Hukuk devleti olmanın tek bir şartı vardır;
Hukuk devleti olmanın kavramlarına tavizsiz bir şekilde uymaktır.
Hukuk kavramlarının uygulanmadığı yerde ne demokrasi, ne hak ve ne de hukuktan bahsedemezsiniz.
Hukukun uygulandığı yerlerde ise, insanlığı hayran bırakacak kararların verildiğini görürüz.
Tıpkı İngiltere de uygulanan hukuk gibi.
Bu tanımın ardından, Adana ölçeğindeki gelişmelere baktığımız zaman bir komedinin ilginç bir şekilde sahneye konduğunu görürüz.
Pazar günü Seyhan Belediyesi güya Bülent Özülkü’nün kaçak olan yerlerini yıkmış.
Yanlış anlamayın, 10 kata ruhsat alıp 24 kat yaptırdığı o meşhur kaçak gökdelen değil, gökdelenin yanında bulunan devletin yolunun üzerine yaptırdığı iki uyduruk kafeterya ile yine kaçak olarak yapılan çamaşırhane yıkıldı.
Ancak hastane acilinin önünde yine devletin yoluna yapılan yer için en küçük bir girişim olmadı.
Şimdi ister istemez bu göz boyama operasyonuyla ilgili akıllarda bir soru işareti beliriyor;
Neden şimdi?
Seyhan Belediyesi bu güne kadar burayla ilgili neden bir işlem yapmadı da şimdi yapıyor?
Çünkü bu gün buraların yakılmasını iddialara göre Bülent Özülkü istiyor.
Peki neden?
Nedeni şu;
Yeni faaliyete geçen Dünya Göz Merkezi’nin sağının ve solunun mezbelelik arz eden görüntülerden temizlenmesi için.
Haydi diyelim ki vatandaş buna inandı,
Ya basın.
Basın mensupları inandı mı?
Hukuk devleti olmanın kavramları tavizsiz bir şekilde uygulansaydı, ne o barakalar yapılabilirdi ve ne de Üniversal hastanesini hormonlaştırarak fazladan çıkan 14 kaçak yapı bu gün yerinde olurdu.
Kentin fiziki görüntüsünden sorumlu olan yerel yönetimler yıllardır bu konuda sessiz kalırken, elbette hukuk devletinin kavramlarından da söz edilemezdi
Ben şahsen fazladan yapılan 14 katın yıkılmasına da karşıyım.
Bu baştan önlenmeliydi.
Madem ki baştan önlenmedi, şimdi bir milli servet olan bu yapının yıkılmasındansa, mülkün sahibi olan Bülent Özülkü kaçak olan 14 kat yapı için, değerinin en az yüzde 50’si kadar devlete ceza ödeyerek sorun halledilmeli ve kaçak olmaktan da bu bina kurtarılmalıdır.
Yoksa sorunu çözmek için garibanın yerini iç etmek için oyunlar oynamak, ne hukukla izah edilebilinir ve ne de hakkaniyet ölçüsüne sığar.
Gelin birilerinin ikbali için vatandaşın malını elinden almak yerine, acı da olsa Şeriatın gereğini yapın diyorum..