Kadın ve yaşam sayfası

Kadın ve yaşam sayfası

30 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00

En kolay el açması börek tarifi

Hamuru İçin:

400 gr un

Yarım paket kuru maya

1 silme tatlı kaşığı tuz

2 yemek kaşığı zeytin yağı

Ilık su

 İç Harcı İçin:

250 Gr az yağlı kıyma

3 Orta boy soğan

karabiber

tuz

Hamur arasına sürmek için sos tarifi:

1 yumurta

4 kaşık yağ

2 kaşık yoğurt

Yapılışı:

Un elenir. Maya, tuz ve yağ una eklenir. Ilık su azar azar dökülerek yumuşak bir hamur elde edilir. Hamur en az 1 saat dinlendirilir. Soğan kavrulur. Kavrulan soğana kıyma da eklenerek kıyma suyunu salıp çekene kadar pişer. Karabiber ve tuz eklenir. Kıyma kenara alınır.Mayalanan hamur bezelere ayrılır. Tepsinin boyutuna göre ayarlanarak ince ince yufkalar açılır. Yufkalar aralarına sos sürülerek tepsiye yayılır. her 3 yufkada 1 kıymalı harç koyulur. Toplam 2 defa kıymalı harç koyulacaktır. Börek hazır olunca dilimlenir ve artan sos üzerine yayılır.

220 derecelik fanlı fırında ortalama yarım saat pişer. Afiyet olsun.

Karabiberin inanılmaz faydaları

Yemeklerinizi lezzetlendiren karabiberin sağlığa olan faydalarını biliyor musunuz?

Hazımsızlığı gideren, kolit gibi hastalıklara karşı etkili olan karabiberin sağlığa diğer faydalarına bir göz atalım

– Kandaki yağ oranını düşürür ve yeni yağ oluşumuna mani olur.

– Bir cilt hastalığı olan Vitiligonun iyileşmesine yardımcı olur. Cilt kanserini yenmek için destekleyicidir.

– Astım ve boğmaca gibi hastalıkların tedavisini destekleyicidir.

– Midenin düzgün hazım sağlaması ishal, kabızlık, kolit gibi hastalıkları önler.

– Ayrıca karabiber gaz ve idrar söktürücüdür, gaz birikmesine de engel olur.

– Karabiber, antibakteriyel özelliği ile mikroplarla savaşır. Öksürüğü söktürmek için balla karıştırılarak yenilebilir.

Not: Damar sertliği, yüksek tansiyon, egzama, üremi, bağırsak iltihabı ve romatizmadan şikayet edenler, mümkün olduğu kadar az kullanmalıdırlar.

 

 Kişilik mi Yoksa Dişilik mi?

Bir insanı hem birey hem de insan kılan tüm faktörlerin toplamına kişilik deniyor.Kişilik nedir ve bir sürü kişilik tipi arasında bizimki hangisi. Peki, en çok bilinen kişilik tipleri nelerdir, bizde hangisi daha baskın.

 Kişilik özellikleri

Sadık tip: Sevdiği insanlara karşı sadık ve bağımlıdır.Arkadaşlıklarına ve ailesine çok önem verir. Sorumluluk sahibi ve güvenilir olan bu tip; kendisi ile barışıktır, kendini sevdirmek ve insanları etkilemek konusunda oldukça başarılıdır.

Baskın karakterli, lider tip: Kendinden emin ve kendini çok iyi kontrol eden bu kişi iddialıdır. Kararlı, güçlü davranışlara sahip, otoriter ve cesurdur. Onurlu ve adaletli olma özelliği liderlik vasfını destekler. Hırslı olup rekabete açıktır.

 Araştırmacı tip:  Çok iyi gözlem yapan, keskin gözlemci olan bu tip araştırmaktan ve bilgi edinmekten mutlu olur. Değişik fikirler üretir, keşfedicidir.

 Hoşgörülü tip:  .Sabırlı, dengeli, rahat, alçak gönüllü ve yeni düşüncelere açıktır. Bazen çok uysal ve uyumlu olması kendisine zarar verebilir. Uysal olduğundan problemleri, başkalarını mutlu etmek için gözardı edebilir.

 Başarı odaklı tip:  Hem popüler hem de çekici olan bu tipte, öz güven ve enerji yüksektir. Uyumlu, kendisini geliştirmeyi seven azimli bir kişiliktir. Başarıyı severler ve hedef, kariyer, statü onlar için çok önemlidir.

 Mükemmeliyetçi tip: Adalet ve gerçekler çok önemli olup, ahlaki değerleri çok yüksektir. Her daim dengeli, dürüst, adil, tarafsız olmaya çalışan bu tip, aynı zamanda hoşgörülü ve prensip sahibidir.Mükemmellik onlar için ilk sırada olup düzenli, inatçı ve verimlidirler.

