızda dergimizi aldığınızda sizi sıcak ve samimi sayfalar karşılar. Bu zarafeti dergiye kazandıran arkadaşımız Hüseyin Azar’dır. Derginin içeriğine yaraşır tasarımı beyinsel ürünlerimizin daha iyi okunmasına neden oluyor. (Kimse kıskanmasın kendisi özel bir teşekkürü hak eder.)

Tanıdığım andan itibaren ki, yıllar oldu, ilkeli duruşu ve beyefendiliği ile gönlümde yer eden Ziya İpek; Hakikat Gazetesi’nde olduğunu o gün öğrendim. İyi ki var.

Şemsettin Koçak; ÇÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi, değerlendirmelerini her zaman dikkate aldığım bir kişidir.

Portakal Çiçeği Dergisi’nin kaptanları ile yolcuları her zaman karşılaşmıyorlar. Eeee, engin denizde yüzmek kolay değil. Bu açıdan Murat Aktaş ile o gün tanıştım. Kendisi Aladağ Yörük Türkmen Deneği Başkanıdır. Derginin baskısında ve okuyucunun eline ulaşmasında katkısı olan kültür dostu bir insan… .

Ömer Faruk Yılmaz dostumuzun “Tarihin Satır Aralarından” adlı kitabını okumak üzere aldım. Okuyunca geri getirirsin dedi. Kitap ilginç konuları içeriyor.  

Ve tabi ki Ahmet Nadir İşisağ ile Ahmet Karataş…

Burada gördüğüm insanların çoğu toprak gibi mütevazı ve bereketli… Ayrıca bir buğday tarlasına girildiğinde boynu eğik başaklardır bu insanlar. Dolu ve sessiz ve toprağı andıran…

Hayır Çarşısı’nı organize eden Halil Akın, sağ olsun çok yoruldu.

Not: Bu arada Türkiye Genelinde yaygın okullarının yanı sıra Adana’da iki okul açan “İsabet Okulları” Yönetim Kurula Başkanı ve öğretmenleri bizi ayrıca misafir ettiler. (Başka zaman görüşlerimizi paylaşacağız.)

Bu arada dikkat ettiyseniz Av. Yusuf Özer, Sayın Koluman’dan fazla söz etmedim. “Onların ayinesi iştir” onlar Portakal Çiçeği Dergisi’ndeler zaten.

KAHVELER SARIÇAM KAYMAKAMI’NDAN

Ekip olarak Geleneksel Osmanlı Kahvesi’ni Sarıçam Kaymakamı Sayın Ali Murat Kayhan ikram etti. Adana Medya Gazetesi’nin almanağını aldığını söyleyen Sayın Kayhan, teşekkür ettikten sonra Taner Talaş’ı kahve içmeye davet etti.

*

Portakal Çiçeği’nin arıları olan bu sanatçı ve sanatçı dostları Adana’nın çalınan mevsimlerini Adana’ya iade ederek her mevsim çiçek açmaktadır.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.