PROF. DR. ATABAY DÜZENLİ’DEN MANGAL KEYFİNİN İNCELİKLERİ
PROF.DR. ATABAY DÜZENLİ: ACI MUTLULUK VERİYOR
Prof. Dr.Atabay Düzenli’nin 05.2016 tarihinde 1. Bölümünü yayımlamış olduğumuz konferansının 2. Bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.
İlk bölümü şu görüş ile bitirmiştik: “Bu gün herkes bilmektedir ki, Sağlık Bakanlığı’nın denetimleri daha hassas ve daha ciddidir. Yediğimiz ve içtiğimize ilk büyük darbe, 2004 yılında bu yasa ile vurulmuştur.
O tarihten sonra dikkat edin, neredeyse sağlık kurumları ile yarışacak boyutta bitki pazarlamacıları ortaya çıkmış ve halkın sağlığı ile oynanmıştır.”
Buradan başlayarak konumuza devam ediyoruz.
“Ne yiyip ne içtiğimizi bilmemiz lazımdır.
*Bir gıdanın üreme organlarının gen kaynağını bilmek
*Gıda yetiştiriciliğinde kullanılan tohumların yetişecek gıdaya ve çevreye etkilerini bilmek…
Bununla da bitmiyor;
*Gıdaların nasıl alınacağını, hangi ortamlarda bozulacağı veya korunacağı bilinmeli
*Her şeyden önce satın alınacak gıdaların özellikleri çok iyi bilinmeli…
Seçme-alma konusunda birkaç örnek vermek işitiyorum:
HORMONLU ÜRÜRÜN BELİRTİLERİ
Domates çekirdeksiz, içi çok sulu ve boş…
Kabağın şekli bozuk ve çekirdeksiz,
Patlıcanın içi süngerimsi ve çekirdeksiz,
Biber aşırı büyük ve etli, çekirdek evi boş, etli kısmı sert,
Patates şekilsiz ve yumruları yapışık, içi kara
Karpuzun çekirdek yerleri boş, ise bu ürünler hormonlu demektir.

YETİŞTİRİCİLİKTE KONTROL
Ekolojik özellikleri bilinmeli,
Tohum seçimi iyi yapılmalı,
İlaç, vitamin venzeri maddeler kullanmak yerine biyolojik olarak zararlılarla mücadele edilmelidir.
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ne demek? Genetik mühendisliğinin çeşitli teknikleri kullanılarak kalıtımsal olarak değişikliğe uğratılan organizmalardır. (Karpuz, soya, domates, mısır gibi…)
YETİŞTİRİCİDEN İŞLEME TESİSİNE KADAR KONTROL
Ürün uygun veya sağlıklı koşullarda toplanmalı; gerekiyorsa kullanılacak aletlerden bulaşabilecek kirleticilere karşı tedbir alınmalıdır.
Gıda maddeleri uygun araçlarla taşınmalı. (Ham ürünün yapısını bozmamak için.) Örneğin; meyvelerin darbe aldıkları noktalardan hemen bozuşmaya başlamaları…
İŞLETME TESİSİNDE KONTROL
Gıdanın özelliğine uygun olarak ürünün hiç insan eli değmeden işlenmesi, ambalajlanması ve paketlenmesinin sağlanması,
Aksi durumda hijyen koşullarının göz önüne alınması,
Üretimde kullanılacak gıdaların depolardaki kontrollerinin periyodik olarak yapılması.

Gıdalar satın alınırken özellikle etiket ve barkodunun varlığı kontrol edilmeli ve üretim, tüketim ve son kullanma tarihlerine hassasiyetle bakılması gerekmektedir.
Satın alma sırasında gıdaların besin değerlerini içeren etiketleri okuma bilincimiz gelişmemiştir. Bu etiketleri mutlaka okuyup incelememiz gerekir. Bu tüketicinin yararınadır. Üretici firmalar bu etiketlerde gıda ile ilgili bilgileri yasal olarak yazmak zorundadırlar. Fakat öylesine küçük yazıyorlar ki, okumak iateyen tüketici dahi okumakta güçlük çekiyor. Bu konuda da vatandaşın bir talebi olmayınca aksaklık olduğu gibi duruyor.
NASIL BİLİYOR? NASIL YAPIYORUZ?
Prof. Dr. Sayın Atabay Düzenli bu konuda da bir çok uygulama şeklinin yanlış olduğunu söyledi. Birkaç örnek de sundu:
“Yanlış: Taze mantar yaparken tavayı dolduruyorsunuz ve yapış yapış mantarlar elde ediyorsunuz.
Doğrusu: Biraz tereyağı ve yağ ile tavanızı iyice ısıtın Tava iyice ıslanınca mantarları tek bir sıra olarak dizin. Pişirirken karıştırırn, tavayı sallayın ki mantarlar yağı çeksin.
Unlu mamüllerde ise şu yanlış yapıyorsunuz; Soğuk malzemeler kullanıyorsunuz ve karşımı fazla karıştırıyorsunuz. Oysa doğrusu şudur: Islak karışımları istediğiniz kadar karıştırın ama unu ekledikten sonra fazla karıştırmayın. Her zaman oda ısısında malzeme kullanın, soğuk malzemeler iyi karışmayacaktır.
Makarna yaparken yanlışınız şudur: Makarnanın suyunu atıyor ve sosu en üste koyuyorsunuz.