 Yardımsever tip:  Duyarlı, cömert ve fedakardır. Arkadaş canlısı, yardımsever ve vericidir. Şefkat ve sevgi dolu yönü ağır basar, karşısındakini karşılıksız sever.

Peki Ya Dişilik

Gelelim dişiliğe, aslında kelimenin söylendiğinde çağrıştırdığı, bizi başka anlamlara çekse de gerçekte kişilik kadar kadın için önemli bir faktör.

Dişilik, kadın olarak öz güven sahibi olmaktır. Özgüveni tam olan kadındır dişilik sembolü,çevresine yaydığı aura ile, oturup kalkması ile enerjisi ile dişidir. Güzelliğinin bilincindedir, duruşu ve yürüyüşü ile “işte benim” der. Dişi kadın; kendi ayakları üzerinde duran, ilgi çekmeyi seven, dişiliğini yayan doğal kadındır. Yapmacık değildir. Yumuşak huyludur ama sınırları bellidir, kendini ezdirmez, bunu da öyle bir yapar ki siz anlamazsınız bile.

Yani; kadın olmak kırmızı ruj, kısa etek ve şuh bakış değil, kişilik + dişilik toplamıdır. Tabii ki denge çerçevesinde ve doğal halinde olduğu sürece

Vazelinle yapabileceklerinizin sınırı yok

 

Vazelinle tüm bakımınızı yapabilir ayrıca hayatınıza pratiklik katabilirsiniz.

– Allıkla göz altınız arasında kalan bölgeye elmacık kemiklerinizden başlayarak biraz vazelin sürün. Cildiniz ipek gibi parlak gözükecektir.

– Parfümünüzü sıkacağınız yere biraz vazelin sürün böylece parfümün etkisini uzun süre hissedin.

– Kaşlarınızın istediğiniz yöne yatması için parmak uçlarınız ile biraz vazelin sürün.

– Her gece dudaklarınıza biraz vazelin sürerek dudaklarınıza muhteşem bir bakım yapabilirsiniz.

– Uzun ve sık kirpikler için vazelinin harika etkisini kullanın. Temizlediğiniz eski bir maskara fırçası ile vazelini kirpiklerinize uygulayabilirsiniz.

– Azalmış olan rujunuzu (ya da gıda boyasını) bir kapta vazelin ile karıştırdığınızda yeni rujunuzu elde etmiş olursunuz.

– Ayaklarınızı yumuşatmak için en etkili nemlendirici olan vazelini kullanmayı unutmayın. Yatmadan önce ayaklarınıza vazelin sürün ve çorap giyip yatın.

– Bir parça çikolata alın ve biraz da vazelin. İkisi de eriyene kadar mikrodalgada bekletin. Eridikten sonra karıştırın. Parlatıcınız hazır!

– Biraz vazelin ile makyajınızı çıkarıp sonra su ile yüzünüzü yıkayın.

– Saçlarınızı boyanmadan önce saç çizgisi etrafına uygularsanız, boyanın cildinize bulaşmasını engellemiş olursunuz.

– Vazelin içine deniz tuzu ekleyerek vücut peelingi yapabilirsiniz.

– Saçlarınızın ucundaki kırıklara vazelin ile bakım yapabilirsiniz.

– Kıyafetlerdeki makyaj lekelerini vazelin kullanarak çıkarabilirsiniz.

– Ayakkabı ve çantalarınızı vazelin ile parlatabilirsiniz.

– Vazelini biraz pudra eklediğinizde ten rengi ruj olarak kullanabilirsiniz.

– Parmak kenarlarına vazelin sürerseniz buradaki deriyi yumuşatarak manikür etkisi yaratabilirsiniz.

– Hassas göz derinize zarar vermeden takma kirpiklerinizi çıkarmak istiyorsanız biraz vazelin deneyin.

– Egzamanız varsa kaşıntılarınızı yatıştırmak için vazelin kullanabilirsiniz.

– Ruj sürmeden önce dişlere vazelin uygularsanız, rujun dişlerinize yapışmasını engelleyebilirsiniz.

Yorgunluğunuzu  vitaminlerle yenebilirsiniz

Günlük hayatının getirisi olan stres, yoğunluk , uykusuzluk , düzensiz beslenme beraberinde  halsizlik ve aşırı yorgunluğu da getiriyor. Fiziksel ve duygusal  yükün oluşturduğu stresle baş edememe durumu  özellikle kadınlarda, gençlerde ve orta yaşlılarda, mesleki statüsü düşük olanlarda daha fazladır. Yorgunluk  kişilerde tahammülsüzlük , sinirlilik ve depresyon eğilimlerini tetikler. Kişinin  yaşam kalitesini düşürür ve hayata mutsuz bir pencereden bakmasına neden olur. Bu durumdan korunmak için yorgunluğa iyi gelen vitaminleri  fazlaca tüketmeliyiz.

