Polis teşkilatı veya Genelkurmay teşkilatı,
Hiç fark etmez,
Her ikisi de, bizim göz bebeğimizdir.
Bunun başkada izahı olmaz ve olamaz.
Neden mi?
Çünkü onlar biziz,
Biz de onlardır.
Tıpkı et ve tırnak misali.
Huzurun, güvenin ve demokrasinin güvencesidir onlar.
Onlar olmazsa;
Ne huzur, ne güven ve dolayısıyla ne de demokrasi olmazda onun için.
Polis Haftası nedeniyle düzenlenen şiir yarışmasında, birinci olan lise ikinci sınıf öğrencisi Şaziyenur Erdoğan’a, yarışmada birinci olduğu bildiriliyor.
Çokta onurlanıyor Şaziyenur.
Neden mi?
Çünkü Polis amcalarını, yazmış olduğu şiirinde en iyi şekilde ifade ettiği için haklı olarak onurlanıyor.
Ancaaak… Gelin görün ki iş ödül almaya gelince, birinci geldiği haberini aldığında ne kadar onurlandı ve gururlandı ise,
Ödül alma noktasında da o kadar üzülüp perişan oluyor.
İddiaya göre, Emniyet Müdürümüz Sayın Mehmet Salih Kesmez’in talimatıyla, bu kızımız başörtülü olduğundan, platforma çıkıp ödül alması engellenmiş.
İddia doğruysa;
Neden müdürüm?
Kıyamet mi kopardı bu kızımız başörtüsüyle ödül alsaydı?
Bu kızımızın Polis teşkilatımıza olan hayranlığının sonucunda, böylesi bir muameleye tabi tutulması karşısında, hayallerinin yıkılacağı acaba hiç tahmin edilmedi mi?
Bu ülkenin milli birlik ve beraberliğine dinamit koyanların dahi itibar görmeye başladığı bir ortamda, sırf örtüsü nedeniyle kızlarımızın hor görülmesinin mantığını hala anlayamıyorum.
Bu farkında olmadan bir ötekileştirmektir.
Bu farkında olmadan ikinci sınıf insan muamelesine tabi tutulmaktır.
Bu her şeyden önce verensel insan hak ve hürriyetle bağdaşmayan bir davranıştır.
Şehit olan polislerimizi bilirim; eşleri başörtülü, kızları başörtülü.
Peki, ne yapacağız bu kardeşlerimizi?
Bu kardeşlerimiz bizlerin gözbebeğidir.
Çünkü onların babaları;
Bu vatan için,
Bu millet için,
Bu bayrak için,
Canlarını ve kanlarını gözlerini kırpmadan vermişlerdir.
Üniversitelere bile artık alınan bu kızlarımızın uğradığı bu haksızlık, artık bir son bulmalıdır.
Bu eylemler toplumsal barışa hizmet etmez, aksine huzursuzluğun ve güvensizliğin kaynağı olmaya devam eder.
Sonuç olarak, dedim ya;
Siz sevseniz de, sevmeseniz de, biz sizi seviyoruz Sayın Müdürüm.