Toros ilkokulu'nda yeryüzü renginde şiirler geçidi

Sedat Memili (özel)

13 Haziran 2016 Pazartesi 09:20

TOROS’UN KANDİLLERİ: MAHMUT ÖZ – DİLEK KISAOĞLU

Kişinin bir ömür harcayarak ürettiği bir eseri görebilmesi Tanrı’nın bahşettiği bir ayrıcalıktır.

Böyle bir ayrıcalığa sahip olmak herkese nasip olmaz.

Hazreti Musa, eserinin sonucunu görememiş, Hz. İsa otuz yaşında iken çarmıha gerilmiştir. Eseri ancak 300 yıl sonra dünyada etkin olmaya başlamıştır.

Yüce peygamberimiz bu konuda ayrıcalıklı idi; daha sağlığında bütün Suudi Arabistan’ın İslamiyet’i kabul ettiğini görme ayrıcalığına ermişti.

Bilim, sanat, siyaset tarihinde de eserinin sonucunu görme ayrıcalığına eremeyen değerli kimselerin trajik öyküleri vardır.

Dante Alighieri, sadece dil birliği ile devlet kurulacağını öngörmüş ancak İtalya’nın birleştiğini görememiştir. Van Gogh, yaptığı tabloların anlaşılmasını ve zirvede olmasını görememiştir. Nikola Tesla sağlığında elde edemediği onuru, yıllar sonra elde edebilmiştir.

Bu konuya girmiş olmamın nedeni şu: Seyhan Toros İlkokulu’nda yapılan bir etkinlik için değerli insan Nedim Ali Kısaoğlu’ndan bir davet aldım. Etkinliğin sonunda sınıf öğretmeni Dilek Kısaoğlu yaptığı konuşmada; “Bu çocukların başarısını gösterdiği için Allah’ıma şükür ediyorum, ..” derken gözyaşlarını tutamadı.

O göz yaşları mutluluk gözyaşlarıydı, topluma kazandırılan insanları görme huzurunun göz yaşlarıydı. Aynı gözyaşlarını etkinliğe katılan öğrencilerin annelerinin gözlerinde gördüm. (İlginçtir, fazla baba yoktu. Çoğunluk anne idi.)

mahmut-öz--dilek-ve-nedim-ali-kisaoğlu.gif

KİTAP KENT VE ÇOCUK

Seyhan Toros İlkokulu’nda düzenlenen yıl sonu etkinlikleri kapsamında “Kitap, Kent ve Çocuk Fotoğraf Sergisi” ve Şiir Dinletisi 9 Haziran Perşembe günü okul binasında gerçekleştirildi.

Bu dünya anlayışının zihnen ve ahlaken kirletemediği Nedim Ali Kısaoğlu beni okulun bahçesinde karşıladı. Beni hemen Okul Müdürü Mahmut Öz ile tanıştırdı. Sevinçle gördüm ki Mahmut Öz, çeyrek asır önce aynı işletmede birlikte çalıştığımız bir insandı. Çok duygulandım. Daha o zamanlar, çalışkanlık ve iradesini takdir ettiğim bir kişiydi. Engin görüşlü ve yurtsever insanın bu okulda olması beni fazlasıyla duygulandırdı.

Bir not daha paylaşmak istiyorum: Ben de ilkokulun 1. Sınıfını bu okulda okumuştum. Henüz binalar yoktu. Okul barakalardan oluşmuştu. Çevresi boş bir alandı. Okulun adından başka beni o yıllara götüren hiç biz iz kalmamıştı. Yine de yıllar önce bu sıralarda oturmuş olmaktan etkilenmiştim.

TARİHİ MEKAN VE OKUMA SEVGİSİ

Güzel olan her etkinliğin içinde görmeye alışmış olduğum Portakal Çiçeği Dergisi’nin aktif yazarlarını burada da gördüm. Aytekin Gezici, Barış Avcı Ebu Zer ve daha birçokları. Mithatpaşa İlkokulu Müdürü ve ayrıca Atatürkçü Düşünce Derneği Adana Şube Başkanı İsa Kayadan bu güzel etkinliği onurlandırmıştı.

