Kemal Kılıçdaroğlu ve milli bütünlük

Osman PALAMUT

11 Ağustos 2011 Perşembe 09:12

Türkiye bugün gerçekten tarihi bir süreci yaşıyor.

Dünya ekonomik olarak karışık,

Ortadoğu ise siyaseten karışık.

Dünyadaki karışıklık bir yana;

Dini bağlarla,

Tarihi bağlarla

Ve hatta kültürel bağlarla bağlı olduğumuz sınır komşumuz ve Orta Doğu’da ki hareketlilik sebebiyle, Türkiye tarihi bir süreci öylesine yaşıyor ki, meydana gelen olaylar karşısında, “Bana ne” deyip bir kenarda durma şansı bulunmamaktadır.

Türkiye gerek Orta Doğu ülkelerindeki toplumsal başkaldırılar için ve gerekse komşumuz Suriye’de meydana gelen olaylar nedeniyle, “Bana ne” demedi ve elini taşın altına koyarak sıkıntılı geçen bu süreçteki akışın, Türkiye ve Orta Doğu ülkelerinin selameti için yerine oturması amacıyla harekete geçti.

Nihayet önceki gün Dışişleri Bakanımız, Türkiye’nin süreçle ilgili hassasiyetini birinci elden Suriye Devlet Başkanı Başer Esat’a bizzat ileterek, tam 6 saat baş başa bir görüşme yaptı.

İşte kıyamette bundan sonra koptu.

Başta Arap dünyası olmak üzere, dünyanın gözünün kulağının bu görüşmede olduğu bir sırada, bakın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görüşmeyi nasıl değerlendiriyor;

“Hükümet dış güçlerin taşeronluğunu yapıyor” diyerek bir değerlendirme yapıyor.

Bu görüş sıradan bir kişinin değil, Türkiye’nin en köklü partilerinden biri olan CHP’nin genel başkanına ait bir görüş.

Bütün dünya bu görüşün sonucunu merak ederken, ne yazık ki tarihi bir sürecin içinden geçtiğimiz şu günlerde, milli bütünlüğü bir kenara bırakıp, siyasi bir rant kazanma yarışına girildi.

Oysa Dışişleri Bakanı Şam’a birilerinin taşeronluğunu yapmak için değil, Türkiye’nin görüşünü iletmek için gitti.

 Elbette Türkiye’nin Şam’a götürdüğü mesaj için, yöntem olarak dünya da evet diyecekti.

Çünkü Türkiye bu ülkede tankların derhal kışlasına çekilmesi ve ardından süratle insan hak ve özgürlüklerinin önünün açılacağı reformların yapılmasını teklif etti.

Buna hakkı da var

Neden var?

her şeyden önce bu ülkeyle 850 km’lik bir sınır komşuluğumuz var,

Şimdi böylesine bir mesaj nasıl olurda taşeronlukla algılanıp itham edilir?

Elbette genel başkanlar önemli konularda siyasi rant sağlamak için politikalarının gereğini yapacaklardır, ama bu her konuda değil.

Bazı konular vardır ki politik malzeme yapılamaz,

Bu konuların başında da özellikle dış görüşler gelir.

Sayın Başbakan “Suriye bizim iç meselemizdir” derken amacını aşan bir ifade kullanmış olabilir ve siz bunu eleştirirsiniz bir Allah’ın kulu da sizi eleştiremez.

Ancak Türk milleti adına Suriye’ye gidilip Türk hükümetinin hassasiyetinin Suriye’ye iletilmesine, “Hükümet dış güçlerin taşeronluğunu yapıyor” derseniz, o zaman sizin genel başkanlığınızın inandırıcılığı, bu millet nezdinde olmaz.

Bugünler milli bütünlük günleridir.

Bugünler birlik ve beraberliği sergileme günüdür.

Sonuç olarak CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, zaman zaman yapmış olduğu o meşhur gaflarına, böylece bir yenisini daha ekleyerek Türkiye’nin Suriye sürecinde oynadığı rolü eleştirmiş olmak için eleştirmiş oldu.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.