AVRUPA’NIN ORTAK ESERİ: SREBRENİTSA KATLİAMI
SREBRENİTSA, AB’NİN TÜRKLERE YANITIDIR
Srebrenitsa Katliamı, Gümrük Birliğine girişi zafer olarak
kutlayan ufuksuzlar nedeniyle yeterince görülmemiştir.
Havai Fişek ışıkları zafer sarhoşlarının gözlerini kör etmiştir.
MLADİÇ: TÜRK KANLARINI SIRPLARA ARMAĞAN EDİYORUM
Adana Medya Gazetesi’nin ofisine ilk gittiğimde girişte “Adanalılık Ruhunu” yansıtan fotoğraflar ilgimi çekmişti. Daha sonra ofisi ziyarete gelen her konuk bu resimler önünde fotoğraf çektirmeyi adet edindi.
Daha sonra Taner Talaş’ın odasında gördüğüm bir fotoğraf ile tepeden tırnağa ürperdim.
Bir nizam içerisinde dizilmiş sıra sıra tabutlar. Bir depoda, sanki kendiliğinden sıraya dizilmiş gibi duran bu tabutların her birinin bir destanı örttüğünü hissettim. Bu kadar tabutu hiç yan yana görmemiştim. Hepsi ayrı bir duygu, ayrı masal ve ayrı bir öykü gibi duruyorlardı. Taner Bey’e: “Bu nedir?” diye sorduğumda:
“Bosna’ya gitmiştim, Srebrenitsa Katliamı’ndan geriye kalan küçücük parçalarından biri” dedi.
Hatırlayanınız var mı? Bundan 21 yıl önce 12 Temmuz 1995’te Avrupa’nın ortasında insanlar dünyanın gözü önünde katledildiler.

AVRUPA’DA HER MÜSLÜMAN TÜRK’TÜR…
Balkanlarda Türklerin tasfiyesinin son aşamaya geldiği dönemlerdi. Balkanlarda bir milyondan fazla Türk asimilasyona direnmek için yerinden yurdundan oldu ve akın akın Türkiye’ye göç etti.
1990’lı yıllardan sonra adına kısaca SSCB denilen (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) dağılmış bu siyasal rüzgar Yugoslavya’yı da etkisi altına almıştı. Yugoslavya’da federe devlet olan Bosna – Hersek, Avrupa’da Türk kökenli tek devletti.
“Türk” dedim, çünkü Avrupa literatüründe, Müslümanların tamamına “Türk” denir. Haçlı Seferleri’nden kalma bir anlayış bu güne kadar böyle gelmiştir.


TÜRKLER ORTA ASYA’YA…
Bosna’nın başında Aliya İzetbegoviç vardı. İslam’ı kendine has yorumlama konusunda ün yapmış olan İzetbegoviç, “İslami Devlet kurma” düşüncesinden dolayı yıllarca hapis yatmıştır. (Ayrıca Atatürk karşıtı tezleri de bulunan İzetbegoviç’in bu özelliği Türk kamuoyundan gizlenmiştir.)
Avrupa’nın binlerce yıllık temel zihniyeti, Müslümanları geldikleri yer olan Suudi Arabistan’a, Türkleri’de Orta Asya steplerine gönderme üzerine kurulmuştur.


Burada baştan aşağı Srebrenitsa’da neler olduğunu detayı ile anlatmayacağım ama hafızalarınızda tazelensin diye kaba çizgileri ile söz edeceğim.
02 Nisan 1992 - Yugoslavya’nın 1992 yılında çöküşü üzerine Sırplar, Bosna’da başlattıkları soykırımla doğuya doğru hızla ilerledi ve nüfusunun %75’i Müslüman olan 36.000 nüfuslu Srebrenitsa’yı ele geçirdi. Birkaç ay sonra Boşnaklar kasabayı geri aldı.
Ocak – Mart /1993 – Srebrenitsa ve Zepa, Sırpların elindeki bölgenin olukça içlerinde düşman birlikler tarafından kuşatılmış bölgeler haline geldi. Çevre bölgelerden kaçan Boşnakların göçü sonucu Srebrenitsa’nın nüfusu 60.000’e çıktı. Su, gıda ve tıbbi malzeme kıtlığı başladı.
4 Nisan 1993 – Bu arada Birleşmiş Milletler boş durmadı. İleride yapılması muhtemel soykırıma karşı yasal koşulları hazırladı. Srebrenitsa ve Zeba kuşatma altında, insanlar açlıktan, ilaçsızlıktan ölüyor ama Birleşmiş Milletler bu bölgeyi “Güvenli Bölge” olarak ilan ediyordu. BM barış gücü bu bölgeye asker sevk etti ve Sırp saldırıları geçici olarak durdu. Ancak Sırp kuşatması devam etti. Sonraki 2 yıl içerisinde çok az insani yardım malzemesinin bu bölgeye girmesine izin verildi. Bu arada Bosna Müslümanlarının elindeki silahlar güvenlik gerekçesiyle BM Barış gücü askerleri tarafından toplanmıştı.
Yardım malzemeleri arasında tuz olmamasına özellikle dikkat ediliyordu. Kuşatma güçleri BM Askerlerinin zımni destekleri ile Srebrenitsa ve Zeba’ya tuz girmesini önlediler. Kuşatma altındaki insanlar, kökleri kurumuş yapraklar gibi güçsüzlükten ölmeye başlamışlardı.
9 Temmuz 1995 - Sırplar kasabayı ele geçirmek için ''Krivaya 95'' operasyonunu başlattı. Srebrenitsa'yı kuşatan Sırplar, BM barış gücündeki Hollanda askerlerinin gözetleme mevzilerine saldırdı ve 30 kadar Hollanda askerini rehin aldı. General Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenitsa'ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında Müslümanların toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru, sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi.
(Bu arada Hollandalı Komutan Yarbay Thom Karremans’ın kendisini esir alındığını söylediği Sırp general ile daha önce birlikte içki içip eğlendiği görüntüleri yayınlandı. Katliamdan hemen sonra 21 Temmuz’da da Bosna’da ayrılırken, Sırp General’e el sallayarak gülümsediği görüldü. Bu davranışlarından dolay savaş suçlusu gibi göründüyse de ceza almadığı gibi Hollanda Hükümeti tarafından Yarbaylıktan Albaylığa terfi ettirilerek ödüllendirildi.)
10 Temmuz 1995 - Sırp ordusu Srebrenitsa'ya top ateşine başladı. Sırp ordusu kasabaya bombardımana yeniden başlayacağı ve rehin Hollanda askerlerini öldüreceği tehdidinde bulundu. Hollanda güçleri Sırplara, sabaha kadar geri çekilmezlerle NATO'nun hava saldırısı düzenleyeceği tehdidinde bulundu. 11 Temmuz 1995'te NATO savaş uçakları Srebrenitsa etrafındaki Sırp tanklarını bombaladı. BM yalnızca iki F16'yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi.
BM Barış Gücü Komutanı askerleriyle birlikte bir gece yarısı kentten ayrıldı ve ellerinden silahları alınmış Türkleri Sırp kasaplarının vicdanına terk etti.

