Cumartesi günü Akdeniz televizyonunda gazete patronlarının da katıldığı bir program yapılmış ve dolayısıyla Fedai Bülbül isimli okurumuzda programa katılan gazete patronlarının yanında, programı yöneten Yüksel Evsen’le ilgili de eleştiri hakkını kullanarak, bir yorum yapmış.
Öncelikle bu programın yapılmasına bizim Ç. Merhaba Gazetesi’nin sahibi olan Zeki Kızılkaya’nın, gazete patronlarına ve televizyonların genel yayın yönetmenlerine çekmiş olduğu şu mesaj temel dayanak olmuştur.
Mesaj şu;
“İlanlar yaygın basına, haberler ise yerel gazetelere”
Zeki Kızılkaya’nın bu teşhisi doğru.
Yıllardır bunun mücadelesini veren arkadaşımız her zaman yalnız kaldı.
Öteden beri Adana’da ki güçlü şirketler ve il dışındaki şirketler, ilanları yaygın basına verirler, haberleri ise sanki yayınlama mecburiyeti varmış gibi yerel gazetelere gönderirler.
Bu her şeyden önce ahlaki de değil.
Haziran ayının 12’nde yapılacak genel seçimler öncesi, siyasi partiler ve o partilerin milletvekilleri adayları da aynı yolu izleyerek, haberleri hemen her gün yerel gazetelere gönderiyorlar, ilanları ise yaygın basına veriyorlar.
Peki bu doğrumu?
Külliyen yanlış.
Arkadaşlarımız haklı olarak doğru bir teşhiste bulunmuşlar.
Ancak, haklıyken haksız duruma düşmek diye bir tabir var ya, işte bizim gazeteci arkadaşlarımızda aynen bu duruma düşüyorlar.
Her şeyden önce bu gazeteler ve televizyon kanallarının sahibinin halk olduğu unutuluyor ve kendi şahsi mallarıymış gibi davranıyor bazı arkadaşlarımız.
Öyle olmasa programda gelen mesaja tepki duyulur mu?
Hani bu kuruluşların sahibi halk tı?
Fedai Bülbül isimli okurumun, o günkü programa yönelik eleştirisinden bir örnek vermek istiyorum.
Programa mesaj göndererek katkı yapmak isteyen bir vatandaşın mesajının okutulmaması istenmiş.
Neden beğenilmemiş.
Siz ister beğenin, ister beğenmeyin, gelen o mesajı hem de saygı duyarak okumak zorundasınız.
Aksi takdirde siz her gün patlıcan oturtma ve kuru fasulye tarifi verirsiniz, ondan sonra da havanızı alarak yolunuza devam edersiniz, ama sonrada bir bakarsınız arkanızda tek bir kişi yok.
Peki, Basın yayın kuruluşlarının bu duruma düşmesinin sebebi nedir?
Gelin öncelikle bunu masaya yatırın ve Adana’da ilkeli olan çıkış yolunu bulun.
İsim önemli değil, bir gazeteci diğer gazeteci arkadaşına iftira ederek, yalanla dolanla bu işi yapmaya çalışıyorsa, bu mesleğin elbette itibarı olmaz.
Bu gün bu anlamsız ve sığ olan çekişmelere sık sık şahit oluyoruz.
Oysa gazeteci her zaman söylediğim gibi;
İlkelidir,
Dürüsttür,
Seviyelidir,
Özü sözü bir olandır,
Ama her şeyden önce evrensel kurallara saygı gösterendir.
Kusura bakmayın, hiç kimse, durup dururken ilan vermez.
Nice bürokratlara, nice okul müdürlerine, nice başhekimlere şantaj yapan seviyesizleri gördük yıllar içerisinde ve utandık.
Doğru, bu iş çığırından çıkmak üzere, ama çığırından çıkmaması için yapılacak öncelikli iş, gazeteciler cemiyeti çatısı altında samimi ve dürüst gazete ve TV sahiplerinin bir araya gelerek, ortak bir yol bulmalarıyla olur diyorum.