Türk siyaset tarihinde bir eşine daha rastlamadığımız haksızlıklar silsilesini görüyoruz
Bir taraftan hakkın ve hukukun gözetilmeden, Adanalının iradesini hiçe sayıp, 17 aydan bu yana Başkan Aytaç Durağın açığa alınması,
Diğer taraftan belediyenin ve kamunun menfaatini korumasına rağmen, adliye koridorlarında koşuşturması olayı, sanırım Türkiye’de ilk defa yaşanan garip bir olaydır.
Ve bu haksız ve hukuksuz garip olayda, ne gariptir ki siyasi partilerin yetkilileri ve etkilileri de sessiz kalmayı tercih ediyorlar.
Oysa siyaset, özellikle muhalefette kalan siyaset kurumu, doğruları her zeminde seslendiren kurumlardır.
Önceki gün tutuklu bulunan Büyük Şehir Belediyesinin eski genel sekreteri Hasan Gülşen ve çalışma arkadaşlarının duruşması vardı.
Peki, bu arkadaşlar ne için tutuklanmışlardı?
Park ve bahçelerle ilgili geçmişte yapılan 5 trilyonluk bir ihale nedeniyle tutuklu bulunuyorlardı.
Şimdi o ihalenin geçmişteki sürecini şöyle bir hatırlayalım.
İhale 10 trilyona yapılıyor
İhaleyle ilgili Kamu İhale Kurumundan da bir itiraz gelmiyor.
Yani anlayacağınız Kamu İhale Yasasına uygun bir ihale.
Ancak birileri bu ihaleye itiraz ediyor.
Aslında itirazı yapan belediye yetkilileri büyük bir sorumlulukta alıyor.
Çünkü yaz mevsimi gelmiş çatmış, yapılacak olan ihaleyle kentin park ve bahçelerinin bakımı, sulaması ve fidan temini yapılacak.
Aksi takdirde park ve bahçelerdeki fidanların telefi durumunda bu arkadaşlar görevi ihmalden yargılanacaklar.
Böyle bir sorumluluğu da kusura bakmayın kimse alamaz ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak Başkanlığındaki Genel Sekreter Hasan Gülşen ve arkadaşları ihale bedelini çok bularak, aynı ihaleyi yaklaşık 5 trilyona ve üstelik bölerek 8 kuruluşa veriyor.
Ellerine sağlık.
Yani sizin anlayacağınız bu davranışla hem belediyenin ve hem de kamunun menfaati korunuyor.
Burada yapılması gereken nedir peki?
Bu insanları tebrik etmek.
Ancak bırakın tebrik etmeyi, bu arkadaşlar Kamu ve Belediye menfaatini korudukları için, ihalede fesat olduğu iddiasıyla soluğu cezaevinde alıyorlar.
Vah vah vah,
Vah ki hem de nasıl vah.
İşte önceki gün yapılan duruşmayla ilgili ulusal gazetelerin “Başkanın gözyaşları” başlığıyla verdiği haberde, Sayın Durak duruşmada ihaleyle ilgili savunma yaparak, “Bu arkadaşlarımız kamu ve belediyenin menfaatini korumak için, 10 trilyona gerçekleştirilen ihaleyi bozarak aynı işi yaklaşık 5 trilyona ihale ettiler. Suçumuz kamu menfaatini korumak mı? Ben bu arkadaşlara kefilim ve her zaman bu arkadaşlarımla çalışırım” diyerek duruşmanın seyri değişmesini sağladı.
Mahkemede yapılan mütalaa sonucu, tutuklu bulunan Hasan Gülşen ve arkadaşlarının tutuksuz yargılanmalarını sağlayan karar çıktı.
Hani derler ya;
“Allah Doğruyla”
Bu hukuk zemininde gerçekleşiyor.
Şimdi merak ediyorum;
Sayın Durak’ın her duruşmaya katılmasını büyük bir sevinçle veren bazı meslektaşlarımız, evrensel gazetecilik anlayışının gereği olarak başkanın bu muhteşem ifadelerini neden değerlendirmiyor?
Sonuç olarak başkan duruşmada, 10 trilyona gerçekleştirilen ihaleyi, yaklaşık 5 trilyona vermelerinin sonucu yargılanılması karşısında duygulanarak gözleri yaşararak ifade veriyor ve gözyaşlarına hakim olamıyor.
Kim hakim olabilir ki?
Çünkü o gözyaşlarını, ancak ve ancak erdemli insanlar akıtabilir de ondan.