Genelkurmay başkanı ve iki 2 kuvvet komutanın istifaları değerlendirilirken, iktidar ve muhalefetin değerlendirmeleri ile, iktidar yanlısı basının ve muhalif olan basının değerlendirmelerine baktığımız zaman,. taban tabana zıt olan görüşlerin dışında x vatandaş başka bir görüşü bulamamaktadır.
Kamuoyunu, dolayısıyla toplumu da şekillendiren bu taban tabana zıt olan iki görüş olmaktadır.
Oysa Türkiye’de darbelerin millet açısından getirisinin ve götürüsün, diğer bir ifadeyle faturasının neler olduğunu çok iyi algılamak gerekir.
Türkiye Cumhuriyetinde yapılan ilk darbe bilindiği gibi 27 Mayıs ihtilali’dir.
37 Düşük rütbeli subayın planları ile icra edilen bu darbe yapıldığında, Rahmetli Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamının dışında neler oldu?
Öncelikle bunları çok iyi bilmek lazım.
İşte insan mantığını yok sayan, toplumsal kabulü yok sayan 1960 darbesinde yapılanlar;
Kritik mevzileri ele geçiren subaylar, ellerindeki güçle her şeyden önce ordudaki komuta kademesini etkisiz hale getirdiler.
Daha sonra Cumhurbaşkanı ve hükümet üyelerini tutukladılar.
235 General ve 3500 civarında Subay (yarbay ve binbaşı) emekliye sevk ettiler,.
1402 Üniversite öğretim görevlisi görevden alındı.
Bazı üniversiteler kapatıldı
520 Hakim ve Yargıç görevden alınarak, yargı tamamen kontrol altına alındı
Ve bu manzaraya dayanamayan o dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun ise istifa etti.
Rüştü Erdelhun, istifasının gerekçesinde ise, aslında bu güne ders olacak bakın nasıl tarihi bir görüşü beyan ediyor:
“Askerler siyasete karışmamalıdır”
Diyor.
“Vay bu görüşü söyleyen sen misin?” diyen zihniye, Rüştü Erdelhun paşa hakkında idam talebiyle dava açıyor.
Yapılan duruşmalardan sonra ömür boyu hapse mahkum oluyor ve bu ceza Celal Bayar tarafından affediliyor.
27 Mayıs darbesinin faturasına şimdi değerlendirelim;
Dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam ediliyor.
Genelkurmay başkanı darbeye karşı çıktığı ve askerin siyasete karışmaması gerektiğini savunduğu için soluğu idam talebiyle cezaevinde alıyor,
4 Bine yakın subay görevden alınıyor.
Üniversiteler kapatılıyor ve yargı kontrol altına alınıyor.
Sonuç?
Ekonomik ve sosyal hayat felç edilirken, bir korku imparatorluğu oluşturularak ülke en az 50 yıl geriye götürülüyor.
Bu tablo ortadayken, yakın bir zamanda Türkiye genelinde düzenlenen Cumhuriyet mitinglerinde orduyu hala siyasetin önünün kesilmesi için göreve davet etmek 1960 zihniyetinin devamı istemektir.
Böyle bir tablokarşısında;
Komutanların istifa etmesi doğru mu?
İstifa edince ne olacaktı?
Yer yerinden oynayıp bir kaos mu çıkacaktı?
İlk saatlerde ne yazık ki böyle bir gelişmeden medet umanlarda olmadı değil
Ama devlette devamlılığın esas olduğunu da unutmamak gerek.
Sonuç olarak hukuk sürecindeki bir vakıa için, iktidarla pazarlığa girmek yanlış bir gelişmeydi.
İktidarın peki yanlışları yokmu?
Saymakla bitmez.
Ancak yanlışlarla mücadele etmek başka, görevi bırakıp çekip gitmek başka