Kıvanç: Adana'nın değerleri siyaset üstüdür

Sedat Memili (özel)

23 Mayıs 2016 Pazartesi 09:31

KIVANÇ’LA ADANA KIVANCI

Adana Sanayi Odası Başkanı Sayın Zeki Kıvanç’ı gazetemizin imtiyaz sahibi Sayın Taner Talaş ile ziyaret ettik. Ziyaret ettik deyince şöyle geçerken uğramadık. Randevu talebimiz vardı, sağ olsun değerli insan Mustafa Başkan yakın ilgi gösterdi ve görüşme öyle sağlandı.

Adana Sanayi Odası Binası’nı ilk hizmete başladığı günden itibaren biliyorum. Binanın atmosferi “ciddiyet ve disiplini” çağrıştırır. Burada görev yapan insanlar – samimi, sıcakkanlı, güler yüzlü – ama bina soğuk. Keyifli bir insan binaya girince, tebessümü kapı dışında bırakmak zorunda kaldığını hisseder.

KIVANÇ GÜLDÜ

Ziyaretimiz mesai saati dışında gelişti. Ben binayı düşünürken aklıma, Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç’ı gülerken hiç görmediğimi anımsadım. “Hiç görmedim derken” zaten tanışmadık, yüz yüze gelmedik, ama kamuoyuna yansıyan fotoğraflarından hatırladığım kadarıyla gülen bir fotoğrafı yoktu.

Sayın Ümit Özgümüş gibi haklı olduğu konularda dahi gergin, kızgın ve kavgacı olan Ümit Özgümüş bile çoğu sohbetlerimizde kahkahasına fazlasıyla tanık olmuştur. Sadi Sürenkök için bir şey söylememe gerek yok, zaten onu “asık yüz” ile gördüğüm pek olmamıştır.

Gülmek, yaşamın ortasından geçmektir. Gülmek kaynaştığımız ve bütünleştiğimiz yaşama meydan okumaktır.

Hiç haddim olmayarak ve sadece önyargımın etkisinde kalarak, sayın Kıvanç’ın gülmeyen haline üzüldüm. Ve karşılaştığımızda ilk sorum bu oldu:

Sedat Memili (S.M): “Sayın Kıvanç sizi gülerken hiç görmedim. Hep böyle asık yüzlü müsünüz?”

Hiç beklemediği ve asla tahmin edemediği bir soruydu. İlk tepkisi gülmek oldu. O kadar güldü ki, O’nu gülmeden gördüğüm bütün zamanları telafi etti. Bu kez fotoğraf makinemin ihanetine uğradım ve o anı belgeleyemedim.

Zeki Kıvanç (Z.K) : “Yahu bu hızlı tempo bizde gülecek hal mi bırakıyor? Ama yine de olur mu öyle şey, gülmeden olur mu? Basında bile gülen fotoğraflarım çok fazla” dedi.

Sanayi Odası Başkanı olarak işinin çok yoğun olduğunu tahmin etmek güç değil. Bunun üzerine kendi fabrikasını da göz önünde bulundurduğumuz zaman yoğunluğu daha iyi anlaşılır. Bu arada 2.nci soruyu da sordum.

adana-sanayi-odasi.gif

SAHİP OLMA VEYA VAR OLMA…

S.M : “Sayın Kıvanç, yüklendiğiniz görev ve işlerinizle ilgili yoğun bir tempo içinde olduğunuz gerçek. Bütün zamanınızı buna harcıyorsunuz. O zaman şu aklıma geliyor: siz mi fabrikalarınıza sahipsiniz, fabrikalarınız mi sizin sahibiniz? Ya da servetlerde kim kimin sahibidir.”

“Nereden geldi bu manyak?” dercesine baktı. (Kesinlikle öyle demedi ama saliselik bakışından öyle düşündüğünü hissettim.)

