Bir anda Türkiye gündemine oturan Aytaç Durak’ın görevden alınması olayının ardından 18 ay geçti.
İçişleri Bakanlığının Aytaç Durak’ı görevden almasına neden oluşturan en önemli iddia olan kaset olayı ifade edildiği gibi fos çıktı.
Bilindiği gibi Aytaç Durak’ın görevdeyken meclis başkan vekili Mustafa Tuncel bir iddiada bulunarak Sayın Durak’ kastedip;
“Beni öldürebilirler, arkamdan vurabilirler. Bu nedenle Aytaç Durak’la ilgili bildiklerimi kasete anlattım. Kaseti de güvendiğim kişiye teslim ettim. Başıma bir şey gelirse, kaseti gazetelere dağıtın dedim”
Bu iddialar hem hukuk açısından ve hem de iktidar kanadı açısından çok önemliydi.
Doğrusu kamuoyu da büyük bir merakla söz konusu kasetin içerisinde Aytaç Durak’la ilgili ciddi ithamların olacağını düşünüyordu.
Ve o kaset Başkanın görevden alınmasına zemin hazırlayan temel nedenlerden biri oldu.
O günler yine hatırlanacağı üzere Mustafa Tuncel söz konusu kaseti Cumhuriyet Savcılığına verdiğini söylemişti.
Oysa savcılığın 27-05-2011 tarih ve 14135 sayılı Savcılıkça istenmesine rağmen, “…Mustafa Tuncel tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza herhangi bir CD ve kaset ibraz edilmediği…” cevabi yazısını Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesine ibraz etti.
Ve dolayısıyla kaset iddiası koskoca bir fos çıktı.
Peki kaset iddiasının olan manevi faturasını kim çekti?
Aytaç Durak
Şimdi bu konuyu ele alırken bazı arkadaşlarımız yine eleştirilerde bulunacaklar
Hiç önemli değil.
Önemli olan doğru olan vakıaları doğru şekliyle gündeme getirmektir.
Buna hangi açıdan bakarsanız bakın,
İster beşeri hukuk açısından bakın,
İsterse İlahi hukuk açısından bakın.
Doğru olan birdir ve siz o doğruyu dile getirmek zorundasınız.
Şimdi o günler büyük iddialarda bulunularak hakkında suç duyurusunda bulunulan Aytaç Durak bu gün o iddiaların asılsız olduğunu bir bir adalet önünde ispat ediyor.
Peki bu kendisinin mağduriyeti ve hakkaniyet ölçeğindeki hakkı ne olacak?
Mesele Aytaç Durak meselesi değil hak meselesidir.
Biz gazete olarak 2006 yılında sağlıkta meydana gelen büyük vurgunlar için de haber yaparken hakkımızda olur olmaz bir yığın eleştiriler yapılmış ve olayın muhatapları bizleri tehdit etmişti.
Peki sonra ne oldu?
Beko’nun 110 TL olan bebek tartı aletini 1200 TL’ye o zamanlar açılan ihale marifetiyle satışının gerçekleşmesine göz yumanlar daha sonra Adaletin vereceği cezadan kurtulamadılar.
Sonuç olarak önemli olan konuşmuş olmak için konuşup insanlar hakkında olur olmaz iddialarda bulunmak değil, ortaya atılan iddiaları ispat etmektir.
Şimdi ister istemez boş çıkan, fos çıkan bu kaset olayı akıllara şu soruyu getiriyor;
“Yoksa bu bir senaryonun gereği miydi?”
Bilemem.
Onu da ortaya çıkaracak olan devletin ilgili kurumlarıdır.