Bir önerim var Sayın Valim

Osman PALAMUT

19 Ekim 2011 Çarşamba 10:12

Kurtuluş Savaşı, İstiklal Harbi, Türk İstiklal Harbi veya Milli Mücadele olarak ta adlandırılan    1. Dünya Savaşında yüz binlerce şehit verdik.

 Osmanlı İmparatorluğu’nun şer güçler tarafından işgal edilmesi sonunda, Misak-ı Milli sınırları içinde, ülke bütünlüğünü korumak için atalarımızın başlattığı Kurtuluş Savaşı, çok cepheli siyasi ve askeri mücadelemiz, 1919-1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen, 24 Temmuz 1923 te imzalanan Lozan Antlaşması ile de resmen sona ermiştir.

Ancak, etin kemiğe galip geldiği Çanakkale destanını yazan 253 bin kahramanımızda burada şehit olmuştur.

Öyle bir savaş ki, analar evlatlarına;

“Er meydanından kaçarsan hakkımı helal etmem” diyerek uğurladığı bir savaş.

Cepheye giden Mehmetçik ise, bir adım sonra Şehit olacağını bile bile büyük bir gururla cepheyi namerde bırakmamak adına, kurşunların önüne atıldığı bir savaş.

Peki, neydi bu aşk?

Bile bile ölüme gitmesinde ki sır neydi?

Tek bir aşk ve tek bir sır vardı, o da;

Allah’ın rızasını kazanmak ve böylece ülkenin bütünlüğü ve milletin namusu korumaktı.

Öyle de yaptılar.

Çünkü bu aşk, yaratılışın mutlak bir gayesiydi.

Ne Kurtuluş Savaşı’ndan önce ve ne de sonra Türk-İslam Medeniyeti’nin inşa edildiği Anadolu topraklarında, şehitlerimiz hiç ama hiç eksik olmadı.

Hemen her gün şehit veriyoruz.

Daha dün 8’i Polis 32 askerimizi ve 3 sivil vatandaşımızı şehit verdik bu toprakların bütünlüğü, milletimizin huzur ve güvenliği için.

Bu ülkenin faturasında kan ve can vardır.

Dedim ya, çok cepheli bir savaş oldu Kurtuluş Savaşımız, ama kurtuluşumuzun mimarlığını yapanlara ve hala milletimizin güvenliği için şehit olanlara layık olabildik mi?

İşte problem de burada zaten.

Bakın, kurtuluş günümüz, her yıl geleneksel olarak düzenlenen resepsiyonla, Hiltonsa’da bir kokteyl verilerek gerçekleştirilir.

Ne yapılır burada?

Yapılan tek şey siyasi dedikodular.

Büyük paraların ödendiği bu geceye kimler gelir?

Kentin mülki amirleri, belediye başkanları, siyasiler, bürokratlar ve sivil toplum örgütlerinin başkanları.

Peki ebedi alemde olan Şehitlerimiz için bu gecenin önemi nedir?

Biri çıksın bunu kamuoyuna açıklasın açıklayabiliyorsa.

Şehitlerimizin ruhuna bir fatiha mı okunuyor?

Yoksa o dönemden ders almamız için bir takım belgeler mi sunuluyor?

Bir tarafta Allah için Sarıkamış’ta donarak hakkın rahmetine kavuşan atalarımız, diğer tarafta 253 bin Çanakkale şehidimiz, uyduruk bir kokteyl ile anılsınlar diye şehit olmadılar.

Onlar Allah kelamı uğruna çıktılar o yola, bu gün ise kutlanan gecelerde Allah kelamının izine bile rastlamamanın sıkıntısını yaşıyoruz.

Bu etkinlik bizim kültürümüz değildir.

İki kez katıldığım, daha sonra katılmadığım bu kurtuluş günü yerine, gelin milletin kabulü olan ve en azından şehitlerimiz için fatihalar gönderebileceğimiz daha görkemli etkinlikler düzenleyin.

Sayın Valim ne der, nasıl karşılar bu teklifimi bilmem, ama doğru olan bu olsa gerek diyor ve bu tür resepsiyonların iptal edilmesini talep ediyorum..

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.