Aylardır Ortadoğu ülkelerinde, yıllardır sürdürülen despot yönetimlere karşı gelişen is isyanları ibretle izliyoruz.
İbretle izlememize neden olan sebep ise, bu ülkeleri yıllardır acımasızca yöneten diktatörlerin, kendi ikballeri için dışarıya kaçırdıkları yüz milyarlarca ifade edilen servetler uğruna, halkına göz açtırmazken, hemen yanı başlarında kendi soydaşları olan Filistinlilere karşı uygulanan mezalime ise ses çıkartmamalarıydı.
Sonuçta, o diktatörler hak ettikleri sonu gördüler, ama dışarıya kaçırdıkları yüz milyarları ise hiçbir işlerine yaramadı.
Ancak Ortadoğu da ki bu durum, diğer bir ifadeyle Ortadoğu da var olan statüko böyle gitmezdi ve gitmeyeceğini de hep birlikte gördük.
Kendi soydaşlarına sahip çıkamayan Arap aleminin yapması gerekeni, sonuçta Türkiye yaptı ve Gazze’ye uygulanan ablukanın kaldırılması için düğmeye bastı.
Bu süreçte AK Parti hükümeti Osmanlı’dan gelen bir gelenek olan mazlum milletlerin yanında yer alma hassasiyetini ortaya koydu.
Önceki gün Sayın Başbakan İsrail’le ilgili son derece isabetli bir açıklama yaparak, bu ülkeyi şımarık bir oğlana benzetti.
Gerçekten de İsrail bölgede şımarık bir oğlan gibi hareket ederek, öteden beri Filistinlilere yapmadığını bırakmadı.
İsrail, dünyanın gözü önünde abluka uyguluyor, eşkıyalık yapıyor ve hemen her gün topla tüfekle saldırarak, Filistinlilerin yaşam hakkına tecavüz ediyordu.
Sözde medeniyet sahibi batı alemi ise, İsrail’in Filistinlilere uyguladığı bu ahlaksızlık için, Filistinlilerin üzerine yağdırılan bombalar için, tek bir kınamaya dahi yanaşmamaktaydı.
İşte böylesine uluslar arası bir kepazelik karşısında, İsrail’in yıllardır sürdürdüğü bu insanlık dışı olaylar için ilk defa şahsiyetli ve onurlu çıkışı Sayın Başbakan gösterdi.
İsrail’in artık bölgede istediği gibi hareket edemeyeceğini resmen dünyaya ilan etti.
İsrail’le hatırı sayılır ticari antlaşmalarımız da var.
Başbakan bununda bilincinde olduklarını, Türkiye’nin 15-20 milyon doları, hatta 100-150 milyon doları heba edeceklerini, ama Türkiye’nin onur ve haysiyetini çiğnetmeyeceğini açıklayarak, milletin hissiyatına tercüman oldu.
Ve Doğu Akdeniz’de ki uluslar arası karasularını kendi iç gölü gibi gören İsrail’e bir hatırlatma da yaparak, “Artık Deniz kuvvetlerimize bağlı donanmalarımız, bu sularda sık sık görülecektir” diyerek bu şımarık oğlanın aklını başına almasını önerdi.
Tüm bu gelişmeler olurken, ana muhalefet partisi’nin dış politikamızla ilgili tutumunu anlamak ise mümkün değil.
Sonuç olarak Türkiye İsrail’e karşı, Arap aleminin gösteremediği şahsiyetli bir dış politikayı göstermiş oldu diyorum.