Doğrusu: Makarna suyunuza yağ, sadece tuz koymalısınız. Makarnanızı suyundan aldıktan sonra, yarım fincan suyu saklamalı ve sosunuzu hazırlarken sosa katmalısınız. Bu sosun makarnaya yapışmasını ve içine nüfuz etmesini sağlar.
Donmuş sebzelerde ise şu yanlış yapıyorsunuz: Sebzeleri mikrodalgada çözüp diriliklerini kaybettiriyorsunuz. Oysa şöyle yapmalısınız: Mikrodalgada ısıtmayı boşverin, Bunun yerine buharda çözün. Bu sadece birkaç dakika daha uzun sürer ve sonuçta tazaliğin sebzelerde kalmasını sağlar.
Çırpılmış yumurta da yanlış: Yeterince çırpmıyorsunuz ve yüksek ısıda, fazla pişiriyorsunuz.
Doğrusu: Mükemmel çırpılmış yumurta için, yumurtaları çırparken havanın yumurtanın içine girmesine izin verin. Yumurtaya süt tozu ve su katmayın. Yumurtaları kısık ateşte karıştırın ve fazla pişirmemeye dikkat edin. Bir ip ucu: Kabuğu kolayca çıkan katı yumurta için haşlama suyuna bir çay kaşığı kabartma tozu ekleyin. Bu yumurtaların kabuklarından kolayca çıkmalarını sağlayacaktır.
MANGAL KEYFİ’NİN İNCELİKLERİ
* Mangalı yaktıktan sonra üzerine hemen et koymayın. Kömürlerin tamamen korlaşmasını bekleyin ve oluşturduğunuz piramidi mangalın her tarafına yayın. * Mangala gideceğiniz bir gün önceden belli ise etlerinizi soslu yağda bir gece bekleyin. Tadı çok daha fazla lezzetli olacaktır. *Mangal ateşiniz azaldığında üzerine bir tutam tuz dökün. Ateş canlanır. *Pişireceğiniz yiyeceğe göre ızgaranın ölçüsünü ayarlamalısınız. Bazı yiyecekler ateşe daha yakın, bazıları da uzakta pişmek isteyeceklerdir. * Mangaldaki ete duman kokusunun sinmemesi için yıkadığınız bir elma veya bir parça limon kabuğunu ateşe atabilirsiniz. * Etin pişme süresinin sonuna doğru ateşe atacağınız birkaç sap biberiye de ete farklı lezzet ve tat verebilir. *Etlerden ateşe düşen yağlar bazı zamanlarda alevlenmeye sebep olabilir. Böyle zamanlarda elinize ateşi söndürmeyecek kadar su alıp ateşe doğru serperseniz alevlenme sona ermiş olacaktır.
ACI MUTLULUK VERİYOR
Dünyanın aniden paramparça olmaya başladığında biraz acıya sarılın. Çünkü ağızdaki yanma duygusu, beyinde mutluluk duygusu veren endorfin maddesinin salgılanmasını sağlıyor. Krizle karşılaştığınızda “yemeklerinize biraz acı serpebilir veya yeşilbiber” yiyebilirsiniz. Aynı şekilde muz ve ananas gibi “seretonin” içeren besinlerde mutlu olmanıza yardımcı oluyor. Buna rağmen bir krizle karşılaştığınızda çikolata yemeden sakinleşemiyor musunuz? O zaman bir parça çikolatayı yavaşça eritip, o coşku veren tadı almanız, hayatın oldukça keyif veren yanlarından biri kuşkusuz. Üstelik çikolata beyindeki seratonin seviyesini arttırıyor, böylece mutlu olmanızı sağlıyor.
Bu gün kendinizi nasıl hissediyorum? Nasıl hissetmeliyim ve bunun için ne yemeliyim?
Kayısı: Kas ve sinir sistemini güçlendirir. Cilt, göz ve bağışıklık sisteminde fayda sağlar. Kemik gelişimini arttırır. Kansızlığa iyi gelir.
Soğan: Bronş açıcı. Doğal antibiyotiktir. Bağırsak çalıştırıcıdır. Dayanıklılığı arttırır. Kemik ve diş sağlığında faydalıdır.
Enginar: Karaciğer ve safra kesesi sağlığını korur.Sindirimi kolaylaştırır. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Toksin atıcıdır.
YEME SIRASI: ALIŞKANLIKLAR VE ÖNYARGILAR ALT ÜST…
Sayın Düzenli öyle bir yeme sırası saygı ki, şahsen benim bütün bildiklerim alt üst oldu. Salonda bulunan dinleyicilerde aniden sessizleşti.
“Sofrada ilk önce su içilmeli. Ardından tatlı yenilmeli. Daha sonra salata ve meyve ile ara öğün yapılmalı. Ardından katı ana yemek dediğimiz yemeklere geçilmeli. Son olarak ise sulu yemekler tüketilmelidir. Bu tür yemek sıralaması bir çok hazımsızlık ya da sağlık sorununu kendiliğinden çözecektir.”
Gerçekte doğa ve yaşam bilinci olan Prof. Dr. Sayın Atabay Düzenli, yaşam kalitemizi ve özellikle sağlığımızı bire bir ilgilendiren çok aydınlatıcı bilgiler paylaştı.
Sunumunu da akıcı bir dil ile yaptı.
Çok keyifliydi.