Bir tavsiye ile başlamak!

A.Kadir TUNÇER

17 Ekim 2011 Pazartesi 09:30

Öncelikle site yönetimine, tarafıma ilettikleri nazik davetleri ve siz takdire şayan okuyucularla buluşturdukları için en içten duygularımla teşekkür ediyorum. Her zaman ve zeminde; nezih bir ekiple birlikte, “çıkar öncelikli” değil de, “faydalı olma” kaygısı taşıyan bir platformun içinde yer almış olmaktan mutluluk duyarım.

 

Baharların sonuncusunu sizlerle birlikte yaşayan, fay hatları derinden ve yerinden etkilenen duygularımın harmanladığı bir avuç düşüncemi, bir kardeşiniz olarak, sadece “faydalı olma” kaygısını güderek, sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

 

İlkyazımız; sizlerle buluşurken, duygu ikliminin hâkim olduğu, aramızda gönülden gönüle kurulan bir köprü olsun istedim.

 

Konular her zaman olduğu gibi yoğun ve çok çeşitli.. İstedim ki, ilk girizgâhımızın peşrevi, yüreklerin nazenin tınısından yansıyan duygularımıza eşlik ederek başlasın, hem de güzel bir temenni ile.. Sizlerin de, gündemin amansız girdabında boğuşan beden ve ruh halinizin sessiz çığlıklarına eşlik ederek, hummasına tutulduğum “mevsime dair” birkaç kelime ile raks geldi içimden..

 

Size sunmak üzere; ruhumun odağında özgürce uçuşan kelimelerden bir buket oluşturmak istedim. Lütfen kabul ediniz!

 

İsmi ile müsemma, taşıdığı yük ve üstlendiği sorumluluktan olsa gerek, “sonbahar”ın ruh ve bedenlerle raksı çok farklı oluyor!

 

Çayın bile demini daha bir dokunaklı ve anlamlı kılan, daha da demlendiği bir dem..

 

Vaktin ikindisinde, zamanı demlenenlerin daha çok dikkat ve rikkat kesilme vakitleri..

 

Nöbet değişimlerinin en dokunaklı sahnelerinin sergilendiği, devasa bir sahnenin adı..

 

Duygu sağanaklarının, kendilerini en iyi ifade edebildikleri mevsim..

 

Yaşların yaş’larda  billurlaştığı bir zaman..

Özlemlerin bile özlenerek, yudum yudum içildiği, hüzün şerbetinin en diri iklimi..

 

Sevdalara soyadı olan bir bitiş, gelecekteki muştuların farklı bir ekim başlangıcı, damlaları sel kılan bir umman, yüksek irtifalara alıp götüren, kendine özgü rayihalar estiren hüzünlü fırtınaların deryası, yeşilin en sarısından örtüsü, güftelerin notalara dökülen içli nağmesi, şairlerin en seçkin dizelerinin baş konuğu, dört duvarların gökyüzüne açılan penceresi, özlemlerin en güzel özlendiği zaman dilimi..

 

Çoğumuzun, hüznün elleriyle, dantel dantel ördüğü gönlüne kaç sonbaharı sığdırdığını bilmiyorum ama, herkesin başköşede misafir ettiği bir veya birkaç “sonbahar”ı mutlaka olmuştur!

 

Sabrın gergefinde işlenen duyguların, kendilerine yer bulduğu bir esenlik limanı.

Herkesin; nefes alıp verdiği an’ın her karesinde, içinde yer aldığı ve yasası, Yaradan tarafından konmuş, müthiş bir imtihan seremonisi..

 

Bahar’ın “ilk”inden “son”una kadar.. Bu hep böyle bir takdir bizler için.

“Hayırlısı”na talibiz!

 

Zaman içinde zaman.. Güle vurgun bir diken, filiz veren bir tohum, sancılı mutlulukların son anı, sabır içinde çile, hüznün değişik mola anı, gençliğe gerçek ayna, yaşlılığa bir ikrar, sevdaya tutkunun yaşanan realitesi..

 

İçinde bulunduğumuz yerel, ulusal ve uluslararası böylesi bir konjonktürde, en çok ihtiyaç duyduğumuz bir güzellik!

 

İçi kocaman hüzün ve umut dolu bir “Sabır”.. Ve Sabır dolu bir Sonbahar!

 

Ve Kutlu deyişle son nokta:

 

“Sabır Güzeldir!”

 

***

 

Neşter!

 

Bari..

 

Ruhlar aç, yürek yorgun, bıktırdı karanlıklar!

Umutlar ya askıda, ya mahkûm, ya firari!

El verin, yürek verin, gelsin şu aydınlıklar!

Biz mutlu olamadık, çocuklar olsun bari!

 

Sevgi ile kalın..

akt

 

ak-tuncer@hotmail.com

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.