Toplumsal yaşamın merkezi olan kentler, ortaya koydukları performanslarla orantılı olarak piyasa ekonomisini ve şehirleşmeyi ya özlenen bir konuma getirmişlerdir, veya kenti sürekli geriye götürmüşlerdir.
Bu gün şanslı illerimizden olan; Ankara, İstanbul, Bursa, İzmir, Kocaeli, Konya, Kayseri ve hatta Gaziantep’in, bu günkü konuma gelmelerini irdelediğimiz zaman ortaya iki unsur çıkar.
Ankara, İstanbul, Kocaeli, Bursa gibi iller konumları gereği merkezi hükümetin sürekli desteğini alarak fiziki görünümü yanında ekonomisini sürekli geliştiren iller olurken, bu illerimizin dışında kalan illerin fiziki ve ekonomik olarak gelişmesinin sır perdesi ise, kent önderleriyle siyasilerin parti ayrımı yapmaksızın kentlerinin geleceği için birlikte hareket etmeleri etkili olmuştur.
Bu gün idrak ettiğimiz mübarek Ramazan ayına aşırı sıcaklarında eklenmesiyle, Adanalının bir kısmının yaylalarda ve denizlerde olduğunu, kalanların ise akşam saatlerinden sonra dışarı çıkmadığını söylüyor sevgili Taner Talaş kardeşim
Adanalı akşam dışarı çıkmaz ise ne olur?
Hayat durur.
Nihayet Adana’da ekonomik ve sosyal hayatında durduğunu söylüyor sevgili Taner.
Bırakın alışverişleri, sazın şu sıcak günleri için kıştan hazırlıklar yapan pasta ve dondurma işletmeleri bile hüsrana uğrar.
Peki, bunun sebebi ne?
Aslında Taner Talaş bunun sebebini ‘Adanalı Dışarı…!’ başlıklı köşe yazısının ilk paragrafında vermiş.
Taner Talaş diyor ki;
“Adana, Türkiye sathında yaşanan sorunlardan bağımsız olarak, kendine has; siyasi, idari, ekonomik ve kültürel sorunları bünyesinde barındıran cins bir ilimizdir”
Aynen katılıyorum
Adana öylesine cins bir il ki, bu cinsliği çözene aşk olsun.
Çok partili siyasete geçtiğimiz 1950’lerden bu yana diğer illerin aksine, Adananın geleceği için siyasi partilerin milletvekilleri bir araya gelip, gerek kentin yapılandırılması için ve gerekse alt yapı olarak, Türkiye’nin en şanslı konumuna sahip olmamıza rağmen ekonomik olarak, ileri gitmesi için ortak hareket edilememiş, tam tersine geriye doğru gitmesi için ne gerekiyorsa onu yapmışlar.
Anlayacağınız bu kentin, bu konumda olmasının baş sorumlusu bu güne kadar bir araya gelemeyen siyasi partilerin milletvekilleridir.
Seçim öncesi bu dönem farklı olacağını söyleyen vekiller, bu dönemde bildiklerini okuyacaklar ve bu kent için tek bir adım atmayacaklardır.
Siyasiler bu erdemliliği gösterseler, kent önderleri de büyük bir memnuniyetle buna iştirak edeceklerdir.
Bakın, öteden beri bir araya gelemeyen belediye başkanları, kentin vizyonu için, kentin hizmet alması için, bir araya gelebiliyorlar mı?
Gelemezler.
Çünkü benlik duygusuyla hareket ediyorlar.
Oysa geçmişte hatırlanacağı üzere, sulardaki pastaneler, kafeler, sinema salonları, velhasıl o Atatürk caddesi dahi gece yarılarına kadar cıvıl cıvıldı.
Neden Adana’da İstanbul’un Taksimi ve Sultanahmet’i olmasın?
Çok mu zor bir şey?
Hayır,
Ama bu oluşum için siyasiler, belediyeler, odalar ve sivil toplum örgütleri oturup ellerini taşın altına koyarak kafa yormalılar.
Bu kervan gitmeye gider,
Ama nasıl?
Kör ve topal
Canlı ve gür bir şekilde kervanın gitmesini istiyorsak, başta iktidar partisinin sayın yetkilileri olmak üzere, hemen harekete geçilmesi gerekir diyorum.