Başucu vitaminleri

Özellikle  tahıl, fındık, balık , patates, yumurta, zeytinyağı  vb besinlerde bulunan  E vitamini  yorgunluğa iyi gelen vitaminlerin başında yer alır.   Turunçgillerde, soğan, maydonoz  ve yeşil sebzelerde bolca bulunanan C vitamini yorgunluk hissinden uzaklaşmamızda çok etkilidir  v e mevsimsel yorgunlukların giderilmesinde   son derece gereklidir. Aşırı yorgunluk dönemlerinde ve yoğun enerji gerektiren durumlarda balık, süt ve yumurta gibi gıdalarda bulunan D vitamini tüketmemiz gerekir. Badem, süt, yeşil sebzeler ve baklagillerde bulunan Kalsiyum  yorgun ve bitkin hissetmemek için eksiksiz olarak tüketilmelidir.

En nihayetinde kaliteli ve sağlıklı bir yaşam herkesin en doğal hakkıdır. Hayatın gerisinde kalmamak ve gerekli enerjiyi elde edebilmek için vitaminlere ihtiyacımız var. Ve eğer  yorgunluğa iyi gelen  vitaminleri  besinlerden yeteri kadar sağlayamıyorsak mutlaka  takviye vitamin kullanmalıyız.

İÇ Mimar Mürvet TANRIVERDİ

EVDE VEYA OFİSTE DAHA İYİ BİR GÜNLÜK YAŞAM

Ofis dediğin; ister evinin bir köşesinde olsun istersen de şehrin göbeğinde. Sen bulunduğun mimarinin ve yaşamsal tasarımın içinde kendine özel bir köşe yaratamıyorsan, zamanla üretemediğini ve verimli olamadığını fark ediyorsun.

Yaşadığın ve çalıştığın yer seni anlattığı ve günlük yaşamsal ihtiyaçlarını karşıladığı zaman sen o yere kendini ait hisseder ve o yerde üreterek çoğaltırsın.

Çalışma alanları tasarlarken markaların ve o markaların büyük patronlarının atladığı çok önemli bir detay var, o da markalarına ve ürünlerine değer katacak olan üreticilerin ve tasarımcıların günlük yaşamlarını ofislerinde nasıl geçirdikleri.

Marka kimliği odaklı bir çalışma alanı tasarlamak yerine, insan odaklı bir çalışma alanı tasarlamaları gerek. Çalışanların temel ihtiyaçları ve yaşamsal faktörleri düşünerek bir çalışma ortamı yaratmaları gerek.

Bu, ofis masanda seni anlatan bir kitaplık olur, ışığını kendin ayarlayabildiğin bir abajur olur, tam sağında sana ait bir raf olur, solunda pencere, doğal gün ışığından faydalanmak olur, ya da bir perde olur, nefes alacak bir açık alan olur, dinlecek bir koltuk olur vs vs vs… Sektöre göre insani ihtiyaçlar değişir ama insani ihtiyaçlar hep en öncelikli olmalıdır.

Mesela organize edilebilir mobilyalar ile döşense ofisler ve kullanacak kişiler kendi tarzlarına, çalışma kolaylıklarına ve ihtiyaçları olan kullanım kolaylığına göre organize etseler, kişisel çalışma alanlarını yaratsalar sence de günlük yaşamlarını geçirdikleri ofislerinde daha motive çalışmazlar mı?

Gelişen dünyada markaların ve insanların ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilebilir ekranlar tasarlıyoruz, ama günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz çalışma alanlarımız için bizi düşünen ofisler tasarlamaları konusunda birilerine neden seslenmiyoruz.

Motivasyonu düşük çünkü yanındaki kişinin aydınlattığı masası yüzünden ekranı zor görüyor. Motivasyonu düşük çünkü arkasındaki klima ense kökünü uyuşturuyor. Motivasyonu düşük çünkü nefes alamıyor. Çünkü gün ışığından faydalanamıyor… Bu uzar gider.

Eğer evlerinizde, ofislerinizde kendinize veya çalışanlara özel organize edilebilir mobilyalar, aydınlatmalar ve kişiselleştirilebilecek alanlar tasarlamayı başarırsanız çok şeyin değiştiğini de fark edersiniz.

Öncelikle çalışma alanları için çalışanları düşünen mimari yapılar desteklenmeli sonra organize edilebilir mobilyalar ile çalışan kişilerin ihtiyaçlarına göre döşenmeli.

Eğer evinizde kendiniz tasarlamak isterseniz işte size aynı aksesuar ve mobilyalar ile farklı tarzlarda tasarlanmış ilhamlık ofis alanları.

İlham almanız ve çalıştığınız ofislerde de sizi mutlu edecek ve yaşamsal ihtiyaçlarınızı karşılayacak sonuç olarak üretkenliğinizi destekleyecek ofisler tasarlamaları konusunda patronlarınızı ikna edebilmeniz dileği ile…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.