Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın, BDP’nin ilan ettiği özerklik konusunda nasıl bir yol haritası izleyecek bilemiyoruz, ama bu gün bilinen bir gerçek var ki, BDP’lilerin bu sevdalarından vazgeçmeye pekte niyetli değil.
14 Temmuz’da ilan edilen özerkliğin ardından bu gün 6 gün geçti.
İktidar kanadından ilan edilen bu densizlikle ilgili ciddi bir adımın atılmaması karşısında, önceki gün BDP’li Emine Ayna, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyarak bakın özerklik konusunda nasıl bir açıklama yaptı;
“Biz artık talep etmiyoruz,
İstediğimizi yapıyoruz.
Özerklik ilan ettik.
Size bizi tanımak düşer”
Bu bal gibi bir meydan okumadır.
Devlet bu meydan okuma karşısında aciz değildir ve bu meydan okumanın hoş görülecek tarafı da yoktur.
Yoksa;
Kuzey Irak’ta ki sürece benzer bir süreci mi yaşayacağız ülkemizde?
Hatırlanacağı üzere Kuzey Irak konusunda, Türkiye’yi yönetenler anlamsız bir hoşgörü içerisinde, “Yanı başımızda bir Kürt Devleti’nin kurulmasına seyirci kalamayız” demişlerdi, ama gelinen sonda, bal gibi de bir devlet kurulduğuna şahit olduk.
Şimdi Kuzey Irak’taki sürecin bir benzeri sınırlarımız içerisinde adım adım mesafe alıyor ve dün olduğu gibi bu gün yine aynı rehavet içerisinde anlamsız bir hoşgörüyü gösteriyoruz.
29 Mart yerel yönetim seçimlerinden sonra, sonuçların açıklanmasının hemen akabinde BDP’li milletvekilleri yaptıklar açıklamada, hatırlanacağı üzere;
“Sınırlarımız artık belli olmaya başlandı” demişlerdi.
Bu gelişmeleri üst üste koyduğunuzda, BDP’lilerin özerklik ilanının gerçekten bölge halkına daha iyi hizmet vermek için yerinden yönetimden yana samimi bir çaba gösterdiklerini mi sanıyorsunuz?
Bu girişim gerçekten bölge halkının ekonomik ve sosyal yaşam itibariyle yeni haklar kazanmasına yönelik olsaydı, dün olduğu gibi bu gün PKK’lıların bölgede ekonomik yatırım yapan devletin ve özel sektörün iş makinelerini yakıp sorun çıkartırlar mıydı?.
Ne PKK ve ne de BDP, bölgede devletin ve özel sektörün ekonomik kalkınma için yatırım yapmalarını istememektedirler.
Bunların böyle bir derdi yok.
Bunların tek derdi; bölgede ki sıkıntıların daha da artması ve halkın ekonomik ve sosyal sıkıntı sebebiyle devletine karşı baş kaldırmasıdır.
Bunun böyle olduğunu geçen dönem mecliste BDP’lilerin bölgeleri için, iktidardan bu yönde tek taleplerinin olmadığını görmeniz yeterlidir.
Özerklik konusunda dikkat çeken bir gelişme de oldu.
BDP listesinden milletvekili olan Ahmet Tan ve Şerafettin elçi Özerklik ilanının yanlış olduğunu, TBMM’sinde görüşülmeden ve anayasa’da yer almadan özerkliğin ilan edilmesinin sakıncalarını ifade ederek metne imza atmadılar.
Bu önemli bir gelişme,
Bu aklıselim bir görüş.
Ancak Ahmet Tan ve Şerafettin Elçi’nin bu uyarılarına rağmen, işi hafife almak büyük hata olur.
Çünkü dün önemsenmeyip önü kesilmeyen PKK bu gün nasıl milletin midesini bulandırıyorsa
PKK’nın siyasi uzantısı olan BDP’lilerin de ilan ettikleri özerklik safsatası da, yarın önü alınamayan boyutlara ulaşırsa hiç şaşmayın.
Tek dayanakları vurucu güç olan PKK’yla üstü örtülü olarak gözdağı veren BDP’liler, ilan ettikleri özerklik sevdalarının sürecini devam ettiriyorlar
İşte yarında Bingöl’de konuyu masaya yatırarak, süreçle ilgili atacakları adımların kararını almaya çalışacaklar.
Devletin bu başkaldırı karşısında, ülkeyi gelecekte fiilen parçalanma sürecine taşıyacak olan bu zihniyet sebebiyle, gerekli önlemleri derhal almalıdır diyorum..