Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir

Ozan Şükrü Çakır'ın gözüyle: Atatürk ve şiir

26 Mayıs 2016 Perşembe 06:00

Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde, Dünya o zaman görecek hakikat nerde,         

Hakikat nerde? (Mustafa Kemal ATATÜRK)

 

KENDİNİ ANLATABİLMEK VE MUSTAFA KEMAL

Birkaç yıl önce tanıştım Ozan Şükrü Çakır ile…

Kitap Okumanın kişiye, çevresine, topluma ve sonuçta ülkesine olan yararlarından söz ediyordu. Kütüphanelerin yaygınlaşması, kütüphanelerin mesai saati ile okulların mesai saatlerinin farklı olması gerektiğinden tutun da ev hanımlarının en fazla çalışan kişiler olduklarını bu nedenle mutlaka sigortalı sayılmalarına kadar bir dizi düzenleyici düşünceye sahip. Daha sonra şiir kitaplarıyla tanıştım.

Koşan Adam Destanı ve Üstü Şiir Altı Şair…

Akşamları ya da hafta sonları, şair ve edebiyatçılar ( dada doğrusu kitap dostları) bir araya gelir, sohbet ederiz. 8Sağlığım nedeni ile akşamları bu güzel grupla bir araya gelemenin üzüntüsü içindeyim…)

Burada sizinle Sayın Çalır’ın kitap aşkı, okuma sevdası ve bu erdemli alışkanlığın gelişmesi için neler yaptığı değil. Sadece 2 şiirini paylaşacağım.

Bir gün bir şiir kitabı getirdi: “Kendini Anlatabilmek.”

Kitap Atatürk’ün bir şiiri ile başlıyordu. İlgimi çekti ben Atatürk’ün şiir yazdığını bilmiyordum. Şükrü Çakır, Atatürk’ün bir şiir kitabı ile başlamış, “Kendini Anlatabilmek” adlı şiir kitabına.

Hiçbir değişiklik yapmadan, Sayın Çakır’ın bu konuda bilgil niteliğindeki önsözü  ve şiiri sizinle paylaşıyorum.

ozan-şükrü-çakir--elif-doğan-türkmen--kozok-ramazanoğlu---halime-büyükgüzel-(arşivimden).gif

Bir şiir kitabına ATATÜRK’ün şiirini almanın ne anlama geleceğini okuyucular da başkaları da merak edebilirler.  Cumhuriyetin yöneticileri – idarecileri için Atatürk’ü doğru anlamak ve anlatmak önemlidir. Atatürk için şiirler yazan yüzlerce şair ve yönetici de vardır.

Benim Atatürk’e yaklaşımım ise; hep onun kendi orijinal ifadelerinden, belgelerinden yola çıkılarak öğrenilmesi şeklindedir.

(…)

Türk İstiklal Savaşı’nın muzaffer komutanı, Turkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük deha’yı şiir konusunda kendi şiiriyle tanıtmaktan, anlatmaktan daha samimi ve daha sıcak bir yöntem olamayacağı kanısındayım.

Çok az kaynakta O’nun şiirle ilgilendiği yer alır. İlk ve son şiir denemesi de birkaç kaynağın dışında yoktur.

“Okul arkadaşı Ömer Naci Mustafa Kemal’de şiir ve edebiyata karşı ilgi uyandırmıştı. Fakat Türkçe öğretmeni şiirle meşgul olmasının kendisini askerlikten uzaklaştıracağını bu hevesini önledi. Bununla beraber, güzel yazmak ve güzel söylemek Mustafa Kemal’de daima yaşadı.”

“OĞUZOĞULLARI adlı tek ve çok anlamlı şiirini Atatürk, 1932 yılında İsmail Habib Sevük’e dikte ettirmiştir.ozan-şükrü-çakir-kitabini-armağan-ediyor.gif

OĞUZOĞULLARI

Gafil hangi üç asır, hangi on asır,

Tuna ezelden Türk diyarıdır.

Bilinen tarihler söylememiş bunu.

Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak.

Dinleyin sesinin doğan tarihin,

Aydınlıkta karaltı, karaltı da şafak,

Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin

Asya’nın ortasında Oğuzoğulları.

*

Avrupa’nın Alplerinde Oğuz torunları,

Doğudan çıkan biz, Batıdan yine biz...

Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz.

Hep insanlar kendilerini bilseler

Bilinir o zaman ki hep biziz.

Türk sadece bir ulusun adı değil,

Türk, bütün adamların birliğidir.

Ey birbirine diş bileyen yığınlar,

Ey yığın yığın insan gafletleri!

Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,

Dünya o zaman görecek hakikat nerde,

                                                            Hakikat nerde?

Mustafa Kemal ATATÜRK

ozan-şükrü-çakir,-prof.-erdoğan-gültekin,-aysel-dülger,-özden-ramazanoğlu,-kozok-ramazanoğlu,.gif

VE ALLAHAISMARLADIK

Yine Atatürk’ün Batı şiiriyle, özellikle Fransızca şiirlerle ilgilendiğine dair örnekler de vardır. Sofya’da bulunduğu sırada Salih Bozok’a yazdığı bir mektupla Valeine’nin “Serenad” adlı şiirinden parçalar yazarak kullanmıştır.  