Z.K : “Gerçekten bütün zamanımızı işimize ayırıyoruz. Takdir edersiniz kolay değil. Hem, bir şehrin Sanayisi konusunda sorumluluğunu üstlenmek hem de binerce kişiyi direkt veya dolaylı olarak istihdam eden iş yerlerini yönetmek kolay değil. Ayrıca üretim yapıyorsunuz. Zaman zaman düşünüyorum… Evet, iş bizim sahibimiz. Sanki biz işleri değil, işler bizi yönetiyor diye düşündüğüm zamanlar çok olmuştur…”

S.M : “Benim soracaklarım bu kadardı” deyip,  kenara çekilip çayımı içmeye başladım.

Sayın Kıvanç , Sayın Talaş ile Adana Sanayisi üzerinde konuşmaya başladılar. Ben sadece küçük notlar aldım. Adana Sanayisi ve ülkemiz sanayisi hakkında görüşlerini açıkladı. 

ADANA’NIN DEĞERLERİ SİYASET ÜSTÜDÜR

Taner Talaş (T.T) : “Adana ve Siyaset deyince; buradan Adana siyaseti nasıl görülüyor?”

Z.K: “Önce şunu kavramamız lazım; siyaset geçici Adana kalıcıdır. Bu yılın ilk haftalarıydı. Adana’da meslek odaları bir araya geldik. Meslek oda başkanlarımız – ADASO, ATO, ATB ve AOSB - Hepimiz Adana’yı bilen tanıyan ve sadece elini değil gövdesini taşın altına koymuş insanlarız. Sorun ortak olunca çözümün farklı olduğunu düşünmek mümkün değil. Şu ana temalı ortak açıklama yapmıştık: ’Adana’nın değerleri siyaset üstüdür. Hepimizi en büyük hedefi bu ortak değerlerdir. Adana’da yaşayan ve yaşamını bu şehirde sürdüren herkesin en büyük değeri bu ortak hedefler olmalıdır.

Adana’nın sahip olduğu, siyasal, kültürel, zirai, sınai, yer altı ve yerüstü değerlerinin toplamı Adana’nın değerleridir. Tescilli kebabından tutun, krom yatakları ve verimli ovalarına kadar her şey bizim değerlerimizdir. Bu değerler, Adana’mızı kaynaştıran, bütünleştiren değerlerdir. Bu değerlerden birinin zararı diğerinin karı olmamalıdır.”

img_6394.gif

T.T (Taner Talaş)  “Geçtiğimiz dönemde gündeme geldi. “RİS Protokolüne” imza attınız. Bu nedir?”

Z.K : “RİS’in açılımı “Rekabet İçin Strateji”dir. ÇKA Merkezli bir çalışma. Biliyorsunuz küresel düzeyde yaşanan ekonomik gelişmeler ve yapısal dönüşüm için yeni stratejilere ihtiyaç duyulmaktadır. Stratejisiz bir sanayi hamlesi, rotası olmayan gemiye benzer. Nereden geldiği ve nereye gideceği belli olmayan gemi bir yere varamaz.  Yeni stratejik yaklaşımların, bölgemizin ulusal ve küresel düzeyde rekabet potansiyelinin arttırılabilmesi için “Bölgesel İnovasyon Stratejisi” çalışması artık kaçınılmazdır.

Bu kaçınılmaz zorunluluktan hareketle RİS Adana çalışması başlatılmıştır. 36 aylık süre öngöeülmüştür bu çalışma kapsamında “Kentte önceki dönemde gerçekleştirilen strateji çalışmaları taranıyor, sektörel araştırma ve saha çalışmaları gerçekleştiriliyor, stratejik planın hazırlanması için eylem planı oluşturulmaktadır…”

T.T “RİS’in Adana Sanayisi açısından önemi nedir?”

Zeki Kıvanç: “2023 ihracat hedeflerine ulaşmak için katma değeri yüksek ürünler elde edecek tasarımlar gerçekleştirilmesi gerekmektedir. AR-GE Merkezlerine, inovasyona dayalı işlerde devlet destekleri öncelikli ve büyüktür. RİS (Rekabet İçin Strateji) Adana Projesi  inovasyon için  bir başlangıçtır. Bu çalışma bütün kurumlara olumlu katkı sağlayacaktır.”