AVRUPA HAZIRLADI SIRPLAR KATLETTİ
11 Temmuz 1995 - Ratko Mladiç komutasındaki VRS (Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu) birlikleri Srebrenitsa’ya girdi. Ratko Mladiç komutasındaki VRS birlikleri Srebrenitsa’ya girerken Mladiç kameralara şunları diyordu: “Bugün 11 Temmuz 1995. Sırplar için kutsal bir günün yıl dönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa'dayız. Bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlı’ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Türklerden öç alma vakti gelmiştir.” Tam 10.000 kişiyi esir alan askeri grup Mladiç'in emriyle esirleri öldürmeye başladı. 5 gün süren katliamda 8.372 kişi öldürüldü.
Sırp askerler cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak sayıları 64'ü bulan toplu mezarlara gömdüler. Öldürülen 8.372 kişiden 3 bininin cesedi hala bulunamamıştır.
KATİLİ OLMAYAN KATLİAM
Lahey Adalet Divanı katliamı soykırım olarak kabul etti. Saldırının baş sorumlusu General Ratko Mladiç, Sırbistan İstihbarat Teşkilatı tarafından 2011 yılında yakalandı.
Ölümlerden doğrudan sorumlu olduğu suçlamasıyla karşı karşıya olan Ratko Mladiç halen Lahey'deki Uluslararası Eski Yugoslavya Savaş Suçları Özel Mahkemesi'nde yargılanıyor.
Lahey'deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Bosna Savaşı sırasında 11 ayrı suçtan yargılanan Sırp lider Radovan Karaciç'in Srebrenitsa'da işlenen soykırımdan suçlu bulundu. 11 ayrı suçla yargılanan Karaciç, toplam 10 suçtan hüküm giydi, 40 yıl hapis cezasına çarptırdı.

ŞİMDİ SORULAR:
Soru 1 -Avrupa’nın ortasında 250.000 insanın göz göre göre katledilmesi, Lahey Adalet Divanı’nca Soykırım olarak nitelenmesine karşın, bir millet soykırımcı olmuyor da birkaç kişi suçlu oluyor.
İşte Avrupa’nın Türklere ve Müslümanlara bakışındaki adalet anlayışı budur. Ufuksuz ve kör gözler hala Avrupa’nın bir Hıristiyan birliği olduğunu kavrayamadılar. Veya kavramak istemiyorlar.
Soru 2 – Avrupa’da Türklere karşı bu soykırım yapılırken Türkiye ne yapıyordu?
Başbakan Tansu Çiller ve Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı Murat Karayalçın, Avrupa’nın boynumuza taktığı bir nevi gümrük kapitülasyonu olan “Gümrük Birliği”ne giriş kutlamaları yapıyordu.
Sevinçten havaya fırlatılan havai fişeklerin göz kamaştıran ışıkları bu katliamı yeterince görmelerini engelliyordu. Halkımızın bir kısmı, davul zurna ile Gümrük Birliği’ni kutlarken, diğerlerinin az bir kısmı, Bosna’da yıkılan camileri tamir etmeye gidiyordu.
YA ŞİMDİ?
Bosna’da yokuz. Yanılıyorsun varız diyenlere yanıtım: Almanlara bağlı küçük bir alt birim olarak oradayız. Almanların haberi olmadan askeri bir kamyonun marşına bile basamayız.
İsterseniz araştırın.
*
Şimdi Taner Talaş’ın çekip duvarına astığı o fotoğrafa her baktığımda Sırpların Türk nefreti altında Müslümanları katletmesi ile aynı tarihlerde Gümrük Birliğine girilmesiyle Türk Sanayici ve Çiftçisinin katledilişini birlikte görüyorum.