Çocuk Edebiyatı’nın usta kalemlerinden Mustafa Ökkeş Evren ile tanıştım. Çocuk hikayeleri yazan br sanatçı olarak burada bulunması saygıya değer bir davranıştı.

“Çocuk Kitap ve Kent Fotoğraf Sergisi”nin açılışını değerli yazar Mustafa Ökkeş Evren yaptı. Okul Müdürü Mahmut Öz, Öğretmen Dilek Kısaoğlu, öğretmen veli ve öğrenciler eşlik etti.

Fotoğrafları dikkatle inceledim. Çok güzel mekânlarda kitap okuyan çocuklar konusu işlenmişti. Zaten Dilek Kısaoğlu yaptığı konuşmada: “Bu fotoğraflarla hem Adana’nın tarihi mekânlarının tanıtılması hem de çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırılması amacı taşındığı” belirtti.

Fotoğrafların kamera arkasındaki sanatçılar;,.  Mehmet Selim Alkan ile Mehmet Biltekin idi.

mustafa-ökkeş-evren-açiliş-kurdelasi-keserken.gif

ÇOCUK SEVGİSİ TEK KİŞİLİK AŞKTIR.

Esas görülmeye değer en önemli ayrıntılardan biri, fotoğraf karelerinde kendi çocuklarını seyreden anneler idi. Hani bir yazımda paylaşmıştım; çocuk sevgisi tek kişilik aşktır. Öylesine gururlu ve duygu yüklü bakıyorlardı ki bu velilere adlarını sormadan edemedim. Biri Kevser Çimen, diğeri Bedia Tiring…

Atatürk Parkı’nda bulunan Küre’nin önünde kitap okuyan öğrenci Şadiye Tiring’in annesi Bedia Tiring; Kütüphanede kitap arayan çocuk Fatma Çimen ve annesi Kevser Çimen.

ŞİİRLER VE DUYGULAR GEÇİDİ

Sonra şiir dinletisi başladı. İki sevimli sunucu Balım Naz ile Umut Bağ, yaşlarından büyük bir ciddiyet ile sunumu gerçekleştirdiler.

Balım Naz ve Umut Bağ karşılıklı diyalog ile şiir sunumuna şöyle başladılar:

“Şiir duygudur. Şiir anlaşmaktır. Şiir anlamaktır. Şiir hissetmektir. Şiir paylaşmaktır. Şiir sonsuzluğa giden bir yoldur. Şiir bilmektir. Şiir hayattır. Hayatta bir şiirdir.

Amacımız, şiiri beraber anlamak, beraber anlatmak beraber hissetmek ve paylaşmaktır.

Şiirlerle yapacağımız sevgi, aşk, ayrılık ve gurbet yolculuğuna hoş geldiniz…”

Şiirlerin seçimi çok güzel ve anlamlıydı. İlk şiir, Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya” adlı şiiriydi. Dönüşümlü olarak Umut Bağ, Nehir Nazlı Özdek ve Muhammet Emin Yıldız okudular.örnek-aile.gif

ANNELER AĞLADI

Fatma Çimen Şair Ali Yüce’nin “Sakla Beni Anne” şiirini okurken:

“Sen masal söylerken anne / Mor menekşeler açıyor sesinde

Yüzünden kalkan kelebekler / Yavaşça konuyor kirpiklerime…” beytinde bazı velilerin gözlerinden yaş aktığını gördüm.

Hayrunisa Biltekin, Orhan Veli’nin “Gün Olur” şiirini seslendirdi.

Ece Irmak Girmez  “kimselere anlatamadığımız içimizde çoğalan duygularımızı Orhan Veli’nin dizlerinden dökülen Anlatamıyorum adlı şiiri ile sahnedeydi.