Fransızca çevirisi Serenad’ın:

“Hayat Kısadır/ Hayat Boştur / Biraz Hayal Biraz Kin/ Biraz Aşk Biraz Ümit

Ve Sonra Allahaısmarladık / Ve Sonra Allahaısmarladık…”

Bu dizeler basit anlatımlar değildir. Hayata dair felsefi ve geniş anlamlıdır. O’nun realist tercihlerde olduğunu da göstermektedir..

Kendi şiiri; “OĞUZOĞULLARI” ise O’nun zekâ fışkıran bir idadi öğrencisi iken Nasıl Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olacağının ve olduğunun en iyi ifadesidir. O tartışmasız şüphesiz bir OĞUZOĞLU’dur. Herhangi birimiz gibi.”

*

MİLENYUM SARAYLARI

Ozan Şükrü Çakır yakından tanıdığım için biliyorum: Çevresine, sosyal olaylara karşı çok duyarlı bir inandır. Günümüzün ekonomik ve sosyal sistemini anlattığı  şiirini yorum yapmadan aktarıyorum.

remzi-yildirim-halet-beyaz-ekrem-ulu-ve-şükrü-çakir.gif

MİLENYUM SARAYLARI

 

Sarı saçlarında yeşil, kırmızı kurdeleler bağlı

Kimi kızların oynadığı boy reklamlar…

Işıklı, şimşek çakışlı aksiyonlar

Televizyonlarımızın ekranlarından bıkmadan izleriz.

Pencere camlarımıza düşmüş ılık ve sessiz;

Yağmur damlaları romantizmiyle!

İliklerimize kadar geceler boyu seyrettiğimiz

Ve beyin katmanlarımıza kozmik kozmik nakşettiğimiz,

Bulvarlarımızın köşe başlarında lök gibi oturmuş;

Sağır ve kör estetikleriyle Milenyum Sarayları,

Ve hepimizi geceden sıtma tutar taksit ayları…

*

Pencereleri kredi perdeli aile sığınağımızdır

Aç kurtlar gibi giriveririz

Bonus, vize, master kartlar veririz, şifre deneriz.

Yirmi dört aya bölünmüş taksit taksit krediyi

Bir hamlede deviririz

Onlarca yağlı imza döşeriz

Bir ferman edasıyla katlanmış kâğıtlara…

Ve gözlerimiz parlar; üç, sekiz beşbin liraya…

Sonra kızarmış acılı Adana keyfiyle

Cüzdanlarımıza indiriveririz…

Ardından müdüre; müdire’ye

Defalarca avuç içi sıcak teşekkürlerimizi sunarız.

*

Aşağı mahalleden çok acı feryat gelir,

Anam! Babam! Yaktı beni Milenyum Sarayları…

Aşağı mahalleden Mehmet’le Fitnat gelir,

Ağam! Paşam! Yaktı beni Milenyum sarayları…

 *

Taneleri çelik saçmalı, incir kıvamında;

Bir günlük öğünümüzdür bu şey!

Günah kargılarına takılmış ince oltalar,

Anlaşılmaz;

Biz mi avcıyız, onlar mı ciğerimizi dağlar?

Teksaslı kovboy edasıyla para yağmaladık sanırız.

Kentin köşe başında Milenyum Sarayları yüz akımız.

Pencereleri kredi perdeli, kentimizin köşe başı süsleri;

Minnettarlığımızın afyonu Milenyum Sarayları…

Besmeleyle girip her defasında kapılarından günahla vedalaştığımız,

Yirmi dört aylık nakit, bir günlük öğünümüz.

Taksit ödemelerinde her ay, sessiz sıkışlarla bir diş kırdığımız;

Damağımızın kuruduğunu geç anlarız.

Geç anlarız, bin defa dişimizi fırçalasak da

Geç anlarız çelik saçmaların diş kırdığını,

Geç anlarız ince oltaların ahtapot kolu olduğunu…

*

Aşağı mahalleden çok acı feryat gelir,

Anam! Babam! Yaktı beni Milenyum Sarayları…

Aşağı mahalleden Mehmet’le Fitnat gelir,

Ağam! Paşam! Yaktı beni Milenyum sarayları…

*

Damağımızın kuruduğunu geç anlarız.

Geç anlarız bin defa ağzımızı yaksak da!

Geç anlarız çelik saçmalarının incir içi olmadığını.

Geç anlarız ahtapotların okyanus varlığı olduğunu,

Köşe başında lök gibi oturanların

Pencereleri kredi perdeli milenyum sarayları olduğunu

İlla ki geç anlarız…”

*

Gönlünüze, yüreğinize, aklınıza sağlık Ozan Şükrü Çakır…

 “Eskimiş şapka gibi / Tutup atamıyorum uzaklara, / Başım nefsimle dertte/ Kaçamıyorum.”  Üstü Şiir Altı Şair kitabından
 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.