BDP’li Aysel Tuğluk Diyarbakır’da yaptığı açıklamada, “Çok kötü şeyler olacak” demiş.
Ve devam etmiş;
“Suriye gibide olabilir, Mısır gibi de olabilir. Orasını bilemem ama çok kötü şeyler olacak” diyor.
Aslında o kötü şeylerin olmasını bu zat ve bu zaat gibi zihniyetler zaten istiyorlar.
Kastamonu il sınırları içerisinde meydana gelen olay, sıradan bir terör hareketi değildir.
O olay, son derece organize edilmiş bir eylemdir.
Yoksa failleri çoktan yakalanırdı.
Seçmen zemini elinden kayan BDP’lilerin, bu olayın tetiklenmesinde katkısı yok mu?
Diyelim ki yok
Peki Aysel hanım neye dayanarak ifade ediyor o “Çok kötü şeyler olacak” sözleri.
Bu iş PKK ve onun siyasi kanadı BDP’nin ötesinde, içeride ve dışarıda uçları olan bir iştir.
Aysel Tuğluk aslında o sözleri ifade ederken, BDP’nin gerçek niyetini de ortaya koymuş olmuyor mu?
“Devlet demokrasi getirmezse, biz demokrasimizi kurarız” diyen BDP’nin gerçek niyeti de toplumsal isyanın çıkması değil mi?
Eskorta yapılan saldırıdaki güvenlik zafiyeti ise ayrı bir konu.
Eskortların görevi bilindiği gibi yolu trafiğe açmaktır.
Peki, bu konvoyun güvenlik tedbirleri gerek karadan ve gerekse havadan neden alınmadı?
Bu da ayrı bir soru işareti.
Ancak bunun ötesinde, asıl sorun BDP’nin kamuoyuna ifade ettiği görüşleridir.
Mecliste gurubu olmayan siyasi partilerin tereddütlerine bakın;
Demokrat Parti, HAS Parti, Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi, topraklarımızın, ayağımızın altından kayıp gittiğine dikkat çekiyorlar.
Bunlar son derece önem arz eden iddialardır.
Amerika’nın, geçmişte dünyanın gündemine getirmiş olduğu Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesiyle ilgili haritaya ve bunun yanında son bir yıl içerisindeki bu ülkelerde çıkan iç isyanlara baktığımızda, bu dört partimizin iddiaları görmezlikten gelinebilinir mi?
Üstüne üstlük Aysel Tuğluk’un resmen bir toplumsal isyanı işaret eden sözlerinden sonra.
Evet, bu coğrafyada ve bu coğrafyanın mihenk taşı olan Türkiye sınırlarının hedef alındığı artık gözden kaçırılmamalıdır.
Son 10 yıl içerisinde özellikle Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güney Anadolu bölgesini kendilerine mekan tutan Misyonerler boş durmuyor.
Ve sürekli etnik yaraları kaşıyan bu ajanlar, ne yazık ki batınında bastırmasıyla demokrasi sevdası uğruna, ülkenin tam bir çıkmazın içerisine girmesinin kapılarını aralamış bulunmaktadırlar.
Batının ve BDP’nin amacı, demokratik zeminde siyasetin yapılmasını sağlamak değil, tam tersine ülkeyi bir kaosun içerisine çekmektir.
Böylesine bir atmosferde siyasilerin taht kavgasını adeta kamplaştırırcasına, işi sertleştirmeleri kamuoyunu tedirgin etmektedir.
Sonuç olarak, Kastamonu’da meydana gelen olay ve Aysel Tuğluk’un ifadeleri de tesadüfü olmayıp, bir planın parçası olduğu artık göz ardı edilmemelidir.