Ülkü Tamer’in Uyku adlı şiiriyle Naz Çağırtekin, sanki uyuyan ve yürekten konuşan bir çocuk gibiydi: “ Bana çiçek gönderme / Bir kuş ağacı gönder / Dallarında gezinsin

Kül rengi güvercinler…”

Neler kaçırıyoruz hayatımızda neler… Balım Naz, Behçet necatigil’in “Sevgilerde” adlı şiirini tanıtırken: “Bazen her şeyi bir kenara bırakıp gitmek… geride belki biraz hüzün kalır. Bir de sevdiğinin adı. Yanında götürdüğün yaşanmışlıkların acılarıdır. Bununla birlikte yaşayıp, isteyip yaşayamadığın dökülür dudaklarından. Kimi zaman bir ezgi olarak, kimi zaman bir şiir…

Aliye Ürek  “Bitmeyen işler yüzünden /  (Siz böyle olsun istemezdiniz.) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi / Kalbinizi dolduran duygular / Kalbinizde kaldı…”.

Başak Doğru, Tahsin Saraç’ın Ana Öğüdü şiirni öylesine duygulu okudu ki, tepeden tırnağa ürperdim:

“ Çiçekleri ezme yavrum / Çiçekler bir yüreğe benzer / Çiçek ezen, insan ezer.

Sakın sen kuş vurma yavrum /  En engin bir kardeşlikte /  Uçar kuşlar gökyüzünde.

Tüfekle oynama yavrum / Şakacığı bile çirkin / Bir canlıyı öldürmenin.

Gel bir çiçek ol sen yavrum / Kendi ülkenin renginde / Şu yeryüzü demetinde…”

Ve “Memleket İsterim” yaşanacak bir memleketin özlemini dizelere döken Cahit Sıtkı Tarancı’yı saygıyla anıyorum. Büşra Melek Bayandur içtenlikle okudu:

“Memleket isterim / Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;/

Kış günü herkesin evi barkı olsun.”

Ve “Bütün renkler kirleniyordu / Birinciliği beyaza verdiler…” Özdemir Asaf’ın zihinlere kazınan bu muhteşem şiiri Şadiye Tirenk okudu.

Ve Ömer Küçükköşker, seslendirilmesi için yaşından çok büyük olgunluk gereken William Shakespeare’nın “66. Sone” adlı şiirini seslendirdi.

Ve sunuculardan Umut Bağ, diğer sunucu Balım Naz Lunkaya’ya mikrofonu verdi: Bu kez seslendirilen şiir Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” adlı şiiriydi.

“Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:/ Yer yüzünde yer beğen!

Nereye dikilmek istersen, / Söyle, seni oraya dikeyim!...” dikeyim dedi ve salon coşkun alkışlarla doldu.

ELLERİNİZDEN ÖPÜLÜR…

Salonda müthiş bir ale dayanışmasının huzur veren atmosferi vardı. Dilek Kısaoğlu öğretmen, tam bir Anadolu Kadını özelliğinde bu etkinliğin onur ve sorumluluğunu ailesi ile birlikte paylaşmış. Nedim Kısaoğlu’nun derin hassasiyetini biliyorum. Şiir seçiminde parmağı var gibi hissettim. Ayrıca oğulları Furkan, slaytın başına geçmiş, bütün şiirlerin gösterimini düzenledi. Diğer oğulları Osman Tuna ise konuklarla ilgileniyordu.

Kısaoğlu ailesinin dayanışmasıyla muhteşem bir gösteri oldu.

Okul Müdürü Mahmut Öz, belli ki okulda huzur ve güvenli ortamın oluşmasını sağlamış. Tanıdığım Mahmut Öz’ün yetiştirdiği öğrenciler şanslıdır.

Gösteriden sonra Öğretmen Dilek Kısaoğlu’nun sadece 2 değil, onlarca çocuğu olduğunu gördüm. Onlara bakarken, gözlerinden dökülen sevinç gözyaşları tanıktır buna…

Ülkeme böyle öğrenciler yetiştiren öğretmenlerin elleri öpülür.

Ellerinizden öpüyorum Mahmut Öz, ellerinizden öpüyorum Dilek Kısaoğlu…

*

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.