Adana 1980'e kadar gerek ilçelerinden gerek Doğu ve Güneydoğudan tarım ve sanayi içerikli iç göçü yaşadı, 80 sonrası da terörden kaçan insanlarımız bu kenti mesken tuttu..
Çukurova'nın bereketli toprakları insana doydu, insanını doyuruyor..
Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir kısmı kent yaşamına uyum sağlayıp kendini Adana'nın bir mozaiği olarak monte ederken bir kısmı da bunun yerine varoşlarda kendi kültürüne öncelik tanımaya devam ediyor..
Cüzi miktarda da olsa içlerinde teröre yönelenleri atlamayalım.!
Adana üçüncü göç dalgasını Suriye meselesinde yaşadı.. AKP ve Davutoğlu'nun hatalı ve beceriksiz dış politikaları yüzünden bugün Türkiye'de 3 milyonu geçkin Suriyeli mülteci var.. Bunun da 200 bine yakın kısmı Adana'da barınıyor..
Kent maalesef üçüncü göç travmasını yaşamakta..
Ve, bu diğerlerinden çok farklı, çok riskli..
Sarıçam'daki çadırkent mülteci kampı Suriyelilerin yüzde 10'unu bile barındırmıyor..
Kalanı, Seyhan ilçesi ağırlıklı olmak üzere kente dağılmış, hatta kendi varoşlarını dahi oluşturmuş durumda..
Bilhassa Kocavezir İş Merkezi civarında yarattıkları yerleşke ile kendi dünyalarını kuran mülteciler Adana'nın etnik, mezhepsel ve sosyoekonomik dengelerini derinden sarstı..
Kamuoyundaki tesbit şu;
AKP iktidarı Suriyelilere birinci sınıf vatandaş (TC kimliği taşımamalarına rağmen) muamelesi gösteriyor.. Kayıtsız kuyutsuz, vergisiz, iktidardan torpilli hayat, ülkesine sorumluluğun yerine getiren TC vatandaşlarını öfkelendiriyor.. Buna bir de şımarıklıkları eklenince çekilmez hale geldiler..
Mesele salt din kardeşi ve ümmet bazında bakanlar yanılır..
En azından Türk misafirperverliği hikayesine sarılanlar geleceğin büyük tehlikesini göremiyor, görmek istemiyor.. Çünkü Suriye konusunda politikalar yazboz misali günü kurtarma çerçevesinde yürütülüyor..
Bir kenara not edelim..
Adanalı aşını ekmeğini paylaşır; ama vatanını asla.. Gelene kucak açar, bununla birlikte kemiğini de kemirtmez..
Adana'mız patlamaya hazır barut fıçısından farksız..
AKP iktidarının gücünü arkasında hissedip çapulculuğa soyunan bir kısım Suriyelinin bu konuda ciddi biçimde uyarılması kaçınılmaz.. Bunu devletin Valisi ve Emniyet Müdürü ya da ilgilisi her kimse o üstlenmeli..
Devlet kendi öz vatandaşını ve değerlerini korumalı; Suriyeliler'e de henüz misafir olduklarını fısıldamalı..
Bir başka nokta;
Belirtmekte fayda var ki, kentteki Suriyeli krizi salt polisiye önlemlerle çözülebilecek bir sorun olmayı çoktan aştı.. Mülteci göçü alan illere verilen JİKA kredisinden tüm çevre iller faydalanırken Adana Büyükşehir Belediyesi'nin talebi halen askıda.. Yetmesine yetmez de maksat çorbada tuz olsun..
Ankara'nın yerel iktidarların başına bela ettiği bu sorun için kaynak aktarması, en az sosyal patlamaların önüne geçilmesi kadar elzem.. Önlemler zincirinin bir başka halkası..
Yanlış dış politikaların faturası yerel yönetimlere ödetilmeye, onların omuzuna yıkılmaya çalışılması iktidarı günahlarından kurtarmaz..
Yılların tecrübesinden kaynaklı gözlem ve tesbitlerimi ilettim.. Tehlikeye önceden işaret etmenin huzuru içerisindeyim..
Kentin sorumluları da aynı huzuru hissetmelidir..