Naim Yalçınel arkadaşımız; çok sabırlı olmasına rağmen, günümüzde köşe başlarını tutan bazı sözde Müslümanlar için ise, ne sabrı kalmış, ne de tahammülü ve başlamış eleştirmeğe.
Hani bir atasözü var ya;
“Ele verir talkını kendi yutar salkımı” da olduğu gibi, günümüzde İslami hassasiyete sahip olduğuna inandığımız bazı arkadaşlar toplum içerisinde doğruluktan, dürüstlükten ve kul hakkından bahsederler ama bildiklerinden de vazgeçmeyerek, yaşam tarzlarını utanmadan ve sıkılmadan inanılmaz bir şekilde değiştirirler.
Daha düne kadar konuştukları zaman mangalda kül bırakmayıp helal ve haram noktasında müthiş kırmızı çizgileri olan beyler, şimdilerde Naim kardeşimin söylediği gibi öylesine para kazanıyorlar ki, bu miktarlar Naim beyin ifade ettiği gibi öylesine 10.000 TL falan da değil, trilyonlarla ifade ediliyor.
10-15.000 TL alan arkadaşlar ise işin şeytan sokaklarına girmeden maaş alanlar ve bir de bunların yanında şeytani yöntemlerle kamuoyuna karşı vicdanlarını rahatlatarak, trilyonları kazananları biliyoruz ve yazıklar olsun demekten öteye gidemiyoruz.
Peki, kim bunlar?
Bunlara baktığınız zaman yüzümüze karşı İslami hassasiyetlerden bahsederek “Yukarıda Allah var yetim hakkı yenmez” diyerek kendilerinin iyi bir mümin olduğunu söyleyen bedbahlardır.
Ne yazık ki bu tipleri Naim Yalçınel’in ifade ettiği gibi hemen her Umre döneminde ve Hac mevsiminde bu kutsal topraklara giderek Umre ve Hac farizasını yerine getirmek için Efendimizin soluduğu toprakları arşınladıklarını duyuyoruz.
Bu arkadaşlar artık manevi bir havanın estiği şadırvandaki taburelerde değil, Kaktüs, Park Zirve ve benzeri yerlerde akşamları başlıyorlar sohbetlere.
Artık bunlar tebliğ görevlerini bitirdiler, şimdi işadamı oldular.
Bu beylerin malikaneleri de bir başka.
O da ayrı bir debdebe
6-7 Yüz milyara aldıkları evlerini, bir o kadar da İtalya’dan getirdikleri malzemelerle döşeyerek, yaşamlarını tam anlamıyla toz pembe hale getiriyorlar.
Artık apartman dairelerini de beğenmeyen bu beyler, şimdi ultra lüks villalarla ilgileniyorlar
Böylesine pervasızca nasıl harcanabiliyor bu paralar dersiniz?
Gerçekten alınların teriyle kazanılmış paralar olaydı, harcamalar bu düzeyde olur muydu?
Şu cürete bakın, bu beylerden biri, koltuk ve makam sahibi olduktan 25 gün sonra soluğu Adana’nın ünlü bir mobilya mağazasında alıyor.
Komşum olan mobilya mağazasının muhasebecisi “Abi dün …………bey geldi, bir koltuk takımı için 28 bin TL para ödedi gitti” diyor.
Bunlar da güya Müslüman.
Allah’tan korkun kuldan utanın.
Hoş, utanacak olsalar böylesine bir yaşam tarzına meyil etmezlerdi ya..
Ama gelin en azından bir toplum içerisinde konuşurken, kul hakkından bahsedip utanmadan fetva vermeyin.
Sonuç olarak sevgili arkadaşım, bu bedbahlar her dönemde olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
Ama senin gibi idealist insanlar, her zaman umutkar olacaktır diyorum