T.T “Gerçekten sizi takip ederken başımız dönüyor; bir yurt içinde bir yurt dışında… Ülke kritik bir dönemden geçiyor. Adana’da etkilenmiştir. Bu konuda bir çalışma var mı?”

Z.K: “Son günlerde toplumumuzu acılara sevk eden bir dizi üzücü olaylar yaşanmıştır. Adana’mız, teröre karşı verilen mücadelede rekor seviyede şehidi sonsuzluğa uğurlamıştır. Öncelikle terörle mücadele esnasında şehit düşen evlatlarımıza rahmet, yakınlarına ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Evet, hassas bir dönemden geçtiğimiz doğru. Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, Rusya ile yaşanan gerilim, önemli ihraç pazarlarında yaşanan kayıplar, Çin, Japonya ve AB Ekonomilerinde görülen yavaşlama sanayicilerimizi oldukça olumsuz etkilediğini görüyoruz.Oda yönetimi  olarak bunların farkındayız. Kentin ve sanayicilerin bu sorunlarıyla ilgili tüm birimlerimiz yoğun bir çalışma temposu içerisinde görev yapmakta ve çözümler üzerine odaklandık. Çözümlerimiz her aşamada üyelerimize duyurulmaktadır.  

Şu hakkı teslim etmek gerekiyor, kentin sanayicinin sorunları ile ilgili çözüm üretme aşamasında Sayın Valimiz Mustafa Büyük, önümüzü açan bir önderlik yapmaktadır. Bu vesile ile zat-ı alilerine teşekkürü borç biliyorum. Kendleri yaptığımız her girişimde, diğer kurumlar ile koordineli çalışmalarımızda daima yanımızda olmuştur.

kim-demiş-zeki-kivanç-gülmez-diye.gif

“T.T Sayın Kıvanç hem kent sanayiinin hem de istihdam sorunlarının yoğun yaşandığı dönemde Suriyeliler konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz.

Zeki Kıvanç: “Şunu kabul edelim. Suriyeli sorunu öncelikle insani sorundur. Artık bu sorun sadece bu bölgelerin değil Türkiye’nin sorunu olmuştur. Bu bölgelerde Suriyeliler ile birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz.

Odamız, Suriyeliler’in çalışabileceği özel üretim bölgeleri oluşturulmasını, bölgede üretilen ürünlerin dünya pazarlarına gümrük vergisine tabi olmadan ihraç edilmesine imkan sağlanmasını önerdik.

Daha birkaç gün önce tabandan iletilen sorunlar için bir dizi çözüm paketi kamuoyuna anlatıldı. Odamızın toplantı salonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Yabancılar Daire Başkanı Muharrem Görüküçük, Suriyeliler ile ilgili hükümetimizin bu yılın Ocak ayında aldığı kararları açıkladı. Toplantının ana başlığı “Geçici Koruma Kapsamındaki Suriyeliler’in İşgücü Piyasasına Erişimi” konusuydu. Bir anlamda Suriyeli çalıştırmanın usul ve esaslarını belirleyen kararın bilgilendirilmesi idi. (Sayın okurlarımız, geçtiğimiz hafta sonu konu basın aracılığıyla kamuoyu ile paylaşıldığı için detaya girilmemiştir. S.M)

*

Görüşme başlamadan önceki önyargım ile görüşme bitimindeki “yargım” arasında fark oluştu.

Zeki Kıvanca bakınca şunu da gördüm; çözmesi gereken sorunlar, saatin tik tak larından daha hızlı ilerliyordu. Bu yüzden konuşurken, aklının bir yanı o anki zamanı yaşıyor, diğer yanı da sıradaki sorunları çözmeye odaklanıyordu.

Bu benim gözlediğim bir durumdu. Kendisiyle paylaşmadım.

Naçizane olarak kendisine sağlıcakla kalın derken esasında kafamdan şu geçiyordu: “Zeki Kıvanç olmak için çok bedel ödemişti… Şimdi Zeki Kıvanç’lığı korumak için çok bedel ödüyordu…”

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.